söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



CARİYE


CARİYE

Gündem bizim memlekette meşgul edilen bir şeydir. Söz uçar yazı kalır derler hele bu bir kanun maddesi ise, o yazı binlerce hatta milyonlarca insanı ilgilendiren birşeydir. Bugün sokakta yüz kişiye sorsak iş, aş, gelecek ne kadar önemli konulardır diye, herkes çok önemli der herhalde.  Bu mantıkla bakacak olursak bizim ülke gündemini takip etmemiz onun üzerine konuşabilmemiz için mecliste o gün ne konuşuldu hangi soru önergeleri verildi, araştırma komisyon raporları ne dedi, hangi yasalar “-kabul edenler , -etmeyenler, -kabul edilmiştir” denilip, yürürlüğe girdi veya girecek onu takip etmeliyiz.
Malesef güzel ülkemde siyasetin magazinselleştirilmesi öylesine üst düzeyde ki, cari açığı konuşurken konu hangi ara döndü dolaştı da türbana ya da darbeye ve darbeci zihniyete geldi şaşarsın. Ne olduğunu anlamassın tartışmanın içinde bulursun kendini. Bir yandan seninde canını sıkan konular olduğu için eski defterlerin açılmasıyla hatıraların canlanır, kızarsın, söversin. Onlar farklı kürsülerden birbirlerine söylemlerde bulunur sende oh iyi dedi valla dersin. Söylem çok basit bir kelime oldu kibar kaçtı aslında, onlar birbirine belden aşağıya vurup çirkinleşir, konuyu dallandırıp budaklandırdıkça sana tüm gün dedikodu yapacak malzeme üretirler. O sırada sen kavganın neden çıktığını unutursun. Hatırlatayım kavga Cari Açık'tan çıkmıştı.?
Başbakana dokunasanız ne hissederdiniz ?
Bu gündem değiştirme, medya da sivrilme konusunda hevesliler vardır birde. Bu işin üstatları hissettirmezler. Acemiler ise rezil olduklarıyla kalırlar gariplerim. Yazık derim içimden üzülürüm onlar için, ya heveslenmiş ya da gaza gelmiştir bunlar. Mantıklı bir açıklaması yoktur çünkü bu tür açıklamaların. Bir insan gaza gelmese Başbakana dokunmak bile ibadettir dermi yoksa. Belli ki başbakanla 5 dklık sohbet ve fotoğraf çekimi o sözü söyleyen vekilimizde büyük etki yaratmış. İnsan bu açıklamaları gördükten sonra şey diye düşünüyor “Eğer sevgili vekilimiz gibi ibadeti yanlış anlamış bir kaç kişi daha olsa.... bunlar ortalamayı düşürürler..... cennete giriş de çan eğrisiyle hesaplansa....ohoooo kesin cennetliğim”

Twitter sazanları...
Bir de medyanın son yıllarda magazinel haberler ürettiği kaynaklarından twitter mevzusu var. Bazı arkadaşlar gücün vermiş olduğu özgüvenle ve güçlüye olan aşklarını bu kanalla gösterme yolunu seçiyorlar. Bunlar genelde ulusal kanalların mikrofonlarını uzatmadığı kişiler olduğundan, söylediğim bir söze acaba insanlar ne der diye pek düşünmeyen, daha önce de bunu deneyimlememiş insanlar oluyor. Kimi prof. kimi sporcu, kimi şarkıcı olan bu şöhret sevdalı arkadaşların hazin sonları ise ya yazdıkları tweeti silerek yada hesaplarını komple kapatarak son buluyor. Farkında değiller dedim ya yoksa ne diye karım kızım sana feda, allah kendi cinsimle evliliğe izin verse ona talip olurdum desin. Sanıyorlar ki yazdıkları üç bin beş bin onun gibi düşünen takipçi tarafından beğenilecek, insanlar ona vay be diyecek. Sonra milyonlarca onun gibi düşünmeyen insanın tepkisiyle karşılaşınca panikleyip geri adım atıyorlar. Yazık!

Diziler hayal ürünüdür...
Bir veya bir kaç kişi oturur, hikaye uydururlar. Şöyle biri olsa, şöyle şeyler yapsa, başına şöyler şeyler gelse diye. Filmin veya dizinin başında da derler ki, bu hikayede adı geçen kişi, kurum veya kuruluşlar tamamiyle hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlarla bir ilgisi yoktur. Yani ülkenizi Kurtlar Vadisi izleyerek sevmeyin. “Adamlar hep güncel hep gerçeklerden bahsediyor” demeyin. Siz Polatın memleketi kurtarmasını izlerken emeklilik yaşı arttı, benzin zamnlandı, asgari ücret yerinde saydı, yoksulluk arttı. Ama sen haklısın tabi adamlar ülke gerçeklerinden bahsediyor hep.
Geçen gün gündemde yerel seçim, dün Cumhurbaşkanlığı seçimi, bugün Başbakan kim olacak gibi konular gündemi MEŞGUL ediyor. Düşünün benim yazı da bile arada kaynadı gitti cari açık ne oldu hakikaten?

Konuk Yazar: Tayfun Sivri
e-mail: tsivri@gmail.com

 

Bu makale 1339 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz