söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



BİZ ESKİDEN TÜRKTÜK...


BİZ ESKİDEN TÜRKTÜK...

Biz eskiden Türk’tük...
Ve milletçe mutluyduk. Birbirimize acabalı gözlerle bakmıyorduk. Şimdi, gölgemizden bile endişeleniyoruz. “Acaba o da başkalaştı mı?” diye. O da ünlü ünsüz büyüklerimizin şimdilerde günaşırı bize öğrettikleri sayısız kimlik şemsiyelerinden birinin altına girmiştir diye.
Biz eskiden Türk’tük...
Milletçe mutluyduk.
Şimdi yüreğimiz kan ağlıyor.
Her gün kalplerimizi yakan, analarımızı ağlatan şehit haberleri alıyoruz. Hâlâ akıllanmıyoruz.

Biz eskiden Türk’tük...
Ve oldukça güçlüydük.
Herhangi bir sıralamada arka arkaya dizilen üç sayının iriceleriyle tanıtılmıyorduk.
Sözümüz dinleniyor, özümüze güveniliyordu.
Oğuz Han’ın başlattığı büyük yürüyüşümüz, Süleymanlarla muhteşem yüzyılları yaratıyordu.
Sızlayana arka çıkıyor, ağlayana yardım ediyorduk.
Yanmaz kara kömür sıralarına asla düşmüyorduk.

Biz eskiden Türk’tük...
En umutsuz anlarımızda bile kahramanlaşıyor, destanlar yaratıyorduk.
“Yenildi sayıldığımız son yüzyılda” Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının önderliğindeki millî kuvvetlerimizin arasındaki Yörük Ali Efe’ler, Cafer Efe’ler, Demirci Mehmet Efe’ler, Antepli Şahin’ler, Maraşlı Sütçü İmam’lar, Köprülülü Hamdi Bey’ler, Yahya Kaptan’lar, Çete Ayşe’ler, Kara Fatma’lar, Onbaşı Nezahet’ler, Toros Kartalı Kılavuz Hatice’ler, Kastamonulu Erkek Halime’ler; İzmir’de düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin’den aldıkları ilhamla yumruklarını aynı yere vurarak Türk İstiklâl Savaşı’nı kazandılar ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular.
İyi ettiler...
Arkalarında bize sonsuza kadar yaşamasını istediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni bıraktılar.

Biz eskiden Türk’tük...
Türkçe konuşur, Türkçe düşünürdük.
Şimdi, ünlü ünsüz büyüklerimiz sayesinde çok dilli olduğumuzu öğrendik.
Öğrendik amma görüyor musunuz neler oldu?
Dünkü vilayetlerimizden birisi olan Suriye bile, silahsız, deneme uçuşu yapan tayyaremizi düşürdü gitti.
Toplantılar, toplantılar... Sonraya bırakılan açıklamalar...
Oysa; biz eskiden Türk’tük...
Hangi iş olursa olsun, arasını soğutmadan çözerdik.

Biz eskiden Türk’tük...
Üstelik, çok dilli değildik.
Sırf Türkiye’de yaşamak, denizinde yüzmek, yaylalarında serinlemek için Bosna’dan gelip Boşnak, Romanya ve Bulgaristan’dan gelip Pomak, Tiran’dan gelip Arnavut diye anılmak, muhacir sayılmak için bu topraklara gelmedik.
Şimdi çok dilli olmakla öğünüyor, filan feşmekân ülkeleri doğru örnekler olarak milletimize sunuyoruz. İyi de Amerika Birleşik Devletleri’nde Eskimoca, Kızılderili’ce diye diller var mı şimdi?

Biz eskiden Türk’tük...
Çok dilli değildik, tek dil biliyorduk. Türkçe düşünüyor, Türkçe konuşuyor; anlaşıyorduk. Yüreklerimiz aynı iman nuruyla yıkanıyordu. Sapına kadar erkek millettik ve korkusuzduk.
Ama şimdi?

Görüyorsunuz işte, her işimizi sonraya bırakıyor, fotoğraflarla avunuyor, otuz küsur parçaya böldüğümüz, bin bir renkli şemsiyelerin altında topladığımız milletimizi de bir güzelce avutuyoruz.
O kadar.

Aman Allah’ım, of!
Biz eskiden Türk’tük...

 

Bu makale 828 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • halil güven (26/6/2012)
    Kardeş... İkimiz de benzer şekilde aynı konuyu işlemişiz ne güzel... Şimdi Türkü yeniden yaratma zamanı... Bırak ağlamayı al eline kazmayı, küreği, baltayı, tarayı, bıçağı, testereyi.. Kaz toprağı ek yeni Türk fideyi, tımarla kocamış işe yaramaz ağaçları... Aşıla yeni Türk aşılarıyla... Bırak ağlamayı bırak... Ne yapabiliyorsan onu yapmaya bak... Selam ve sevgilerimle...