söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Eski Türkiye'yi yıkmaya YÖK'ten başlayalım


Eski Türkiye'yi yıkmaya YÖK'ten başlayalım

Biliyorum ki bu konular ülke ve Söke'mizin gündeminde olan konular değil, ama bahsetmemin nedeni de çok önemli olduğu halde gündemde olmaması.
Eğitim sisteminde var olan yüzlerce sorun on yıllardır bu memleketi sürekli bir çöküşe götürüyor. Gelin üniversitelere başörtüsü dışında da bazı düzeltmeler getirelim. Darbeci zihniyeti yok etmek istiyor isek, gelin yapmamız gerekenleri yapalım. Konuyu da değiştirmeyelim.
Üniversitelerde 4 yılda bir rektör seçimi yapılır. Cumhurbaşkanı ise üniversite ve YÖK'ün belirlediği isimlerden hoşuna giden birisi olursa onu üniversitenin başına atar. Bu rektör en fazla 2 dönem görev yapabilir. Şimdi yeni bir taslak var. Belki bundan sonra tek dönem 5 yıl görev yapacaklar. Seçim yöntemi belki değişebilir. Yükseköğretim Kurulu, yine kendine yönelik bir yasa taslağı hazırlıyor. Çalışmalar sürüyor.

“Üniversitelerde özerkliğin önündeki en büyük engel:  Rektörlük Seçimleri”
Yeni Cumhurbaşkanım, Başbakan iken çıkıp “Bu ülkenin şu andaki hükümetini en çirkin şekilde, edebe sığmayacak şekilde eleştirme yetkisini kendisinde bulan rektörler var bu ülkede.” demiştiniz ya hani. Hah işte, o üniversitelerde siyaset, psikoloji, jeoloji, mimarlık, mühendislik, hukuk, fizik, felsefe, sanat, birer BİLİM olarak okutuluyor. Söylemlerin içeriğini bilemem. Yanlış anlamayın ama evet en çok eleştiri oradan gelecek. Yoksa sizin çok sevdiğiniz, “Bir şey söyleyeceksen gel gir bir partiye siyaseti orada yap” söyleminize bir profesör hocamız da çıkıp, “Ülkede her konuda bilirkişi gibi işin uzmanlarının uyarılarını dinlemeden talimat veriyorsun, akıl veriyorsun, ahkam kesiyorsun, biz biliriz size soracak değiliz diyorsun. O zaman sende önce siyasi koltuğunu bırak, gel okul sıralarına otur, diplomanı al,  o zaman konuş istediğini” der. İnşallah böyle bir şey olmaz ama olursa ben çok üzülürüm böyle talihsiz bir dialog yaşandı diye.
Ben yinede bu karmaşaya rağmen bu sorunları sizin çözeceğinize dair ümitliyim. Çünkü sizin kendi beyanlarınız var. ''Üniversitelerimize siyaset karıştırmayacağız'' demiştiniz. Sizden de bu açıdan ilk beklediğim uygulama Rektörleri Cumhurbaşkanının seçmesi saçmalığına bir son vermeniz.

"Rektörleri siyasi bir figür yapmayın"
Bakınız Cumhurbaşkanım, mevcut sistemde üniversiteler rektörlerini seçerken 6 rektör adayına oy veriyorlar sonra bu adayların listesi YÖK'e gidiyor. Sonra Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunun seçmiş olduğu kişiler, biraz inceliyorlar adayları, hoşlarına giden kim varsa bu 6 aday arasından kaç oy aldığına bakmadan size 3 isim öneriyorlar. Sizde birini seçiyorsunuz. Sonra bu kişi o üniversiteyi yönetiyor. Yani o rektörün sadece kendine oy vermesi bile rektör seçilmesi için yeterli. Saçma değil mi, değiştirin gitsin bu sistemi vallahi. Hiç baş ağrıtmaya, vebal almaya değecek bir konu değil. Hayır maksat işin içine siyaset girmesin. Yani sizi başbakan iken eleştiren rektörler vardı ya işte onları aslında Cumhurbaşkanının ve Bakanlar Kurulunun seçtiği kişiler. O yüzden her rektörlük seçim döneminde bir çok kişi üniversite de değilde siyasi arenada kulis yapmanın peşinde oluyor. O yüzden ilk dönem seçilen rektörler ikinci dönemde yeniden seçilebilmek için, son bir yıl faliyetleri askıya alıp tüm işleri seçime endeksliyorlar. O yüzden rutin işler aksıyor. O yüzden insanlar birbirlerine düşüyor, gruplaşmalar oluyor.
Bu seçimi yapan Cumhurbaşkanı olmasına rağmen oy veren ve o rektörle sürekli muhattap olan öğretim elemanları ve dekanlar zor durumda kalıyor. Bu tatsız ortam rektörlerin kendinlerini desteklemeyenlere kin gütmesine ve bu dekanları istifaya gitmelerini sağlamak için baskı yapmalarına sebebiyet verebiliyor. Bu kişileri görevden alamadığı için o bölümü giderek yok saymaya başlayabiliyorlar. En iyi ortamda bile bu kişilerin barışması 1 yıl alıyor.Zaten seçim öncesi de 1 yıl gitmişti. Bir rektörlük seçiminde koskoca 2 yıl çöpe gidiyor.
Tüm bu siyasi sebeplerin yaratmış olduğu, iktidarın gücünü kullananlarla hayatta kalmaya çalışanların savaşında, bilimsel bir atılım yapılmasını beklemek elbette çok iyimser bir düşünce oluyor. Bir çok şey şansa kalıyor.

"12 Eylül Darbesi icadı YÖK"
Bu memlekette 12 Eylül darbesiyle gelmiş YÖK diye bir kanserli hücre var. Bunu savunan bir kişi bile yok ama nerden bakarsanız bakın bir 25 – 30 senedir ya kaldırılacak ya da YÖK Yasası değiştirecek. İşin sonsuz döngüye girme nedenlerinden biri Yükseköğretim Kurulu'nun Yükseköğretim Kanun Taslağı'nı hazırlamaları. Fıkra diye anlatsan gülerler ama gerçek. Hangi taslakla kendilerini fesetmelerini bekliyorsunuz.
YÖK konusunda yazılacak söylenecek çok şey var fakat konunun çözümü aslında çok kısa. KALDIRILACAK...

 

Bu makale 625 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz