söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ÇAĞDAŞ İNSAN KİMDİR?


 

ÇAĞDAŞ İNSAN KİMDİR?

 

1960’lı yılların başındaydı. Ben Aydın Lisesi’nde Kimya öğretmeniydim. Okuduğum ve mezun olduğum lisede öğretmenlik yapmak bana onur verirken kendim için örnek saydığım Fizik öğretmeni Zehra Hanım’a, Kimya öğretmeni Nihal Hanım’a, Edebiyat öğretmeni Faik Bey’e layık olmak için çabalıyordum.

Günlerden bir gün lise 3. sınıf öğrencilerine ders harici zıpırlık olsun diye bir soru sordum.

-Çoçuklar !…

Okuyan, öğrenen, araştıran, soran, medeni ilişkileri kusursuz yerine getiren kamil bir insanın kaç ayağı vardır? dedim..

Verilecek yanıtları zaten tahmin ediyordum; öyle oldu hep bir ağızdan bağırdılar;

-İki ayağı vardın öğretmenim…

-Ben size yürümek için kaç ayağı vardır demedim. Ayak sadece insanlar için değil bütün canlılar için önemli bir organdır. İnsanların olduğu gibi bütün hayvanların iki ayaklısı, dört ayaklısı hatta kırk ayaklısı vardır… Ben onu sormuyorum. Benim sorduğum medeni topluma yarayan insanları sordum.

-Ben cevap vereyim !…

Anlatmak istediğim insanların üç ayağının olduğudur. Bunlar nedir derseniz;

AKIL…

BİLGİ…

VE İNANÇTIR…

Bu üç imkan bir arada değilse kamil insandan söz edilemez. Bunlardan ikisi Allah tarafından bize hediye edilmiştir. Bilgi ise bu hediyelerin yani akıl ve inançla uyumlu olduğunda meydana gelir. Bu benim fikri değil, asırlar önce yaşamış ve şimdi de pozitif düşünceye sahip olanların fikirleridir, fesefecilerin…

Allah tarafından bahşedilen akıl olmazsa, inanç da olmaz, bilgi de olmaz. Keza inanç olmaz ne akıl ve de bilginin manası yoktur. Bu yüzden 19. asrın bilgini Albert Einstein’in “AKILSIZ İLİM KÖR, İNANÇSIZ İLİM TOPALDIR…”

Son günlerdeki hezeyanları dinledikçe üç ilkenin nasıl iflas ettiğini görüyoruz. Bir üniversitenin en üst makamındaki herif asansörde bir kadınla bir erkeğin yan yana girmesi zinadır diyorsa, erkeğin karısına telefounla ya da yüz yüze BOŞ OL…! derse boşanma sebebi olacağı bir ailenin yıkımı olacağının nasıl ifade edeceğiz. Yine bir başka meczup battaniye gibi tüylü şeylerle sarılması, eşofmanlı kızların dini inançlarını yitirdiğini söylemesi, 9 yaşındaki kızın evlenebiliceği gazetelerde haber olarak çıkıyorsa bunda ne iktidarın, ne yasaların günahı vardır.

Toplumun içinde yaşanan yıkımlar akla gelir. Bir toplumun yıkımı ne  topla ne tüfekle yıkılır. Bunun sebebi de bu gibi ağızlar veriri. Son yıllarda ne de çok bel altı fetvalar veriliyor. Yarabbi !…

Haddim değil ama, son günlerde İslam dininin kurumlandırılması girdi sıraya… İslam dinini kim yorumlayacak acaba? Dini ve Kur’an’ı yorumlayan ehil Alimler Hasan Basri Çantay’ı, Elmalılı Hamdi Yazır’ın mükemmel tercrümeleri var. Hem de çok… Al oku onları, buna benzer piyasalarda ve kütüphanelerden yığınla yayınlar var. Hayır o toplumun asırlarca kutsal düşüncelerini ifsak edecek, kendisine göre yorumlayacak…

Batı makineleşmeyi bitirmiş, yapay zeka ve robotik sistemleriyle uğraşırken biz, hala kadının giyimi, topuklu ayakkabısıyla kızların evlenme yaşı üzerine fetvaları konuşuyoruz.

İnsan için akıl önemli… İnanç da önemlidir… Bunlar insanın karakterini oluşturur. Sevgi, saygı, itaat, hoşgörü, insanca yaşama güdüsü buradan çıkar. Yoksa inatçılık, nankörlük, tembellik ve sayısını bilmediğimiz olumsuzluklar akıl ve inancın kusuru olarak topluma patolojik olarak girer.

Bilim ise insanın var oluşunun sebebidir. Bilmem için yazılacak o kadar çok şey var ki… Ciltlere sığmaz… Bilgi için önce gelen okumak gelir. Sonra ihtiyaçlar sıralanmaya başlar… Kitaba okul gerekir, öğretmen, usta gerekir, kişinin fikri olması için bilgisi olması gerekir. En basit esnaflıkta bile bir ustanın ürettiği diğerinin üstündeyse o üründe emek vardır. Bilgi vardır.

Tıpkı yazı, şiir yazmak her ne kadar duygu ve ilham da olsa kişinin kültür seviyesinin yüksek olmasına bağlıdır. Yazılacak çok şey var. Devamını diğer yazımda belirtmek istiyorum.

 

 

Bu makale 746 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz