söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İKİ KİTAP, İKİ ŞİİR, İKİ YILDIZ


İKİ KİTAP, İKİ ŞİİR, İKİ YILDIZ


İnsan, güzel ve değerli olandan vazgeçemiyor. Üstelik bir de hem güzel, hem değerli olursa, değme keyfime, bırak beni. O aynada gördüklerimi anlatayım bir bir size.
İki kitaptan, iki şiirden ve iki yıldızdan söz etmeliyim şimdi. Bu altı öge hem güzel, hem de oldukça değerli.
İlki, tanıdığım, soyadı gibi yıldız olan bir şair İbrahim Yıldız. Öteki, ilk ustadan ışık almış ama şimdi kendi şiir dünyasının en yücesine çıkmış olan Hüseyin Özmen. İkisi de tartıldıkları terazinin kefelerini dengede tutar.
Denge, şairinin mayası. Mayaların hası. En akla gelmedik iki öge, bakın nasıl giriyor İbrahim Yıldız’ın şiirine, hem de hiç sezdirmeden, sansür mansür dedikleri ağzına biber sürdürmekten de hiç çekinmeden? Sizi can evinizden yakalıyor, kanınıza giriyor, aklınızı çeliyor.

Seyircilerden İkisi

ceketim kötü kalpli değil
ceketim akıllı
ceketim iyi arkadaş.
dün gece tutuldu sandalyeye
bizi seyretti
ve kimseye bir şey demedi.
düşünmüş olmalı
her gün sırtımda gezdirdiğimi.

karyola iyi kalpli değil
karyolanın ağzı gevşek
kıskandı bizi
dişleri gıcır gıcır etti...

İbrahim Yıldız (Vakitsiz Ölmek Yasak
Sayfa 27, Temmuz 2012
Tay Yayınları – Karabük)

Dediklerimi toparlamalıyım şimdi. Yoksa deşmek istediğimiz anlam kül bağlar, uçup gider, yiter. Ceket, şiirimizde yeni bir imge. İyi kötü arasındaki dengeyi çok iyi kurmuş, arkadaşlık nedir örneklemiş, sandalyeye tutunmuş, iki sevgiliyi izlemiş ama sır kesilmiş, kimseye hiçbir şey dememiş. Neden mi diyorsunuz? Şiire yeniden baksanıza canım. Anladınız değil mi? Kendisini her gün sırtında gezdiren şaire bağlılık borcu var onun.
Fakat karyola öyle değil. Üstelik ağzı gevşek, kötü kalpli ve de kıskanç. Dişlerini gıcırdatmış, keyfe soğan doğramaya çalışmış.
Şiirin iki öbeğinde de sanatlı söyleyişler var. Şiiri mıncıklayıp bu defa sizin keyfinizi bozmamak için oradaki edebî sanatların adını sıralamayacağım. Yalnız yağın, unun, şekerin ve ateşin bulunduğu yerde helva karılmaz da tirit mi kaynatılır?
Çağdaş şiir bu işte.
Şairinin soyadı gibi yıldız olan şiir bu işte. Yapmacıksız, yalın ama görkemli bir şiir.

güzel

güzel şeyler gelir aklıma
irisinden soğuk bir şeftali
sıcak temmuz akşamında

bir parça bulut
birkaç metreküp yağmur
rahmet rahmet diyen
toprağında

gelir
güzel şeyler gelir aklına
örneğin ceylanla dost olsun arslan
avcı gönül avlasın dağlarda
çatal çatal olsun yürekler
sevgi ormanında

güzel şeyler diyorum
gelsin artık aklına
yâr boynuna sarılsın yiğit kollar
analı babalı büyüsün balalar
ağıtsız obalarda

ve güzel güzel ölsün güzeller
hep ecelinden
yatağında

Hüseyin Özmen (Orunsuz
Sayfa 23, Temmuz 2012
Tay Yayınları – Karabük)

Bana göre güzel, değerli olan neyse o. Ya değersiz diyeceksiniz, güzel değil mi? Doğrusunu diyemem şimdi. Ama Hüseyin Özmen’in “güzel”ini okursanız, aklınıza düşen soruların tamamının çözüldüğünü göreceksiniz. Değerini bilmediğimiz görkemli bir ülkede yaşıyoruz. Yaşıyoruz da aslında birbirimizi hiç sevmiyoruz. Çocukluğumda öte yaka ve öte yakalı sözlerini sık sık duyardım. Delikanlılık çağımda bu sözler, hayatımın her karesinden çekilip gitti. Şimdi veda çağındayım ve ne yazık ki “ötekileştirme” belasını daha çok bizi yönetenlerin ağzından düşürmediklerini görüyorum. Böylece üç beş oy uğruna ülkemdeki güzellikleri berbat ediyorlar. Hayır diyorsanız, yukarıdaki şiiri bir kere daha okumalısınız. Çünkü has şiir, okundukça genişleyen, anlamı çoğalan bir şiirdir.
Şair, sıcak bir temmuz akşamında güzel şeyler düşünmekte, sevdikleri ve sevmedikleri ne varsa şiirinin aynasına düşürmektedir. Niçin arslan, ceylanla dost olmamaktadır? Avcı, neden sadece gönül eğlemek için dağlarda dolaşmaz? Sevgi ormanında toplanması gereken çatal  (cesur) yürekliler nerede? Bütün yiğitler sevdikleriyle ne zaman sarmaş dolaş olacaklar? Sevimsiz bir sebebin kulpuna yapışıp babasız ya da anasız bırakılan balalar hangi çağda analı babalı büyüyecekler? Hemen her gün ateş düşen ocaklardaki ağıtlar bitecek mi? Ölüm denilen gerçek, kimi yakalarsa yakalasın amma ille de güzeli yatağında yakalasın diyeceğimiz günler daha hangi şafağın arkasında gizlenecek?
Özlemini çektiğimiz bulutlar, hangi çağda rahmet olup bizi ıslatacak yağmurlara dönüşecek?
Ben böyle düşünüp söyledim. Siz de başka türlü düşünebilirsiniz. Şiirdeki arslanın yerine “zorluyu ya da güçlüyü”, öteki imgelerin yerine de vesaireleri koyabilir, bu şiirin anlam ufuklarını daha da genişletebilirsiniz.
Çağdaş şiir, bu işte.
Daha çok anlam yüklü şiirlerin sahibi Özmen’in “güzel”inde 2013 yılının Türkiye’si boy boy aynalarda şavkıyor.
Dudaklarımın ucunda kelimelerin akını var: Keşke daha güzel bir Türkiye’de yaşayabilseydik.

“Vakitsiz Ölmek Yasak” ile “Orunsuz” okunmalı derim. Okunmalı ve üstünde düşünülmeli...

 

Bu makale 1270 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • halil güven (21/1/2013)
    Güzeli yayma aşkına şapka çıkarıyorum dostum... Ne mutlu senin gibilere... Rahmetli öğretmenim Hilmi Meydan geldi aklıma o söylemişti "Güzeli alırlar köyden köye yayarlar" diye... Siz de bunu yapmışsınız bu gün, söyleyenlerin dillerine sağlık... Selam ve saygılar...

  • Oyhan Hasan Bıldırki (23/1/2013)
    Dost her zaman acı söylemez. güzeli de dedikleriyle ortaya çıkar. "Güzeli alırlar, köyden köye yayarlar." diyen Hilmi Meydan gibi. İlginiz, yüreğime serin sular serpti. Demek ki Türkiye'nin 2023'ü olacak... Teşekkürler.