söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Herkes Gider Mersin'e...


Herkes Gider Mersin'e...

Çiçeği burnunda bir yazar olarak, bir haftayı geçkin süredir gazetede yazılarımı yayınlatamamanın mahcupluğunu yaşıyorum. Bir haftadır şehir dışındaydım. Söke'de olan Söke'de kalsa da Mersin'de gördüklerimi, duyduklarımı sizlere getirme vazifesini üstlenmek isterim.
Arkadaşım İzmir'den aradı “Hadi Mersin'e gidiyoruz ben biletleri aldım bile” dedi, gittik. Geri dönerken heybemde 3 ayrı konuyla geri döndüm.

"Sizlere İlk olarak Ahmet'ten bahsetmek istiyorum.(Ahmed de olabilir)"
Arkadaşımın yanında çalışan bir Suriyeli Ahmet. Daha 16 yaşında, ama bir çok yetişkinin dahi kaldıramayacağı şeylere tanıklık etmiş, güçlü bir çocuk. Çocuk diyorum çünkü tüm yaşananlara rağmen yüzündeki gülümseme hiç eksik olmadı. Saf bir çocuk belli, hurdacı da günlük 35 lira yevmiyeyle çalışıp ailesine para götürmesi, onların güvende bir yerde, sağlıklı olduklarını biliyor olması, sanırım şimdilik onu mutlu etmeye yetiyor. Tam 7 kardeşi var baktığı. Suriye'deyken kasap dükkanları varmış, “Mercedes, eski,” dediğine göre anladığım kadarıyla maddi durumları da fena değilmiş. Ama işte herşeyi geride bırakmak durumunda kalmışlar. Babasının çalışıp çalışmadığını soruyorum. “Yoook” diyor. Çat pat Türkçe konuşur hale gelmiş belli. “Neden” diyorum. Eliyle kendini gösteriyor “Çalışıyor” diyor. Belli ki babası hem yaşadıklarını atlatamamış, Türkiye'ye uyum sağlayamamış, hemde o civarda daha çok gençler daha rahat iş bulabiliyor sanırım.
Sınır bölgelerinde çok fazla Suriyeli var. Hani o gazetelerde tvlerde bahsedilen yüzbinler milyonlar varya, işte o rakamların büyüklüğünü o bölgede rahatlıkla hissediyorsunuz. Hepsi de Ahmet gibi temiz insanlar değil. Farklı bir kültürden gelmiş ve buraya uyum sağlama ihtiyacı hissetmeyen binlerce insan var. Sokaklarda dolaşırken özellikle plaj ve havuzlarda zaman geçirirken çok sayıda kişiyi rahatsız etmeleri, hatta tacize varan davranışları söz konusu. Sanki bizim memlekette “HIRBO” yokmuş gibi bir de, “İthal HIRBO”lar türedi.
Hani kozmopolitik şehir denir ya, işte bunu yoğun olarak yaşadığınız bir şehir haline gelmiş durumda Mersin. Araplar, Kürtler, Türkler bir arada yaşıyorlar. Arabesk bir şehir Mersin. (Google'dan bir “search” edin, ne dediğimi daha iyi anlarsınız) Göçlerden çok fazla etkilenmiş. Aynı İstanbul gibi öz memleketli bulmak çok zor. Her gelen de bu kültüre uyum sağlamak yerine, coğrafyaya hiç de uygun olmayan kendi kültürünü getirince, ortalık “arapsaçına” dönmüş. Kimileri buna kültürel bir renklilik demiş, kimileri istila demiş.
Denize kıyısı olan Mersinde benim gördüğüm en büyük eksikliklerden biri de bir balık lokantası bulmanın çok zor olması. Arkadaş bu liman kentinde balıkçı tekneleri dışında, balık yiyebileceğiniz yer bulmak imkansız. Her yer Kebapçı, her yer çiğköfteci.

"Uluslararası bir Organizasyona Ev Sahipliği Yapmanın Getirileri"
Mersin'de geçtiğimiz yıl Akdeniz Oyunları düzenlendi. 21 Akdeniz ülkesinden binlerce sporcu 30 küsür spor branşında mücadele etti. Milyonlarca liralık yatırımlar yapıldı. Onlarca tesis faliyete geçti. Türkiye standartlarının çok üzerinde bir Oyunlar Köyü yapıldı. Şuan Öğrenci Yurdu olarak kullanılıyor. Yine gittiğimde gördüm ki aradan geçen bir yılda Oyunlar'dan kalan çevre düzenlemesi, üzerine bir kaç ilave yapılarak, insana burası Mersin olamaz dedirtiyor. Belki de bu oyunların en kazançlısı Üniversite oldu. Çünkü genelde bu tip organizasyonlarda yapılan tesisler çürümeye terkedilir ve bürokrasi ve vizyonsuzluk gibi sebeplerle bir türlü aktif olamaz. Organizasyon düzenlenemez, etklinlikler yapılmaz vs vs. Ama üniversite sanırım bu sıkıntılara hiç ihtimal vermeyecek şekilde bir paylaşıma gitmiş. Kampüse yapılan ve yenilenen tüm tesisler faliyette. Hatta Süper Lig ekibi Mersin İdmanyurdu'nun A2 takımı şuan maçlarını üniversitede stadyumunda oynuyor. Zemin mükemmel durumda. Seyirci kapasitesi yeterli olsa eminim A takımda maçlarını burada oynamak isteyecektir. Yanılmıyorsam 100 milyon Euro gibi bir para harcanarak yapılan Mersin Arena'daki zemin rezaletinden sonra maçlarını Tarsus'ta oynamak onlara da ağır geliyordur. Suç TOKİ'de mi, İhaleyi tamamlayan Fenerbahçeli eski yönetici Nihat Özdemir'in şirketi Limak Holding'te mi, bu zeminin kalitesini denetlemeyen kurumda mı, yoksa nasıl olsa Oyunlar'ın açılış ve Kapanış'ında Başbakan'ımızı güzel ağırladık, gerisi önemli diyen zihniyette mi ?

"Herkes Öğrenci Şehri, Herkes Çağdaş Kent"
Mersine gittiğimde aynı gün Adana'ya iki gün sonra ise Kahramanmaraş'a gitme durumum oldu. Yollarda gördüğüm en net şey ise şuydu. Çok küçük ilçelerin bile billboardlarında “Eğitim'de Örnek Şehir, Modern Belediyecilik, Öğrenci Kenti, Sanat Şehri, Sanayi Kenti gibi çok iddalı şeyler gördüm. Şehre bakıyorsun gecekondulardan oluşuyor, bakkal camında “koka kola bulunur” yazıyor.  Ama kendinden bahsederken New York'a giriyormuşsun gibi bir hal tavır takınıyor. Bu söylemlerde bulunanlar ciddi psikolojik rahatsızlık içerisindeler. Çok üzücü.

 

Bu makale 912 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz