söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



O KÖYLÜLER NE OLACAK?..


O KÖYLÜLER NE OLACAK?..

 

Dünkü yazımda sizlere Beşparmak Dağlarında kamyonlarla taş çıkarıp satma hevesindeki maden şirketlerinin doğaya yaptıkları tahribattan söz etmiş ve bu madencilere karşı toplumsal bir tepki vermemiz gerektiğini ifade etmiştim..

Sevgili okuyucu, o dağlar milletimizin ortak değerleridir. Birkaç tane maden şirketinin sahibi para kazanıp zenginleşsin diye o güzellikleri feda edemeyiz. O dağlar taşıyla, toprağıyla, ağacıyla otuyla ve binlerce yıldır sakladığı tarih ve kültür miraslarıyla gelecek kuşaklara taşınabilmelidir. O güzellikleri yok edip bitki örtüsünü ortadan kaldırarak oraları çölleştirmek aslında insanlığın geleceğine yapılmış bir tecavüzdür. Buna göz yumanlara gelecek kuşaklar beddua edeceklerdir.

***

Bir de orada yaşayan köylüler var elbette. Yüz yıllardır o dağlarda yaşayıp, yaşadıkları alanları koruyan ve kollayan, oradaki doğallığın önemini ve gerekliliğini hepimizden iyi bilip bunu bir yaşam biçimi haline getiren köylülerimizin yaşam alanları da tehdit ediliyor.

Bakınız o alanlarda bulunan fıstık çamları bu ülkenin önemli zenginliklerindendir. Bu çamlıkların mülkiyeti devletimize ait olmasına rağmen ağaçların tohurları, yani fıstıklar vatandaşlarımız tarafından toplanır ve değerlendirilir. Herkese tahsis edilmiş çamlıklar vardır. Hatta aralarında bu tahsisleri senetle birbirlerine devrettiklerini de biliyorum. 

O çam ağaçları Beşparmak köylüleri için önemli geçim kaynaklarındandır.

Bu nedenle de o dağları koruyup kollarlar. Bakınız yaz aylarında bütün Ege cayır cayır yanarken çok şükür, Beşparmak’ta böyle yangınlar görmüyoruz. Çünkü o dağların sahipleri var.

***

Şimdi maden şirketleri bu dağları tahrip ederken sadece bu güzellikleri ve zenginlikleri yok etmiyorlar. Ayrıca bu köylülerin de gelecekle ilgili umutlarını,  beklentilerini yok ediyorlar.

Bu insanların yaşam alanlarını ve yaşam imkanlarını ellerinden alırsanız ne yaparlar, nasıl yaşarlar?..

Biz, bu maden şirketleri bu dağlardan çekilsin diye dil dökerken, hangi akıl, hangi vicdan bu şirketlere yeni yeni ruhsatlar vermektedir?

***

Bir de “Latmos milli park olsun” lafını dillere dolayıp şimdiye kadar leylek saymaktan ve Burunköy canavarı beklemekten başka somut bir çalışmalarını görmediğimiz o sözde çevre derneği var.

Zaten madenciler köylülerin boğazlarını sıkmak için birbirleriyle yarışırken bu dernek de masum gibi görünen söylemlerle son darbeyi vurmaya çalışıyor.

Maden şirketlerini bahane ederek o dağların milli park olması gerektiğini, o zaman madencilerin oralarda çalışamayacağını söyleyerek yalan söylüyorlar. Bile bile insanları kandırıyorlar. Üstelik bu konuda arkalarına aldıkları güçlü desteklerle etkili de oluyorlar. Zaman zaman çok önemli sivil toplum kuruluşları sözcülerinin, siyaset adamlarının, hatta akademisyenlerin de bilerek ya da bilmeyerek bu değirmene su taşıdıklarını görüyoruz.

Sevgili okuyucu, burada sabrınızı zorlayarak bir kez daha tekrar edeceğim.

Milli Park olması bu dağları maden şirketlerinden korumaz. Milli parklarda madencilik çalışmalarının devam etmesini engelleyen yasal bir yaptırım yoktur. Bu yasa yeni yeni ruhsatlar verilmesini de engellemez.

Milli park olursa o köylüler o ağaçların ürünlerini toplayamaz. Hayvanlarını otlatamaz. Arılarını oralara koyamaz. Yani o köylülerin oralarda yaşamaları için bir neden kalmaz.

Galiba istenen de bu diye düşünüyorum. Oraları insansızlaştırılıp birilerinin kullanımına mı verilecek?..

2015 yılında kurduğumuz Beşparmak (Latmos) Doğa ve Kültür Derneğimizle bu konuya dikkat çekmek için çaba gösteriyoruz. 

Gönül destekleriniz bize güç verecektir.

 

Bu makale 647 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz