söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



“YILANIN GÖZYAŞLARI” ÜZERİNE


“YILANIN GÖZYAŞLARI” ÜZERİNE

“Yılanın Gözyaşları”, sevgili öğretmenim Halil Özşarlak’ın yayınlanmış olan dördüncü kitabı.
“Şair ve yazarlığını Söke’nin dışına taşıyan öğrencim ve öğretmenim Oyhan Hasan Bıldırki’ye sevgilerimle” ifadesiyle imzalanmış. Onun deyimiyle “Yılanın Gözyaşları”, “Yaşanmış anılar ve öyküler” destesidir.
Sevgili öğretmenimin son kitabını, dikkatle okudum. Gördüm ki bu kitapta, bir eczacının çocukluğundan, okul yıllarından, gençliğinden, atmış yıl süren eczacılık mesleğindeki hayatından izler var. “Yalnız bu kadar mı?” derseniz, hayır derim. Onun anılarında ve öykülerinde; batıdan doğuya, Söke’den Aydın’a, İstanbul’dan Sarıkamış’a kadar uzanan, Kuşadası’nı, İzmir’i ve Ankara’yı da içine alan geniş bir coğrafyanın da havası var. Bir de en büyük tutkularından ve uğraşısından olan musiki.
Bakınız bu konuda neler söylüyor: “İnsan içli ve duygulu olursa, değil bir nota, değil bir şiirin bir sözcüğü ve buna bir de İstanbul eklenirse sayılamayacak kadar hatıra çıkar. 60 yıl önceki İstanbul ve sonraki ve de kafamda kavak yellerinin estiği eski günlerin sararmış resimlerine bakıyorum da hüzünleniyorum. Şairin dediği gibi “Acaba bu ben miyim” diyorum.” (Sayfa 86)
Musikinin onun hayatındaki macerasının tarihçesini de bu kitapta görüyoruz. Söke’deki musiki hareketlerinin tamamında Özşarlak’ın alın teri var. Eski Söke’den, Konak ve Kemalpaşa Mahallelerinden, Uzunçarşı’dan, sinemacılar ve sinemalardan, çocukluk arkadaşlarından izler var. Bir öğrenci gözüyle anlattığı eski İstanbul’dan, onun ünlü semtlerinden, aklında kalan resimler var. Türk Eczacılık Tarihi’ne belge tutacak yazılar var. Birkaç dergi ve Söke Ekspres Gazetesi de var.
Dahası, ileride özdeyiş olabilecek düşünceler ve yaşanmış bir hayatın içinden süzülmüş görüşler var:
“İnsanlar, maziyi yaşamak zorundadırlar.”
“Aşk bazen huzur, bazen gözyaşı olur.”
“Herkesin müşterek olduğu millet ve Türklük şuurumu yüreğimde saklarım.”
“Eczaneler; toplumun sağlık danışmanı olduğu kadar bir okul, bir eğitim kurumudur.”
“Bugün ne Şehzadebaşı’nın kültürü, ne o emektar tramvaylar ne de bu semte simge olmuş eski İstanbullu kalmış...”
“Laleli denince İstanbul gelir aklıma.”
“Gözlerin buğulandığı nice şiirler, sözler var ki maziyi hatırlatır.”
“Gerçek İstanbullu, bugün yok gibidir.”
“İstanbul her yönüyle yazılacak uzun soluklu öyküdür.”
“Bir küçük mendilin büyük aşklara hatıra olabileceğini anladım.”
““Yalnız Kalp”, İstanbul’dan kilometrelerce uzak bir kasabada tekrar “Yalnız Kalp” olarak kalmıştı.”
“Şehirler birlikte yaşamanın ifadesidir.”
“Medeniyet denen canavarın sivri dişleri sokaklardan başlayarak şehirlerin de eski doğal yaşantı(sını) kemiriyor, yutuyor.”
“Son günlerde çok söylenen bir yeni proje var: Dönüşüm... Yani eskileri hep birden yıkarak çok katlı yenisini yapmak... Yani beton yığını...”
“Sevgi sadece bir gün mü anılır?”
“Sevgi, gerçekten yürekten sevmek işidir.”
“Söke’nin Dr. Öztekin Yüce’ye şükran borcu vardır.”
“Bir kültür anıtı: Aydın Lisesi.”
“Ah Osman! Vah Osman!”
“Övünmeyi hiç sevmem.”
Ve birkaç güzel hikâye.
“Yılanın Gözyaşları”, bu işte.
Ama ne?
Özşarlak’ın sözleriyle anlatmadan, ilkin şunları demeliyim: “Yılanın Gözyaşları”, bir mesleğe başlayıp emekli olup ayrılmanın özeti.
Sevgi ve sonsuz hüzün.
“Yılanın Gözyaşları”, sevdiğim bir kitabın adı. Beğendiğim bir yazarın edebiyat aynasındaki aksi.
“Tam gençlik ve çalışabilecek yaştaki eczacılarımız mesleğin sevgisini ve hizmet etme arzularını bırakarak dükkânlarından ayrılmışlardır. Onların dışardan göstermeseler de içlerinden üzüldüklerini herkes iyi bilmektedir. Bu üzüntüye de kendileriyle birlikte eczanesinin levhasında ve yakasında taşıdığı yılanlar da üzülmekte, inanıyorum ki onlarda sahipleri kadar gözyaşı döküyorlardır. Yılanın gözyaşı olur mu? Demeyiniz onlar da tıpkı eczacılar gibi gözyaşı dökerler. Timsahın gözyaşı olur da yılanın ki neden olmasın. Bu yüzden bu dördüncü son kitabımın adını “YILANIN GÖZYAŞLARI” koydum. Kitabın kapağına kendi ellerimle çizdiğim yılan motifiyle bütün düşüncelerimi ifade ettiğimi sanıyorum.” (Sayfa 43)
Sözlerime  Halil Özşarlak’ın “Yılanın Gözyaşları” adlı kitabının 7. sayfasında yer alan, “Var Mıyım? Yok Muyum?” başlığını taşıyan, okuyucusunun gönlünde de derin izler bırakan bir şiiriyle son vermek istiyorum:
“Yalanmış anılar, yalanmış yıllar,
Bir çileymiş yaşanmış sevgiler, aşklar;
Senin için yazdığım şiirler var ya,
Hicran dolu kalbime artık sığmıyor;
Ney 'in sesi bile duygumu anlatmıyor.
.....
Bir varmış yokmuş gibi bir ömür geçti
Hatıralar bir rüzgârdı uçup gitti
Kaşını çatmadan bir gülüşün var ya
Ben de ondan teselli buluyorum.
Var mıyım? Yok muyum? Anlatamıyorum.

21 Haziran 2012
İzmir kent Hastanesi
Halil Özşarlak”

 

Bu makale 1798 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • HALİL GÜVEN (6/1/2014)
    Gönlünün güzelliğini seveyim kardeşim... Ne güzel bir iş yapmışsın, sevgili öğretmenimizi ne de güzel anlatmışsın... Saygılarımı sunuyorum:)