TERÖR NEDİR?


TERÖR NEDİR?

‘Terör; baskı, cebir ve şiddet korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle anayasada belirtilen cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak ve yıkmak veya ele geçirmek temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte (burada örgüt terimi iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesiyle, teşekkül, cemiyet, silahlı cemiyet, çete veya silahlı çeteyi kapsamaktadır) mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir’

TERÖRİZM NEDİR?
Hedefe ulaşmada her yolu meşru sayan terörizm insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Dolayısıyla terörün amaç ve stratejisi zamanla teknolojik gelişim ve sosyo-ekonomik yapıya paralel olarak gelişmiş, tahrip ettiği toplumların dini-ırki-ekonomik ve sosyal yapısını ideolojisi doğrultusunda araç olarak kullanmış ve bu suretle kendisine finans kaynağı yaratmıştır. Sağladığı bu büyük miktardaki finans kaynakları ile dar bölge sınırlarını aşarak sınırlar ve kıtalararası boyut kazanmıştır.
Bugün dünyamız; ekonomik-siyasal-askeri ve sosyal menfaatler etrafında birleşen ülkelerin oluşturduğu bloklar ve paktlara bölünmüştür. Bu oluşumlar ekonomik ve siyasal çıkar kavgalarını hızlandırmış, böl parçala yönet veya kendi çıkarlarına zarar veremeyecek azami limitler arasında tut ilkesinden hareket eden bazı blok veya ülkeler, farklı dini-ırkı-etnik unsurları, sosyo-ekonomik az gelişmişliği terörizme malzeme olarak sağlamış ve var olar terör örgütlerine bu şekilde katkıda bulunarak amaçları doğrultusunda taşeronluk görevi yüklemişlerdir.
Günümüzde terörün bütün dünyada ortaya çıkış sebepleri sosyal ve ekonomik olgulara dayanmaktadır.
Terörün bazı ülkeler tarafından muhalif ülkeye yönelik olarak desteklenmesi konusunda da hazırlık aşaması hedef ülkenin, başta sosyal zaafları sonra ekonomik zaafları (gelir gurupları arasındaki uçurum) ve vatandaşların devletine karşı hoşnutsuzlukları etüt edilerek planlanmaktadır ki maşa olarak kullanılacak bir kitle oluşturulabilsin. Bu sebeple, teröre muhatap olan ülkenin terörle mücadelesinin sadece askeri ve polisiye tedbirlerle başarıya ulaşamayacağı kesindir.
Bilinçli bir toplumun terörizme karşı topyekün mücadele vermesi, huzur ve güven ortamının sağlanması açısından zorunludur. Zira, istikbalde bir milletin geleceği sayılan yeni nesil aynı ülkede müspet hürriyetin sunduğu güven ve huzurla yaşama arzusunda olmalı, bu geleceği sağlamanın yolu da tüm şer odaklarıyla topyekün mücadele ederek sağlayabiliriz.

TERÖRİSTİN İDEOLOJİK MOTİVASYONU
Terörizmin doğuşundaki esas dayanak sosyal çelişkilerdir. Terörizm, hedef aldığı kitlenin hoşnut olmadığı veya elde etmek istediği çıkarı umut olarak vaat etmektedir. Bu umut ve vaat kişileri bir arada toplayan ideolojiyi oluşturmaktadır. İdeoloji etrafında toplanan insanlar kendilerine göre bir sistem oluşturmaktadır. Sistem içerisinde örgütlenmeler yapılarak terörizmin alt yapısı oluşturulmaktadır.
Teröristin kendi anlayışı içerisinde kutsal bir amacı vardır. Amacını gerçekleştirmek için, kendisine engel teşkil eden veya daha doğrusu öyle gösterilen veya engel olarak algılaması sağlanan unsurları ortadan kaldırmak azmindedir. Bu nedenledir ki ideoloji, örgütlenmenin en önemli unsurunu teşkil etmekte, ideoloji nedeniyle terörist kolayca ölümü göze alabilmekte, her türlü yoksunluğa karşı hareketine sadık kalmakta, yerine göre çok olumsuz şartlara karşı koyabilme gücüne sahip olabilmektedir.

ŞİDDET UNSURU
Terörün en önemli yönü ise, şiddet içermesidir. İdeolojik koşullar; örgütün, hedeflerine ulaşabilmesi için şiddete başvurulmasını dayatmaktadır. Bulunduğu ülkedeki rejimi yıkmayı hedefleyen örgüt, “silahlı mücadele” adı verilen şiddet uygulamalarıyla kendini göstermekte, şiddet yoğunlaştıkça, korku içinde örgüte yaklaşan insanların sayısı artmaktadır.
Şiddet hareketleri, örgütün propaganda malzemelerinin en önemlilerindendir. Burada anlatılan şiddet, örgüt tarafından, halk adına yapıldığı iddia edilen zalimce eylemlerdir. Buna karşın terörist kendisini “devrimci, eylemci, özgürlük savaşçısı, halk gücü” gibi bir takım unvanlarla taltif etmektedir.
Yakın geçmişimizde terör örgütlerinin özellikle, legal kuruluşlar olan bazı dernek, sendika ve siyasi partileri de kullanarak, metropoller başta olmak üzere semt, mahalle ve sokak bazında hakimiyet tesis etmeye çalıştıkları bilinmektedir.
Böylece örgüt kendi tabanını da, zor ve tehdide dayalı bir tarz sergileyerek oluşturmakta, hakimiyet tesis edilebilen yörelerdeki vatandaşlarımız için örgüt mensupluğu bir zorunluluk haline gelmektedir. Sistemli ve organize şiddet, vatandaşımıza, hayatı dayanılmaz hale getirme gayretindedir.
Şiddetin amaçlarından biri kamuoyuna kendini duyurma olduğundan, kitle iletişim araçlarından faydalanarak ilgi alanı içerisine girilmeye çalışılır. İnsan hayatını ve dolayısıyla toplumsal güven ve huzuru hedef alan eylemler kamuoyunda çok fazla yankı uyandırdığı için şiddet eylemleri vazgeçilmez bir reklam aracı olarak görülmektedir. Terör örgütlerinin, şiddet eylemleri sonrasında basın kuruluşlarını arayarak eylemi üstlenmeleri bu nedene dayanmaktadır.
Amaca ulaşmak için her türlü girişim mübah görülmekte, sadece devlete yönelmekle kısıtlı kalınmamakta, suçsuz insanlar da büyük ölçüde bu eylemlerden zarar görmesine yol açılmaktadır.
Kitlesel nitelikli terör eylemlerinde, örneğin bir toplu taşım aracına veya alışveriş merkezine konan bir bombanın patlaması sonucu ölenlerin bu eylemi düzenleyenler ile hiç bir bağları bulunmamaktadır. Bu tür eylemlerde, bombayı koyanlar ile bombanın hedefi olanlar arasında hiç bir siyasal ilişki, bir hesaplaşma olmadığı gibi, belki eylemi koyan örgütün ideolojisine yakınlık duyanlar bile bulunabilmektedir.
Terör örgütlerinin düzenledikleri eylemlerin temelinde örgütün propagandasını yapma ağırlık kazanmaktadır. Örgütler, kuruluşlarını tamamladıkları, teşkilat yapılanması açısından yeterli bir düzeye geldiklerinde sansasyonel nitelikli bir şiddet eylemi ile kamuoyuna varlıklarını duyurmayı hedeflerler.
(Kaynak; http://www.icisleriafad.gov.tr/teror-olaylari)

***
Tıpkı Ankara’da patlayan son bamba gibi…
Yüreğimiz dağlandı, yine bir sürü gonca gül, dalından koparıldı.
Hayatımızda en çok arzuladığımız, içimizde umutlarla beklediğimiz toplumsal barış, bir kez daha yerini kana ve dumana bıraktı.
Acımasız insanların yaptıkları bu eylem, tüm yurdu derinden yaraladı. Bir takım senaryoların (terörizmin) büyük bedeller verilerek yaşandığı ülkemizde gidilen nokta hiç iç açıcı değil.
Sonuç ne olur? Bu gidişat nereye varır bilen yok!…
Bir yandan Suriye’deki savaştan kaçarak ülkemize sığınan insanların dramı, bir yanda hain terörün insanları evlerinden, yurtlarından ve canlarından eden tutumu… Şehit haberleri… Son dört aydır içimiz kan ağlıyor…
Son günlerde tüm terör örgütlerinin birleşerek ülkemizi daha da kan gölüne çevirme planları… Gözümüzü önümüzdeki bir kaç günde nevruz dönemindeki oluşacak olaylara çevirdi…
Bu tutum tamamen Ak Parti’yi iktidardan indirmek uğruna mı yapılan bir çalışma mı? Bu kinin nedeni sırf bu mu?
Ankara’nın göbeğinde patlatılan bombalarda canlarını veren gencecik insanlar… Daha anne karnındaki bir bebeğin yaşama şansının elinden alınması, hangi devrime sığar, hangi özgürlüğü getirir. Bu tamamen vahşettir…
Bu vahşeti ülkemize yaşatanları ne kul, ne de Allah affeder…

****

SÖKE BELEDİYESİ NE YAPIYOR?
Son günlerde İlçemiz Söke ve yöneticileri neler yapıyor, her gün gazetelerde boy boy fotoğraflar ve haberlerle görüyoruz. Rutin belediye işleri; temizlik, parke üretimi, parke yol yapımı, semt evleri, kurslar, halk günleri, hoşgeldin bebek, vs…
Bunlar sadece bize gösterilen…
Ya bizim görmediğimiz ve plan - proje aşamasında olan çalışmalar ne durumda? Çok az kişinin bildiği projeleri öğrenmek ve sizlerle paylaşmak bizlerin görevi...
Yerel seçimler geçeli iki yıl oldu… Önceki belediye yönetimi iyisiyle kötüsüyle tarihin sayfalarında yerini ayırken Söke Belediyesi'nde Süleyman Toyran ve ekibinin dönemi başladı.
Yerel seçimler sonrasında Aydın ilimizin büyükşehir olmasıyla ilçe belediyelerinin gelirlerinde önemli derecede bir azalma oldu. Hizmet götürülme görevi 8 mahalle iken, Köy ve Beldelerin mahalle statüsüne geçirilmesiyle şimdi 49 mahalleye hizmet götürme zorunluluğu başladı.
Gerek halkımızın, gerek belediye çalışanlarının ve yetkili birim amirlerinin ve özellikle Başkan Toyran’ın hem siyasete ve bu yeni düzene alışması yaklaşık bir, bir buçuk yıl sürdü. Yeni düzene alışan ve yeni projeler üretmeye başlayan Söke Belediyesi, elindeki imkanları şimdilik halkın sosyal refahı için var gücüyle kullanmaya başladı.
Malum, eldeki imkanlar kısıtlı, yapılaca iş çok…  Söke Belediyesi ne yapıyor? Yeni projeleri neler...
Önümüzdeki günlerde yazacağız...

 

Bu makale 1398 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Halil Güven (17/3/2016)
    Bilgilendirici ve hoşgörülü yaklaşımınıza teşekkürler canım kardeşim... Saygı sevgi sağlık ve mutluluk dileklerimi sunuyorum...