Ensar Turgut Tekin -  TRABLUS GARP VE ON İKİ ADALARI NASIL KAYBETTİK? -3


Ensar Turgut Tekin 

 

TRABLUS GARP VE ON İKİ ADALARI NASIL KAYBETTİK? -3

 

SAVAŞ PLANLARI VE STRATEJİLERİ

İtalyan Ordusu’nun saldırı planı bilimsel olmaktan çok mantık esasına göre hazırlanmıştı. Trablusgarp’a Türk kuvvetlerinin azlığı ve dağınıklığı, Mısır sınırında  dağınıklığı dikkate alınarak, Mısır sınırından Tunus sınırına kadar uzanan kıyılar üzerinde ki Tobruk, Trablus, Derne, Bingazi ve Mısrata şehirlerine İtalyan donanmasının himayesi altında  çıkartma yapılarak direnmeye kalkışacak zayıf ve hafif Türk Kuvvetleri kolaylıkla ezilecek ve İtalyanlar çok kısa bir zamanda memleketin içlerine ilerleyerek yerleşeceklerdi. Bu iş için tasarlanan kuvvetin başlangıçta ne olduğu bilinmiyorsa da zamanla 100.000 kişiye çıkarıldığı tahmin edilmektedir. Bu plana göre 30 Eylül’de başlayan İtalyan hareketi gelişerek beş hafta içinde sözü edilen kentler işgal edilmiş fakat, memleketin içerlerine ilerlemek duraklamıştı.

İtalyanlar’ ın ilerlemesine engel olan Türk Komutanlığı’nın planı çok sade idi. Enver(Paşa) arkadaşları ile anlaştıktan sonra İtalyan ilerleyişine karşı bir gerilla savaşı ile karşı koymayı uygun bulmuştu. Türk Kuvvetleri (yerli kuvvetler bu deyimin kapsamındadır.) İtalyanların ancak onda biri kadar bulunduğu için ve savaş gemilerine karşı koyacak uzun menzilli toplardan yoksun bulunduklarından, İtalyan kuvvetlerini denize atmak düşünülmemiştir. Türk planının amacı: İtalyan kuvvetlerini kıyıda mıhlamak ve baskınlarla yıpratmaktan ibaretti. Her ne kadar sonradan İtalyan menzillerine karşı bir karşı bir cephe hattı kurulmuş ise de, Türk Genel Komutanlığı bu halde dahi gerilla taktiğini zaman zaman tatbik etmekten geri kalmamıştır. Arazinin elverişliliği ve yerli askerlerin bu taktiğe kolayca uyacak bir yetenekte bulunmaları başarıya ulaşılmasında büyük bir etki olmuştur.

SAVAŞIN  AŞAMALARI

Bir yıl kadar sürmüş olan Trablusgarp Savaşı iki aşama gösterir:

1- Birinci aşama 1911 yılında Eylül –Ekim aylarını kapsar. Savaş bölgesi Trablusgarp ve Bingazi’dir. İki taraf kuvvetleri arasında meydana gelen 12 kadar esaslı çarpışmada İtalyan kuvvetleri kıyıda mıhlanmıştır.

2- İkinci aşama 1911 yılında Ekim- Kasım(1911) aylarını kapsar. Cephelerde durumun denkleşmesi ile sonuçlanır.  İtalyan kuvvetlerinin kesin bir sonuç sağlamamaları konusunda ki ümitleri suya düşer. Birinci ve ikinci aşamalar arasındaki başarısızlığın  verdiği bir ümitsizlikle İtalya ele geçiremediği Trablus’u ilhak ettiğini duyurur. Burada Türklere pes dedirtemeyince savaşı başka Osmanlı  topraklarına bulaştırmaya kalkışır.

DÜNYA KAMUOYU BU SAVAŞ İÇİN NE DEDİ?

Trablusgarp Savaşı’nın başında bir bahse tutuşulsa idi, Türkler’ den yana bir tek insanın çıkması düşünülemezdi. Hatta Türkler ve komutanlar arasında bile böyle bir savaşa girişmenin bir cinayet ve yahut ve yahut bir serüven olduğuna inananlar az değildi. İtalyan Kuvvetlerinin çok kısa bir zamanda Trabulusgarp’ı ele geçirmesi beklenmekte idi. Fakat yukarıda da işaret edilen Türk savunması ile İtalyan kuvvetleri sahile mıhlanınca dünya kamuoyu Türklerden yana sesini yükseltmeye başladılar.

Devletler hukuku konusunda dünyaca otorite kabul edilmiş olan Sir Thomas Barolly, İtalyan saldırısını mevcut anlaşmalar ışığında “hukuka bir saldırı olarak”  görmekte idi. Fransa’nın Le Temps Gazetesi özel muhabiri Cerrere

Türk başarılarının seyrini öğrenmek için cepheleri dolaştıktan sonra “Mesele varlık içinde istila yapmak değildir. Asıl ders ve ibret alınacak nokta yokluk  içinde vatan savunmaktır.” Kanısına varmış ve Türk cephesinin yıkılmaz hale geldiğini de açıkladığı için İtalyanlar  tarafından öldürülmek istenmiştir. New York Times Gazetesinin özel kahramanlığı üzerine düşüncesi ise şöyle İdİ: 

Eğer Waşington hayatta olsa idi ve bizler Lincoln, Andrew Jackson Clay gibi liderlere bugün sahip olsa idik, Türklerin muhakkak imdadına koşardık. Kahramanlık sadece bir milletin değil dünyanın  ortak haysiyeti ve İnsanlığın şerefidir. Yazıklar olsun. Bu şeref haksız yerlere saldırıya uğruyor. Ve bizler seyirci kalıyoruz. Sonradan insanlık hak ve adaletinden söz ediyoruz. Bir Fransız Gazetecisi, söz konusu savaşı daha geniş bir perspektif genişliğinde görerek şu sonuca varmaktadır:

“Trablus’ta bugün  yeni bir Türk ruhu uyanmaktadır. Osmanlı Devleti’nin kaderi ile ilgili bütün dünya, bu memlekette olup geçen olayları daha büyük bir dikkat ve basiret ile izlerlerse politikalarının ispatı bakımından faydalı bir iş yapmış olurlar. Çünkü buradaki Türkler yakın bir gelecekte Osmanlı Devleti’nin mukadderatına hakim olabilecek insanlardır. Bu takdirde Asya, Afrika ve Avrupa’da toprakları bulunan bu devletin durumu ve siyaseti dünyaya etki yapacak hale gelecek ve Cihan Politikaları hasta adam adını verdikleri Osmanlı Devleti’nin belki başka bir karakter ve kişilik ile devam edeceğine hayretle tanık olacaklardır.”

“Ben Trablus’ta, kuvvet karşısında boyun eğmek istemeyen bir milletin yenilemeyeceğini anlamış bulunuyorum.”

MÜSLÜMAN MEMLEKETLERİ  KAMUOYU NE DEDİLER?

Trablos’ta hayalleri savunma başarıları ve batı basınında bu konu üzerine çıkan olumlu yazılar Müslüman memleketleri halkı üzerinde de büyük bir etki yaratmıştır. Bu memleketlerde adı yaygın olmayan Enver Bey’e halk “Paşa” unvanını vermiş, kendisine Melik (sultan) diyenler olmuştur. Hatta Araplar arasında Mehdi’nin onda tecelli ettiğine bile inananlar çıkmıştır. Zamanla kuzey Afrika Müslüman Memleketlerinde ve en çok Mısır’da, Hindistan’da ve Afganistan’da yardım komiteleri kurulmuştur. Mısır zenginleri teşkilatlanarak bir defasında 150.000 altın göndermişlerdir. Ayrıca Afrika içerlerinden bile savaşmak için gönüllüler gelmiştir. Fakat bu yardımlarla bu savaş sürdürülemezdi. Enver ile arkadaşlarının İstanbul’dan para beklemeleri olanaksızdı. Böyle bir durumda Enver yerlilerle Türk kuvvetleri arasındaki şöhretine dayanarak kendine adına para bastırdı. Banknot büyüklüğünde bir kağıt üzerinde şapirograf ile basılmış paranın ortasında yuvarlak içinde “Enver Suavi” yazılıidi. Bank dört kenarında da notunun “Devlet-i Aliyye-i Osmaniye” ve paranın Türkçe ile Arapça değerini belirten rakamlar vardı.

Trablusgarp’ta ki Türk direnişi ve dünya kamuoyunda meydana gelen değişiklik İtalya halkı üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. Basının şiddetli saldırıları karşısında hükümetin durumu sarsıldı. Hükümet askeri kuvvetlerin savaş alanındaki  başarısızlıklarını örtmek için kolayına giderek Kasım 1911’de Trablusgarp’ı ilhak ettiğini duyurdu. İlhak gerekçesi olarak, başlıca şehirlerin işgal edilmesi ile her türlü Türk direnme gücünün kırılmış olduğu gösterilmiş olduğu gösterilmişti. Saldırının olduğu gibi ilhakın bu gerekçesi de devletler hukukuna aykırı idi. Fakat Trablusgarp’ın büyük kısmı Türklerin elinde bulunuyordu. Türk savunma gücüne gelince kırılmak şöyle dursun her gün biraz daha kuvvetlenmekte idi.

İlhakın tepkileri Trablusgarp’taki bir avuç kahramanın savaş iradelerini görmekten başka bir şeye yaramadı. “Gerekirse burada bin yıl savaşırız, hükümet tazı olmasa bile ona rağmen bu toprakları savunacağız.” Bu en yüksek komutanından en küçük ere kadar herkesin herkesin  birleşdiği bir düdşünce idi. İstanbul hükümetine gelince, İstanbul Hükümeti’ne gelince, olayı büyük devletler nezdinde protesto etti. Ama ne var ki, Osmanlı siyaset kodamanları, Trablusgarp savaşının öteki Osmanlı topraklarına bulaşmasından kuşku duymakta ve bir çıkar yol bulmak için çareler düşünmekte idiler. Mahmut Şevket Paşa Bingazi Türklerde kalmak üzere, Trablus’un İtalya’ya verilmesini önermekte, Hüseyin Hilmi Paşa, Bingazi bir yana trablus’un  Eritre karşılığında değiştirilmesine taraftar idi. Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Bingazi’nin Mısır’a ve Trablusun Tunus’a verilmesini uygun görmekte idi. Şeyhülislam Nesip Efendi’nin bir düşüncesi olmamakla beraber bir inancı vardı ki, görmüş olduğu

Bir rüyaya dayanmakta idi. Padişaha bile söylediği bu rüyaya göre İtalyanlar mutlaka denize dökülecekti.

Trablusugarp’ı ilhak ettiğini duyurmasından umduğunu bulamayan İtalyan Hükümeti barış yolu ile bu bölgede yerleşmek çareleri arıyordu. Kasım 1911 ile Nisan 1912 tarihleri arasında tarafların arasında arabulucu taraf olarak Trablulusgarp konusunda kesin bir sonuç alınamadı. Bütün çabalar yarım kaldı.

 

 

Bu makale 364 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz