söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İbrahim Özgeci'nin kaleminden


İbrahim Özgeci’nin kaleminden

 

COVID-19 - ŞEHİR PARKLARI - BELEDİYE ÖNÜ

 

Tüm dünyayı etkisi altına alan virüs; ülkemizde, dolayısıyla ilçemizde ve yakın çevremizde de etkisini sürdürüyor. Bir süredir hayatımızda yer alan ve tüm dünyadaki insanların yaşam biçimini yeniden şekillendiren virüsle mücadelemiz de hem ülke çapında, hem de bireysel olarak kesintisiz devam ediyor.

Fakat hem kendi sağlığımızı, hem de toplum sağlığını korumak için çok daha dikkatli olmak zorundayız. Yaşadığımız toplumun kurallarına uymalı, saygı göstermeliyiz. Caddede, sokakta, işyerlerinde, marketlerde, toplu taşımalarda, kafelerde ve hatta oturduğumuz sitelerde, apartmanlarda maskeyle birlikte sosyal mesafe kurallarına da eksiksiz uymalıyız. Evet bu sıcak havalarda maske takmanın zorluğunu, sosyal mesafeyi korumanın bazen neredeyse imkansız hale geldiğini tabi ki ben de biliyorum. Fakat maskeyi çene altına, burnunun altına, hatta dirseğe takmak oldukça yaygınlaştı. Nezaketle uyarıldıklarında bile insanların gereksiz tepki gösterdiklerini hepimiz gözlemliyoruz. El sıkışmak, sarılmak için hamle yapanları savuşturmak için şekilden şekile giriyoruz. Arkadaşlarımızla (kültür ve eğitim seviyesi ne olursa olsun) ters düşüyoruz. Çoğunlukla küsülen, darınılan taraf oluyoruz. Maske sorduğumuzda; “Evde”, “Arabada”, “Cebimde” cümlelerini sıkça duyuyoruz.

Bir de maskeyi çıkarıp hapşıran, sonra maskesini takanları sıkça görüyoruz. Oysa maske hem sizi, hem ailenizi, hem de bizleri yani tüm toplumu korur.

Bu bir süreç ve bunu kısa sürede aşmak istiyorsak, hem kişisel temizliğimize, hem de maske, sosyal mesafe kurallarına uyacağız. Bu tarz pandemi süreçlerinde, her birey sadece kendisinden değil, toplumdan, toplum sağlığından da sorumludur. Mazeret üretmek istersek karşılıklı onlarca mazeret üretebiliriz. 

 

ŞEHİR PARKLARI

 

Şehir parkları bulundukları şehirlerin akciğerleridir. İnsanların doğayla kucaklaştıkları, temiz havayı ciğerlerine çektikleri, biraz olsun şehrin gürültüsünden, stresinden uzaklaştığı yerlerdir. İlçemizde de şehir merkezinde iki büyük park mevcut. İrili ufaklı semt parkları ve çocuk oyun alanları ile spor ve yürüyüş alanlarını da buna ilave edebiliriz. Hatta buna belediye meydanı ile hükümet meydanını da katabiliriz. Hepsi birbirinden değerli bu alanlardan yeterince yararlanabiliyor muyuz? İşte bu konuda evet diyemiyorum. Söke Şehir Parkı / Atatürk Parkı bizim çocukluğumuzda bugünkünden daha güzel, daha canlı bir parktı. Hatta içinde güvercin evleri, tavus kuşları, sülünler ve tavşanlar vardı. Park görevlileri ve ziyaretçiler bu hayvanları elleriyle beslerlerdi. 

Bugün aynı parktan sabah sporu, yürüyüş, çocuk oyun alanı ve köpek gezdirme için genellikle gündüz saatleri seçiliyor. Oysa bugün parkın çevresinde hareketli bir cadde ve kafeler var. Aydın caddesi eskisi gibi hareketsiz bir yer değil. Söke halkı; parkların geceleri daha iyi ışıklandırılması ve şehir mobilyalarının bölgenin simgesi “pamuk temalı” yenilenmesi, ilkbahar ve yaz boyuna yayılmış ilgi çekici kültür, sanat, sergi ve müzik etkinlikleriyle bu parklara çekilebilir. 

Aydınlatma konusunda da, mevcut aydınlatmaya ek olarak, bölgemize özgü güneş enerjisinden faydalanıp, modern aydınlatma araçları kullanılabilir. 

Ayrıca bu parkın, İstasyon Caddesi yönünde bulunan duvarıyla birlikte, Karadeniz Pastanesi yönüne doğru, giriş kapısı sırasındaki duvarın da bir bölümünün ortadan kaldırılabildiği yeni bir projeyle, bulunduğu ortamın yeşille bütünleşmesi sağlanabilir. 

Burada da kaldırım her iki yönden genişletilip, cadde tek araç geçecek hale getirilirse, parktan yararlanan insanlar caddeye inmek, araç trafiğine karışmak zorunda kalmadan parkın yeşil alanlarına adım atabilirler. Unutmamalı ki, parka gelen insanların büyük bölümü küçük çocuklar ve onları oraya getiren yaşlı insanlar.

Parkımızın kısa dönem geçmişine baktığımızda, 27 Eylül 2013 yılında Atatürk parkında kapsamlı bir çalışma yapılmış, hastalanmış ağaç ve bitkiler sökülüp, yenileri eklenmişti. O dönemde yeni spor alanı ve çocuk parkı da parka dahil edilmişti. Yaklaşık bin m2 alan da parka dahil edilmişti. Bu tarihten sonra zaman zaman parkta çalışmalar yapılmış olsa da, en son 2019 ekim ayında Büyükşehir belediyesi parkta büyük ve detaylı bir çalışma başlatmıştı. Bu çalışma ile pek çok düzenleme yapılmış, ağaç bakım ve dikimleri, çevre düzenlemesi yapılmış, daha bakımlı ve ilgilenilir hale getirilmişti. Artan nüfus ve yeşile olan ihtiyaç nedeniyle sürekli değişim ve gelişime ihtiyaç duyan park, yukarıda bahsettiğim birkaç küçük dokunuşla eski günlerinden çok daha iyi bir hale gelebilir.

Bu tarz büyük parkların bakım ve onarımı, sürdürülebilir halde tutulması tabi ki zannedildiği gibi kolay değil. Bitki örtüsünün canlı kalması için yapılan çalışmaların yanında, parklardaki oturma alanları, yürüyüş yolları, spor aletleri ve çocuk oyun alanını aktif halde tutmak yoğun bir emek ve çaba gerektiriyor. Burada belediyelere düşen görevlerin yanında, bu ölçekte büyük parklardan faydalanan biz Sökelilere düşen görevler de var. Herkes oturduğu banktan, kullandığı spor aleti ya da çocuk oyun alanındaki oyuncaklardan bireysel olarak da sorumluludur. “Ben kırarım yenisini yapsınlar”, “Ben kirletirim temizlesinler” türü davranışlar hepimizin faydalandığı bu özel alanları yok etmekten, zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.

Son olarak, parkımızda yeralan Söke’nin sembolü olmuş palmiyeleri koruma konusunda da hepimize görevler düşüyor. Palmiye ağaçları şehrimizle bütünleştiler, sembol ağaçlar haline geldiler.  

 

BELEDİYE ÖNÜ

 

Yine bu şehirde uzun yıllardır yaşayan ve yaşı kırkın üzerinde olanlar bilirler ki “Belediye Önü” Sökeliler ve Söke’nin köylüleri için çok önemli bir yerdi. Çarşamba günleri Söke Ovasında çalışan tarım işçileri ve işverenler, dayıbaşılar burada toplanır. O haftaki ücretlerini hemen oracıkta çıkardıkları küçük bir defterden kontrol eder, öderlerdi. Parasını alanlar da hemen sepetinin ucundan tutar, ailesinin haftalık pazar alışverişini yapmak için bölgenin en büyük pazarı “Çarşamba Pazarı”na giderlerdi. Köylü kentli herkesin ortak buluşma noktası burasıydı. Meydanda bir çay ocağı, pamuk kızlar heykeli ve renkli ampullerle süslü çardakları vardı. İnsanlar gündüz gece, kadın, erkek, çocuk burada oturur, sıcak çayını, soğuk limonatasını, kahvesini içerlerdi, Burası bahardan yaz sonuna kadar cıvıl cıvıl olurdu. Bugün küçük dokunuşlarla aynı havayı, atmosferi yeniden yakalamak mümkün. Yine burada da kent mobilyalarının ve ışıklandırmanın değiştirilmesi, Söke’nin simge heykelleri “Pamuk Kızlar”ın yeniden konumlandırılması şart. 

Yukarıdakilerin hiçbiri yapılamayacak şeyler değil. Gerekirse internet üzerinden birkaç projeyle oylamaya bile çıkabilir. 

Ne de olsa bizim sloganımız gazetenin kurulduğu 1962 yılından bu yana hiç değişmedi: 

“Her şey Daha Güzel Söke İçin”…

 

Bu haber 394 kez okundu.

FOTOĞRAF GALERİSİ

Bu habere ait başka fotoğraf bulunmamaktadır.
Yorumlar
    Henüz bu habere ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz