Kanıksadık…


Kanıksadık…

Yaklaşık üç - dört aydır her gün televizyonlarda, ülkemizdeki terör olaylarını ve şehit haberlerini duymaktan hiç bir şeye tepki veremez olduk.
Her yıl Kurban ve Ramazan Bayramı tatillerinden gidiş ve dönüş yollarında yaşanan trafik kazaları gibi terör olaylarından sonra gelen şehit haberlerini de kanıksadık sanki...
Bugün yine biri üstteymen dört evladımız şehit oldu...
“Mardin ili Dargeçit ilçesinde devam eden operasyonlar esnasında, bölücü terör örgütü mensupları ile çıkan çatışmada üç kahraman silah arkadaşımız şehit olmuştur. (…)” Öte yandan; Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde güvenlik güçleriyle PKK’lı teröristler arasında çıkan çatışmada, keskin nişancı tüfeği Kanas ile açılan ateşte bir asker şehit oldu, bir asker yaralandı. Dün Son Dakika17.30 sıraları gelen haberde; “PKK’lıların keskin nişancı tüfeği Kanas ile açtığı ateşte  2 asker ağır yaralandı. Diyarbakır Asker Hastanesi’ne kaldırılan askerlerden biri, doktorların yaptığı tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Diğer askerin tedavisine ise devam ediliyor.” denildi.
En kötüsü de her gün evlerimizde sohbetlerimiz -bugün kaç şehit var…- ile başlıyor… Evlerimizde çocuklarımızın yanında televizyon kanallarındaki haberleri izlemekten çekinir olduk… Psikolojimiz giderek bozuluyor. Bu travma bizlerin üzeriden kalkar mı (?) bilemiyorum, ama küçücük çocuklarımız bu tarvmadan o kadar çok etkileniyorlar ki, anlatamam… -Her akşam televizyonda haberleri izlerken 8 yaşındaki oğlum televizyonu kapattırıyor...-
***
Doğu ve Güneydoğu’da bölgelerimizin bazı ilçelerinde kazılan çukurlardan, kurulan bombalı tuzaklardan ve bölge halkının güvenliğini sağlamak uğruna canlarını feda eden, -Hatta kalleşçe (keskin nişancı tüfekleriyle) sırtından vurularak yaşamdan koparılan- şehit olan asker ve polislerimizin haklarını nasıl öderiz? Şehit anneleri - babaları, eşleri ve çocuklarına bu acıları çektirmeye kimi ne hakkı var? (Haa bu tuzaklar kurulurken, bu yollara bombalar döşenirken neredeydiniz!) diye söylenenleri de boşa atmamak lazım. Bu ayrıca tartışılacak önemil bir konu…
***
Bakın ülkemizin etrafında hiç bir dostu kalmadı… Hiç bir komşumuz artık “komşumuz!” değil… Öte yandan bu terör ve terörü destekleyen içimizdekiler; insan kendi ülkesine bunu yapar mı?
Orada ölen kim? Öldüren kim? Ve bu daha ne kadar sürecek?
****
“Demirtaş’ın çağrısına Diyarbakır uymadı!…”
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Sur’daki operasyonların sona ermesi ve sokağa çıkma yasağının kaldırılması gerekçesiyle halka, Sur ilçesine yürüme çağrısına vatandaşlar ilgi göstermedi. Bir kaç noktada toplanan 150-200 kişiden oluşan küçük gruplara da polis tazyikli su ile müdahale etti. HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın ‘Sur’a yürüme’ çağrısı yaptı… Düşünsenize insanları direk ölüme çağıran bir parti genel başkanını… Bu açık seçik bir provokasyon, kışkırtmadır… Orada bir kişinin bile burnu kanadıysa sorumlusu Demirtaştır...
Bereket versin bu çağrıya Diyarbakır halkı ilgi göstermedi...


***********************

EKOSİSTEM ÇÖKÜYOR…
KURAKLIK KAPIDA; HABERİNİZ VAR MI?..
En az terör kadar önemli büyük bir doğa olayıyla da karşı karşıyayız!...
“NASA’dan Türkiye’nin Canını Sıkacak Açıklama:
“Son 900 Yılın En Kötü Kuraklığını Yaşıyorsunuz”
NASA, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu İsrail, Ürdün, KIbrıs ve Suriye’yi kapsayan Doğu Akdeniz bölgesindeki ülkelerin, son 900 yılın en kurak devrini yaşadığını açıkladı. Başında iklim bilimci Ben Cook’un bulunduğu NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü, iklim koşullarını araştırdıkları Doğu Akdeniz’deki suyun azalışını anlamak amacıyla bu bölgenin geçmişteki kuraklık yapısını gösteren modeller oluşturdu. Elde edilen veriler, Akdeniz’deki kuraklığın oluşumunda doğal etkilerle birlikte insan kaynaklı küresel ısınma arasındaki farklılıkları net bir şekilde ortaya çıkardı.”
Yani; Bu bölgede yaşanan savaş, atılan bombalar, sıkılan her kurşun, insanların ölmesinin yanısıra doğanın dengesini değiştirdi!...
***
Bu da şu oluyor…
Son dönemde ülkemizin içinde bulunduğu gerek terör sorunu gerek ekonomik sorunlar gerekse ülkemizdeki yaşadığımız sıkıntılı günlerin ardı arkası kesilmeyeceğe benziyor. Uzmanlar son yılların en kurak ve en sıcak yaz aylarını yaşayacağımızı duyuruyor… Biz ise buna bir önlem alıyor muyuz?…
“Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2008-2012 yılları ile 2013-2017 yılları için iki ayrı “Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Eylem Planı” hazırladı. Ancak uygulamada somut adımlar atılamadı.” Türkiye 5 yıl aradan sonra yine büyük bir kuraklıkla karşı karşıya. Son olarak 2007-2008’de yaşanan tarımsal kuraklık nedeniyle tarım sektörü 5 milyar doları bulan bir zarara uğradı. O dönemde harekete geçen hükümet kuraklıkla ilgili bir dizi çalışma başlattı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde “Türkiye Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı 2008-2012” hazırlanarak kamuoyuna ilan edildi. Ancak sonraki yıllarda lokal bazı bölgeler dışında kuraklık olmayınca eylem planı adeta rafa kaldırıldı. Bakanlık 2013-2017 dönemini kapsayan ikinci bir “Türkiye Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planı” hazırladı. Bu plan bir öncekinin neredeyse bire bir kopyası. Bu nedenle 2008’den bu yana kuraklığın eylem planı var fakat eylem yok.
Evet barajlarımızdaki doluluk oranı şimdilik bizi idare etse de Mart, Nisan hatta Mayıs aylarında yağmurlar yağamazsa büyük kuraklık bizler için de kapıda…  (Mart’ta kar, Nisan’da yağmur yağmazsa Altın Saban neye yarar?) O hesap olmayalım...
***
Başta gıda üreticilerimiz olmak üzere tüm çiftçi bu kuraklıktan büyük ölçüde etkilenecek. Tabi ki başta tüm yurdumuz olmak üzere ilçemizde de tarıma endeksli bir yaşam olduğu için hepimiz bundan büyük ölçüde etkileneceğiz.
Başta Aydın Büyükşehir Belediyesi, Söke Belediyesi yöneticileri ve çiftçi kuruluşlarımız olmak üzere kuraklıkla mücadele etmek için bir eylem planı şimdiden hazırlanması gerekli.
***
“Kuraklıkta plan var, eylem yok!”
Dünya Gazetesi’nden Ali Ekber YILDIRIM’ın haberi ayrıntıları;
http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/kuraklikta-plan-var-eylem-yok-216188h.htm
Bu önemli yazıyı da okumanızı tavsiye ediyorum. (Hayırlı Cumalar...)

 

Bu makale 4446 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Halil Güven (4/3/2016)
    Yerden göğe kadar haklısın kardeşim... Haklısın da ne söylersen söyle taştan ses geliyor da bu halktan gelmiyor işte... Saygı sevgi sağlık ve mutluluk dileklerimle...