söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SÖKE EKSPRES VE SÖKE…


SÖKE EKSPRES VE SÖKE…

 

Söke Ekspres Gazetesi’ndeki yazılarım 56 yıldır devam ediyor…

Bu uzun ömürlü gazeteyi çıkarmak için epey emek vermiştik. 1950’li yılların başında Söke’nin yazı kalemleri çeşitli isimler altında gazete deneyimleri olmuş, ömürleri ancak bir - iki yıl sürmüştür.

Bunları yayınlayanlar Söke basım tarihlerini yazdığım “SÖKE’DE BASIN” adı altında yayınladım. Bugün ne o gazeteler, ne de yazarları kaldı. Hepsi de Söke kültür tarihinde güzel iz bırakarak fani dünyayı terkettiler. İsimlerini rahmetle anıyorum.

Yıl 1962, ben İstanbul’daki eğitimimi tamamlayarak Söke’ye dönmüştüm. Bu yıllarda Söke, Lisesi’ni açma çalışması içindeydi. İmece usulüyle ve devletten bir kuruş almadan bu projeyi gerçekleştirme çabası için Söke, gerek eğitim gerekse kültür yönünden bir başkalaşım içindeydi. Söke sever hemşehrilerim ortaokul ve diğer sosyal tesisleri ve okulları yaparken “LİSE PROJESİ”ni hazırlamıştı bile… Bunca ortaokul mezunu yakınlarda lise olmadığı için birçoğu ortaokul mezunu olarak kalmış, okuyamamıştı; çoğu esnaf ve babalarının yanında tarla ve bahçe işleriyle uğraşır hale gelmişti. Söke’nin her sınıf insanı lise fikrinde aynı düşünceye sahipti… Lise Yaptırma Derneği’ni kurmuş, bu imeceye para vererek, inşaatçıları yevmiyesiz çalışarak, kamyoncular, arabacılar ücretsiz hizmet vererek, bu büyük projeyi iki yıl gibi bir sürede tamamlamışlardır. Dernek ve müteşebbis insanlar proje kontrolden sorumlu Ömer Uzun olsun, Arif İşlekel’den gayrisi bir büyük eseri başararak gittiler. Söke kendilerine minnettardır. 

Yetişkin insan yoğunluğu Söke’nin bir eksikliğini görerek, günlük bir gazete ihtiyacı hissedilmiş olacak ki Söke’nin düşman istilasından kurtuluş yıldönümü 6 Eylül 1962’de bu elinizdeki -o zaman tek yapraklı- gazeteyi çıkardı. Bu yıl 56. onur yılını kutlayan ve ismini değerli arkadaşımız merhum Şevki Gemicioğlu’nun koyduğu “SÖKE EKSPRES GAZETESİ” bu uzun süre içinde çeşitli sahipler, yazarlar eline geçtiği halde ömrünü devam ettirmiştir.

“SÖKE EKSPRES GAZETESİ” esasında bir gayretin, bir heyecanın, amatör bir düşüncenin ürünüdür. Bu gazetenin ilk günden beri yanında ve içinde olduğum için yıllarca yaşadıklarımızın öyküsünü yazmaya kalksak sayfalar yetmez…

Belediye Meydanı’nda Zeki Yavaş’ın dükkanında planlanan projede ilk isimler Zeki Yavaş ve Şevki Gemicioğlu idi… Daha sonra ben ve bankacı Mahbup Kılıç da katılarak Sökelileri temsil eden bir yayın organını oluşturmuştuk. Yazı İşleri Müdürlüğü tarafımdan temsil edilerek sadece idari ve maddi ihtiyaçlarını karşılayan değil, günlük yazılar yazan biriydim. Kağıt - Mürekkep bulamadığımız günler oldu. Sökeliler ve biz karşıladık, ama yayınımızda yarım gün geri kalmadık. Sütunlarımız, benim, Avukat Ahmet Güçsav’ın, Kerim Yalçınkaya’nın yanında o devirdeki genç ve kabiliyetli kalemler, sayfaları boş bırakmadılar.

Bizden sonra gazete Muharrem Bora’nın  sahipliğine geçti… O yıllarda da “SÖKE EKSPRES GAZETESİ” sütunlarına yine hep bizler olduk. Muharrem Bora’nın genç ve vakitsiz ölümüyle gazetenin sorumluluğu yine bize düştü… Ticaret Odası yöneticisi çok zaman da eczane işletmesi ve sosyal çalışmaların içinde olmanın yorgunluğu içindeyken Kerim Yalçınkaya hızır gibi yetişti… Uzun süre gazete işini o üstlendi.. Tekrar dara düşen bu gazete, 1991-92’de Cumhuriyet Matbaası sahibi Yılmaz Kalaycı ve oğlu Kadir Kalaycı’ya geçti… Söke'nin sorunlarına sahip çıkmayı, toplumsal ihtiyaçlar ve yararlar doğrultusunda kamuoyu oluşturma işlevini yerine getirmeyi; birlik, beraberlik ve dayanışmanın sağlanmasına katkıda bulunmayı görev bilen gazete sahipleri ve gazetenin neferleri İbrahim Özgezici, Yılmaz Salum ve Murat Sülünoğlu sayesinde bizler de gazete de rahat etti… Günümüzde ilçenin doğru, tarafsız en gür sesi haline gelmiştir…

***

Yazımın başından itibaren “SÖKE LİSESİ” ve “SÖKE EKSPRES GAZETESİ”nin toplumumuza olan katkılarını göstermek için kaleme aldım. Bu kuruluşlar şahsında ilçemizdeki kültür derneklerinin çokluğunu, Söke insanının soran, sorgulayan kültür bilincine nasıl ulaştığını anlatmaya çalıştım. 

Şehir, demek; bilinç, demektir… Yaşadığı yeri evi gibi düşünmek demektir!..

Madem ki bu şehirde yaşıyorsak, oranın ekonomisini, ticaretini, tarımını düşünmek zorundayız… Her ilçede olduğu gibi Söke’de de sivil toplum kuruluşları vardır. Onların işi sadece resmi bayramlarda çelenk koymak olmamalıdır. Araştırması, yazması, sosyal ihtiyaçları aramak zorundadır. Yazı yazmak toplumu tanımaktır. Mülki İdareden tutunuz da siyasi parti yöneticileri, yaşadığı kent için bir ve beraber olmalıdır.

Yazı yazmak tıpkı alkol, kumar, yabancı madde alışkanlığı gibi bağımlı hale getirir. Bu düşüncemi hemen hemen her yazımda belirtiyorum.  Sevinerek söyleyeyim ki, Sökelilerin bir çoğu gazetede yazmaya cesaret edemezken onların bir çoğunun öykü, şiir kitapları var… Lisemizdeki öğretmenlerimiz Şahap Karadayı, Yaşar Çağbayır, Oyhan Hasan Bıldırki, Halil Güven, Abdülkadir Güler, Ali Sarayköylü, Talat Avcı, Mustafa Uluçay ve isimlerini sayamadığım hocaların ilçemizin sosyal ve kültürel yaşamına teşvik; ve katkıları olmuştur.

Kavgasız, gürültüsüz, insanların toplum kültürüyle, birbirine dostça sarılmaları, acı, hüzün ve sevincini birlikte yaşamaları büyük özveridir. 

Bunları sağlayanlara milyon kere şükran duyuyorum…

 

Bu makale 854 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz