söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



DOĞRUSUNU SEN BUL


DOĞRUSUNU SEN BUL

 
 
“Hakkâri’de polisi linçten, DTP’li yöneticiler kurtardı.”
- İyi de, kim linç edecekti?
 
“Vatandaşların arasına karışan eli silahlı bazı kişiler, etrafa taş ve molotof kokteylleriyle saldıran DTP’li gruba ateş açtı. Olayda bir kişi yaralandı.”
- İşe nereden başlamalıyım, inanın kestiremiyorum. Eli silahlıya da, taşlı ve molotof kokteylli olana da karşıyım. Ama bir şeyi merak ediyorum: “Vatandaşların arasına karışan eli silahlı bazı kişiler”, kim? Fotoğraflarından bulmak için neden gayret etmiyorsunuz? Yoksa karıştırıcılardan birini bağrınıza basarken, ötekini partilerden birine yamamaya mı çalışıyorsunuz? Haberdeki üç kişiden, son ikisinin hiç mi günahı yok? Bütün suç, eli silahlı abalının mı?
 
“Silahlı göstericiler delil yetersizliğinden serbest.
Şahısların sorgusu gece boyunca devam etti. Emniyetteki mülakatlarında mallarına yönelik bir saldırı ile karşılaştıklarını anlatan şüpheliler, bu nedenle mahalle sakinleri olarak ellerine ne geçtiyse savunma amaçlı beklediklerini ifade etti. Polis, şüphelilerin elinde görülen silahların kuru sıkı tabanca olduğunu tespit etti.”
- Bu haber, yukarıdaki olayla ilgili. Aynı gazetenin ertesi günkü haberinden alındı. Fakat kayırılma eksikliğini fark ettiniz mi? Saldıranların durumuyla ilgili olarak ne yapıldığı hâlâ meçhul...
 
“Okulumuz çok kozmopolit. Arnavut, Makedon, Türk, Boşnak, Ulah, Torbeş; dolayısıyla farklı dinlere mensup öğrenciler var. Ama aralarında onca husumete rağmen bu çiçekler, büyüklerine inat aynı sırada, aynı sofrada beraber oluyorlar.” (Abdullah Aymaz)
- Hocam, doğru söylüyorsun. Hiç yanlışın yok, bunu biliyorum. Ama isimlerini üşenmeden tek tek saydığınız bu öğrencilerinizin okulu, şimdi hangi ülkede? Yugoslavya’da mı? Yok, yok... Yugoslavya’yı nereden çıkardım şimdi. Öyle bir ülke var mı? O sınıfın yavruları, şimdi hangi ülkelerin bayraklarının altında gölgeleniyorlar? Bileniniz parmak kaldırsın...
 
“Erdoğan: Açılımı liderlerle değil, milletle götüreceğiz” diyor.
- Doğru da bunun en kestirme yolu erken seçim ya da referandum değil mi?
 
“İspanyol rakipleri THY’nin anlaşmasını bozmaya çalışıyor.
THY’nin, Barselona ile imzaladığı sponsorluk anlaşmasının bozulması için çaba gösteren İspanyol Hava Yolu şirket ve seyahat acenteleri, direkt uçuşu engellemeyi başardı. Anlaşmaya karşı olan bir İspanyol gazetesi, uçakta “Yaşasın özgür Katalonya” anonsu yapıldığını yazdı. THY haberi yalanladı.”
- THY adına üzüldüğümü söylemeliyim. Demek ki yalanlama yetmiyor. Gördüğünüz gibi İspanya’da yaptırım gücü olan güç bir devlet var değil mi?
 
“İMF’ye el açmadık, kendi yağımızla kavrulduk.”
- Doğru mu? Halkı zaten defterden sildik, memur ve işçilerimizin arada bir de olsa bir kilo et için kasaba girebildiklerini göreniniz var mı? Hele kavurma yapıp yiyebilenleri?..
 
“Erdoğan’ın Roma ziyareti saldırıya takıldı.
İtalya Başbakanı Berlusconi’ye yapılan saldırı, Erdoğan’ın Roma ziyaretini de vurdu. İki liderin başkanlık edeceği hükümetler arası zirve, ileri bir tarihe ertelendi.”
- İyi de, bize bu ertelenmenin sebebi başka sebeplere bağlanarak açıklanmadı mı?
 
“Güneydoğu’daki kanaat önderlerinden ortak çağrı:
Sokak eylemlerinin kimseye faydası olmaz, oyuna gelmeyin.”
- Doğru. Ancak isimlerini sıralamakla yetineceğim bu kanaat önderlerinin güçlerinin kendi gölgelerinin bile boyunu aşamadığını söylemeliyim. Metin Özşanlı, Ömer İler, Muhammet Akar, Hafız Ali Mülayim, Fettullah Erbaş ve Ahmet Şen, haberde adı geçen kanaat önderleri. Şimdi sormanın tam zamanı: Siz de bu kişilerin kanaat önderi olduğuna inanıyor musunuz? Üstelik içlerinden kaçını tanıyorsunuz? Söyler misiniz?
 
Ahmet Türk “Diyarbakır’dan seslendi: Bu ülkenin insanlarını birbirine kırdırmayalım.”
- Doğru. Bu, her şeyin özeti değil mi?
 
“400 yıllık el yazması eserler 2,5 yıldır depoda çürüyor.”
- Ne düşünüyorsanız, içinizde tutun. Bize sadece bu konuda değil fakat bütün konularda büyüklerimizin uygun gördüğü tek ilaç, çürütülmek ve çürümekten başka ne? Sadece onu düşünün. Yetmez mi?
 
“Hz. Mevlânâ zikir halkasına katılmış. Ama halkada bir de sarhoş var. Onu zikir halkasından çıkarmak istiyorlar, fakat o da çıkmak istemiyor. Mevlânâ bu durum üzerine; “Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz” demişti.” (Ahmet Şahin)
- Aman, aramızdaki sarhoşlara dikkat. Akıllı olalım, hep ayık kalalım. Sarhoşluk yapmadığımız gibi, yapanların sözlerine de aldanmayalım. Olmaz mı?
 
Oyhan Hasan Bıldırki
 
 
   
 
 
 

 

Bu makale 703 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz