Ensar Turgut Tekin - SÖKE ÇAYI DSİ'DEN NASIL BİR İSLAH PROJESİ İSTİYOR?


Konuk Yazar: Ensar Turgut Tekin 

e-Mail: tekinensarturgut@gmail.com

 

 

SÖKE ÇAYI DSİ’DEN NASIL BİR İSLAH PROJESİ İSTİYOR?

 

Yıllardan beri kanayan bir yara haline dönüşen Söke Çayı, madem ki Söke Belediyesinin değil de DSİ’nindir. Bu yargı kararı ile de tescil edildi. Öyle ise, SÖKE ÇAYI DSİ’den nasıl bir islah projesi istiyor ve bekliyor! Bu yazımda azda olsa bu projeyi dillendirmeye çalışacağım.

1970’li yılların başında Söke Belediyesi, kendi olanakları ile Söke’nin içinden geçen yılın altı ayında sulu, altı ayında susuz olan bu çayı hem islah etmek ve hem de üzerini kapatarak, Söke’ye bir gelir temin etmek amacı ile “Koyuncuoğlu Pasajı Projesini gündeme getirdi. Çayın üzerine böyle bir tesis yapacağını da DSİ Bölge Müdürlüğüne ve dönemin hükümetine bildirip, izin aldı. DSİ. bu isteği haklı bularak, Orman Genel Müdürlüğünden havzaya düşecek yağmur ve dereden akabilecek en güçlü selin boyutlarını ve gücünü öğrenerek, bu güçteki bir sel suyunun kente zarar vermeyeceği şekilde üzeri kapatılarak kullanılmasına izin verdi. Verilen bu izin belgelerine uygun bir biçimde çay yatağının  üzeri verilen talimat doğrultusunda kapatılarak bir bölümüne Koyuncuoğlu Pasajı, bir bölümüne ise otopark yapıldı. Böylece kentin içinden geçen derenin çirkin görüntüleri de kapatılmış oldu. Bu durumdan hem DSİ ve hem de Belediye memnun olmuştu.

Bu durum, 2000’li yıllara kadar hiçbir tarafa zarar vermeden devam ederek geldi. Dükkanlardan azda olsa Söke belediyesi biraz parada kazanıyordu. Ama  en önemlisi Otopark olan bölümdü. Halk arabalarını buraya park ediyor,  Geniş bir Otoparkı olmayan Söke’de park sorununu bir nebzede olsa gideriyordu. Bazı günlerde üzerine panayır ve Lunapark kuruluyor, kente bir canlılık kazandırıyor ve çocukların azda olsa eğlenmelerine katkı sağlıyordu. İşte bu durum son yıllarda Hükümet baskısı ile mi, yoksa devlet su işlerinin üzerine yapılan basınç tazikkiyle mi her ne ise bir şeyler oldu ve bu düzenin ortada önemli bir neden olmadan bu durumun bozdurulmasına karar verdiler. DSİ, “Önce çizdim, sonra oynamıyorum” inadı ile Çay üzerinde her ne varsa yıkılması gerekçesi ile yargıya gitti. Yargı onları haklı buldu ve binlerce insanın ekmek teknelerinin yıkılmasına rağmen tesislerin yıkılmasına karar verdi. Karar infaz edilerek uygulandı. Belediye ile o pasajda ki işyeri sahipleri arasında çok tartışmaya ve tatsız olaylara rağmen çarşı yıkıldı. DSİ Aydın’da ve diğer kentlerde yaptığı gibi bu Söke Çayı için de bir islah ve geliştirme projesi yapacağını, halkın gezmesine eğlenmesine piknik yapmasına yararlı olacak bir düzen kazandıracağına söz vermesine rağmen, yıkılmasından bu yana üç yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapmadı. Dere kentin Ortasından geçmekte, çok geniş bir yatağı içermekte ve çok değerli bir araziyi kullanılmaz bir halde tutmaktadır. Oysa bu dere yatağı buradan akacak sel sularaından çok daha geniştir. İslah edilerek, kentin lehine çok önemli alanlar kazandırılabilir. Ben, öğretmenim, eğitimciyim. Su işleri mühendisi değilim. Elbette ki olayın teknik yönlerini ve detaylarını bir Su işleri uzmanı ve mühendisi kadar bilemem. Ama arazide yaptığım bir etütle Söke Çayı’nın DSİ. Den şöyle bir proje ile çevreye hizmet vereceğini gördüm:

Söke Çayı, Söke’ye batıdan giriyor, doğu yönüne akarak ovada bir kanala karışıp denize gidiyor. Bölge de Akdeniz İklimi hüküm sürdüğünden bu çay kış ayların da yağmur suları ile beslenerek suya kavuşuyor. Yaz aylarında ise susuz kalıyor. Çayı devamlı suya kavuşturmak için ise imkân var. Bu çayı besleyen önemli iki dere var. Birincisi Kuşadası yolunun sağ tarafında kalan Şarlak Deresi, ikincisi ise Ağaçlı yolunun solunda kalan Ağaçlı Deresi. Bu iki derenin boğazlarına birer set yapılarak, iki gölet oluşturulur. Bu göletlerde kışın yağan yağmur suları biriktirilerek, yazın bu sulardan Söke’deki park ve bahçeler sulanabilir. Böylece aşırı yağmurdan coşan derenin suyu kelepçelendiği için az akarak kente ve çevresine de zarar vermez hale dönüşür. Böylece dereden suyun akması için bu kadar geniş bir alana gerek kalmaz. Daraltılan çay yatağı mevcut bulvara ve yeşil alana katılarak, yeni alanlar kazanılmış olur. Buda kentin içinde bir çok yönde değer kazanmış olur. Gelelim kazanılan göletlere ve çevresine. Söke de, halkımızın yaz ve kış gidip te piknik yapacak ve temiz hava alacak bir alanı yok. Bu iki göletin çevresi uygun projelerle düzenlenerek, ağaçlandırılarak bir sulak alana dönüştürülebilir. Yeni kentin altındaki yaygın akan kısımlarda islah edilerek, yeşil alanlara dönüştürülür. Bu alanlar Söke halkına rahat nefes aldırma olanakları sağladığı gibi günübirlik piknik alanları kazandırmış olur. Sökeliler’de Davutlar Sevgi Plajına ve Güzelçamlı Milli parkına gitmeden kendi kentlerinde piknik alanlarına kavuşmuş olurlar.

Bu yapılır mı? Diyeceksiniz? Neden yapılmasın? Kuyucak, Söke’nin dörtte biri değil. Kuyucak deresi yapılarak Kuyucak’a kazandırıldı. Söke Çayı neden Söke için yararlı hale getirilmesin? Hem yapılmayacaktı da neden yıktırıldı? Bu ayıbı kimler planladılar ve ortaya koydularsa, şimdide yaparak, bu ayıbı ortadan kaldırsınlar!  

İlgililere saygılarımla!

 

 

Bu makale 438 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz