söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Cambridge – San Francisco –  Söke Üçgeni


Cambridge – San Francisco –  Söke Üçgeni

Üniversitelerin açılmasına daha bir süre var ama gelin size üç tane dünya çapında saygın üniversitenin nasıl kurulduğunu bir Türk'ün dilinden anlatayım.
Tarih 1636'yı gösterirken o zamanlar sadece vakıfların eğitim kurumlarının katıldığı bir spor ligine girerek başladılar eğitim hayatlarına. Sonra bu okulun müdürü John Harvard'ın rahmetli olmasıyla beraber okulun adını birden Harvard Koleji yaptılar. Ahde vefa örneği gösteriyorlar tabi. Sonuçta adam okula 400 kitap bir kaç yüz pound bırakıyor. Karşılığında okul üniversite yapılsın istiyor. Ondan sonra 1780'lerde sonra yavaş yavaş üniversite oluyorlar işte. Adamlar da müthiş bir ticari zeka var, sen git o bir kaç yüz poundu, 400 kitabı, dişinden tırnağından arttıra arttıra 15 milyon kitap ve 32 milyar dolar yap. Allahın Massachusetts'in Boston ilçesinin Cambridge mahallesinde oluyor bunlar. Ya aslında Harvard'ın pek mattah bir şeyi de yok. Yoksa ben adını yeni duydum, onu da Barrack Obama ordan mezun dediler, öyle yani.
Harvard'ın güzel para kazandığını duyan bir kaç abi duruma uyanıyor. Hemen gidip Boston'da kiralık bir bina tutup el ilanı bastırıyorlar. Massachusetts Teknoloji Enstitüsüne gelin biz daha iyiyiz, diyerek Harvard'ın öğrencilerini çalmaya başlıyorlar. Harvardlı abiler başlarda küçük bir dersaneden zarar gelmez diyorlar ama sonra sen bu okul bir tut Boston'da, hop hemen Cambridge'den ucuz yollu bir arsa alıp Charles nehrinin kıyısına yanaş. Sonra tabi Harvardlı abiler ile Massachusettsli abiler arasında hafif sürtüşmeler başlıyor derken ABD duruma el atıyor. Massachusettsli abilere dünya savaşında bize bişeyler yaparsınız bahanesi altında fondan para aktarıyor. Sonra medya bunların bir üstüne gidiyor, siz bu parayı aldınız ama ne yapıyorsunuz bakalım diye. Bu abilerde “Yahu çocuklar bütün gün çalışıp çabalayıp çağdaş bilimin ışığında ülkemize soğuk savaş döneminde buluşlar askeri icatlar yapıyor” diyorlar.
Cambridge'de bunlar olurken San Francisco'da Cumhuriyetçi Parti senatörü Leland Stanford alıyor Jane yengeyi gidiyor Harvard Üniversitesine, önce bir kaç geziyorlar, etrafı kontrol ediyorlar sonra rektörün yanına çıkıyorlar. Rektör o zamanlar Charles William Eliot. Neyse giriyor bizim Leland abiyle Jane yenge, başlıyorlar piyasa ilişkin sorular sormaya. Senelik ne kadar masrafı var, kışın ısınma işini nasıl hallediyorsunuz, senede kaç öğrenci gelir, bunlar şehre ne kadar para bırakır, yurt mu yapalım yoksa 1+1 stüdyo daire işine de girelim mi, kampüsün yakınına kafe mi yapalım dönerci mi açalım derken muhabbet güzel gidiyor. Bizim rektör en sonunda Stanford çiftine açık açık anlatıyor durumu; “Hacılar başlangıçta 5 milyon dolarla bu işe girerseniz, bir kaç seneye kalmaz masrafınızı çıkartırsınız, Leland biraderim hem bak sen senatör adamsın San Francisco'ya da öğrenciler gelir, şehrin havası değişir. Memleket kalkınır. Uzun vadede paraya para demezsiniz diye”. Derken bizim kafası ticarete basan çiftimiz memleketleri San Francisco'ya dönünce hesap kitap yapıyorlar, Bina için mütahitiydi, ustasıydı, masasıydı, tahtasıydı derken yaklaşık 20 milyon dolara kuruyor üniversiteyi. Tabi bilim hikaye bu abi daha sonra Silikon Vadisi filan kuruyor. Google'ydı HP'siydi, Yahoo'suydu derken şehre istihdam sağlıyor. Köyün işsiz gençlerini buralarda iş güç sahibi yapıyor. Lenand abinin Üniversite harcıydı, yurt parasıydı, apartıydı, kurduğu küçük fotokopicilerdi derken  bugünü parasıyla servetinin 1 trilyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor.
Söke Üniversitesi
Senelerdir Söke'de duyduğum laf şu bakın: Üniversite kuralım, Fakülte yapalım. Şehir bak ne güzel olacak. Öğrenci şehre para getirir. Gelir kalır masraf yapar, bir yerde oturur yer - içer, esnafa gelir iki alışveriş yapar. Bak Eskişehire adamlarda üniversite olmasa şehirde hiç bir şey yok.”. Bu sözlerin bir kısmını da “Çekyat” sevdalısı, makam sahibi insanlar söylüyor.
Kimse de demiyor ki memleketi sel aldı, devletin Diyanete ayırdığı 5 milyar 442 milyon liralık bütçesinin yanında Kalkınma Bakanlığı'na ayrılan 970 milyon lira Sanayi Bakanlığına ayrılan 652 milyon lira, devede kulak kalıyor. Gelin daha gerçekçi, bölgesel anlamda fark yaratacak birşeyler yapalım, gerekirse riske girip daha önce yapılmayanı yapalım. Örneğim afaki gelebilir belki ama abartıyorum gelin kendi Silikon Vadimizi kuralım. Sanayi Devrimini, Teknoloji Çağını kaçırmış olabiliriz ama İnovasyon'u hala yakalayabiliriz.
Ezik miyiz biz !
Bakmayın siz eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın “Biz ara eleman ülkesiyiz, mucit çıkaramayız. Şimdi Türkiye’nin konumu itibariyle biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ne yapacağız biz.” dediğine. Ya da bir başka konuşmasında da dediği gibi “Bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın. (Salondan gülüşme sesleri gelir). Kullanacaksın, nimetlerinden kullanıp, yararlanıp, işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine şey yapmamak lazım” dediğine
Söke senelerdir ne tarımla kalkınabildi, ne bir yatırımcı getirtebildiler, ne de gerçek dövizi bırakacak turist çekebildiler. Söke'den para kazanan da Söke'de oturup bir tas çorba içmedi. Son çare gariban öğrencilerin cebindeki paraya göz koyduk. Yazıklar olsun bize, size, hepimize.

 

Bu makale 2848 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz