söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Gazeteci dediğin taraf olacak...


Gazeteci dediğin taraf olacak...

Gazeteci dediğin kişi taraf olacak, ama esas soru kimden yana olacağı. Barıştan yana, demokrasiden yana olacak, gerektiğinde insan haklarını savunacak, çoğulculuğu, katılımcılığı, şeffaflığı destekleyecek, taraf olacağı bir diğer ilke ise doğru soruyu ,doğru kişiye, doğru zamanda sormak olacak. Tüm bunlar onun tarafı olduğu ilkeler olacak.
Görev ve sorumlulukları olan kişiler olarak,siz tarafsız değilsiniz ama nesnel olmak durumundasınız, eşit uzaklıkta durabilme yeteneğiniz olmalı. Sizin gibi düşünmeyen, ideolojisi size yakın olmayanlara karşı nötr olacaksınız. Sen gazetecisin her iki tarafı da vermek zorundasın.
Özünde vicdan muhakemesi yatan bir meslektir bu, bir kadın dövülürek öldürüldüğünde adamın tarafında olacak haliniz yoktur.
Polis-gazeteci ilişkisi, savcı-gazeteci ilişkisi, siyasetçi-gazeteci ilişkisi, yani kısaca erk ve gazeteci ilişkisinde mesafe kaçtığı zaman, şöyle sorunlar olduğunu gördük.
Gazeteci nesnel olamadığı için aldığı veriyi olduğu gibi yayınlıyor. Bu bir sıkıntı. Bazen kullanıldığını farketmiyor bazen buna müsaade ediyor. Bazen ise genelde ankara gazetecilerinde olduğu gibi bakanlar kurulunun doğal bir üyesiymiş gibi davranan arkadaşlarımız oluyor. Sanırsın o gün ülkeye yön veren kendisi. Bunun gibi mesleki deformasyonlarda çok büyük sıkıntı. Magazin haberi yapan kendini ünlü sanıyor, bar kapılarında nasıl bana kapıyı açmazsınız diye kavga çıkarıyor. Spor muhabiri belli bir süre sonra kendisini sporcu zannetmeye başlıyor. Halı sahada oynadığı futbolla ülke sporunu yönetenlere akıl vermeye başlıyor.  Kendisini profesyonel sporcu zanneden bu kişiler yaptığı haberlerle kimi zaman toplumun büyük kesiminde gerginliğe neden olabiliyor. Kimi zaman adliye muhabirleri savcı kesilebiliyor, olaylara karşı bir gazeteci gibi değilde bir savcı, bir polis diliyle yaklaşıyor. Bunu haber metinlerine yansıtıyor.
Haber kaynaklarınının, bunların sanık, veya mağdur olduğunu farzedelim, sözcüsü olmayacaksın, çünkü onunda kusurlu, onunda kabahatli, ve gerçek bilgiler arasında yanlış bilgiler olabileceğini varsayarak onunda suçlu olabileceği ihtimalini aklında bulunduracaksın. Ama kamu görevlilerinin seni doğru enforme ettiğini de düşünmeyeceksin.

"Ehliyet almak = Medya okuryazarlığı"
Yaşadığımız şu dönemde muazzam bir bilgi bombardımanı yaşanıyor. Televizyonda radyoda filmlerde gazetelerde internette her kanaldan muazzam bir bilgi pompalanıyor. Bir yandan bu çok güzel bir durum, eğer devlet kısıtlama yapmadığı takdirde tüm bu bilgilere özgürce ulaşabiliyoruz. Fakat sıkıntılar bu bilgilerin filtrelenmesi, süzgeçten geçirilmesi kısmında yaşanıyor. Bilgiyi ayıklamak da büyük bir dert olmuş durumda. Medya okuryazarlığı konusunda temeli olmayan ülkemiz de şimdi dünyanın Yeni Medya Düzeni dediği yapıda Yeni Medya Okuryazarlığı çok kafa karıştıracak bir meseledir. Karşımıza çıkan bilgilerin nasıl okunacağı, nasıl değerlendirileceği, hangisine güveneceğimiz, hangisinden uzak duracağımız gibi sorular vardır. Medyada görülen herşeyi kabul etmemek, her söylenene inanmamak, verilen bilgileri analiz edip yorumlamak, ve medyayı farklı şekillerde okuyabilmek, verilen her mesajda bir alt metin olduğunu bilmek, gerektiğinde bunu geçmişle mukayese edebilmek gereklidir. Eğer gerçekten bu bilgilerin doğruluğunu algılayacak, onaylatacak bir kabiliyete sahipseniz sosyal medya sizin için eşi bulunmaz bir hazinedir. 

"Gazeteci twitter ve facebook'u nasıl kullanacak"
Yorumla bilgi, algıyla bilginin iç içe geçtiği bir ortam mevcut. Orada spekülasyona ve manipülasyona mahal verecek durumlar oluşabilir. Gazeteci de bunun farkında olup, tüm bunları paylaşmamalıdır. Twitter kullanıcılarını bireysel kullanıcılar ile gazeteciler diye ayırmak gerekir. Bir gazeteci twitterı herhangi bir kullanıcı gibi kullanamaz. Bizde henüz twitter ve facebook gibi sosyal medya kullanma alışkanlıkları yerleşmedi. BBC ve CNN, New York Times, Washington Post gibi kurumlarda etkili kararlar alındı.Sosyal medya kuralları belirlendi. Retweetten sorumludur gazeteci, herkesi retweetleyemez eğer ettiği içerik siyasi bir içerik ise ondan da sorumludur. Çünkü sosyal mecrada yaptıklarıyla da güvenirliliğini korumak zorundadır.  Mesela facebookta herkesi ekleyemez, twitterda herkesi takip edemez. Twitter, facebook birer araç. Oradan elde edilen bilgiler ile gazetecilik yapılmaz. Gazetecilerin kaynakları hala geleneksel gazeteciliğin yöneldiği kaynaklardır. Arşivler, kitaplar, basılı ve görsel evraklardır hala güvenilir kaynaklar. Yoksa internetten elde edilen bilgiler bir otobüste yapılan sohbete kulak misafiri olmaktan öteye gidemez. Siz konun doğruluğunu birden farklı adresten doğrulamış olabilirsiniz, fakat o sitelerinde birbirlerinden kopyala yapıştır tabir edilen türde bir yöntem izlemiş olabileceğinizi aklınızda bulundurmak zorundasınız.

"Kabataş'ta elinde kırbaçla, yarı çıplak gezen insanlar"
Twitter ve facebook'a yönelik tüm bu söylediklerimden, twitter-mivittter, baş belası gibi bir algıya sahip olduğum düşünülmesin, sizde böyle düşünmeyin. Çünkü görüldü ki, ana akım medya penguen belgeseli izlettirirken, sosyal medya gerçekleri tüm çıplaklığıyla göstermekteydi. İnsanlar oradan ham bilgiye ulaşıyorlardı. İktidar yanlısı medya o zaman bir gerçeğin farkına vardılar. İnsanların ana akım medyaya itimatı yoktu. Bilgiler çarpıtılıyor idi. Fakat twitterdan insanlar, oradan gelen görsellerle ne olup bittiğine dair bilgi sahibi oldu. Bu sefer konuyu görmemezlikten gelerek bir sonuç elde edemeyen iktidar kanadı tarafından, ana akım medya kullanılarak manüple edilmiş, eylemleri haksız gösterici bilgiler pompalanmaya başladı. Çünkü onların hedef kitlesi oy aldıkları kesimin sosyal medyayla arası pek iyi değil. Kimi çıktı camide içki içtiler, alem yaptılar dedi, o caminin imamı yok böyle bir şey dedi, demez olaydı birden tayini çıktı, başörtülü bir abla misal çıktı dedi ki; “Kabataş’ta üstleri çıplak, deri pantolonlu, elleri eldivenli bir grup erkek üzerime işedi. Arabadaki bebeğimi düşürdü” dedi. Bu bilgilerle koskoca başbakanı bile kandırdılar. Olayların görüntüleri var dendi, fakat bu yalan haberi doğrulatmadan başbakana haber veren kişiye ne oldu, kimse sormadı ? Sorun bu soruyu?

 

Bu makale 541 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz