söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SEVGİLİ GÜL / DENİZ KIZI (Öykü)


SEVGİLİ GÜL / DENİZ KIZI (Öykü)

 

Yaşamayı tekrar tekrar öğrenmek nedir biliyor musun sevgili gül? Aşkı yeniden en baştan öğrenmek.. Sadece sevdiğinin öğretmen olduğu bir okul hayal et.. Aşkın eline yüzüne bulaştığı kocaman dünyada iki kişilik aşk!
Aşk belki hep iki kişilikti sevgili gül.. O sınıftaki sıra hep ona aitti. O gelene dek oturanlar oldu belki o sıraya.. Ama o gelince çalmadı mı sence asıl ders zili!.. Sahte aşklar eriyip gitmedi mi aşk şehrinin üzerinden!..
Aşk hep iki kişilikti bence.. Sen ve O! Bir de utangaç gülüşler, hızla çarpan bir kalp ve sımsıcak bakışlar.. Aşk iki kişilik bir dev aslında.. Korkarsan evcilleştiremeyeceğin bir dev! Peki ya korkmazsan? İşte asıl Aşk o sevgili gül! Tüm ruhunda hissettiğin kocaman bir ateş..
Bir de kalp var tabi ki.. Kalp yaşamak için mi çarpar sence? Yoksa Aşkı sana hissettirmek için mi? Damarlarında dolaşan ateşin adı mıdır sence aşk?
Çıplak ayakla denizin kenarında yürümektir belki de aşk! Dalgalara inat ayak izlerini bırakırsın sahile.. Her iz bir dalgaya yenik düşer, sen yürümeye devam edersin. Her adımda ayak izlerin silinir, aşk silinmez, silemez denizin hırçın dalgaları kalbine düşen ayak izlerini..
Bir şiir yazdım geçen gece sahilde. Ayışığı, eski bir rıhtım ve ben vardım o gece.. Bu şiir benim gibi sevenlere sevgili gül;

ben en çok maviyi sevdim
sonra beyazı nedensiz
sen yokken en çok
deniz kızlı masallar dinledim
her gece yeniden gelip sahile
sen yokken ben seni bekledim
deniz kızıydın sen
incecik belli güzel gülen
saçların deniz kokardı
en çok da ay kıskanırdı seni
lacivert bir gece gibiydin sen
gece mavisiydi bence gözlerin
dedim ya ben en çok maviyi sevdim
sonra beyazı nedensiz
imzasız mektuplar yazardım sana
cam şişeler ve deniz feneri şahidim
kokunu getirirdi bana deniz
ne zaman dokunsam ona
hep senin tenini hissederdim
özgürlüktü seni sevmek
denize sevdalı bir adamdım ben
denize aşık o kadını sevdim
ben en çok seni sevdim deniz kızı
aşk kokardın sen

tenime dokunur geçerdin
denize bakıp seni sevmek ne zormuş
anladım ki ben denizi
içinde sen varsın diye sevmiştim..

ben en çok maviyi sevdim
sonra beyazı nedensiz
üç yüz altmış beş gün
altı saatti seni sevmek
denizi koklamaktı belki de
ben her gece geldim o sahile
aynı şiiri aynı hislerle karaladım
ayışığında öpüp kelimeleri
bir cam sandalda kalbine saldım
bazı geceler fırtınaya tutuldum
bazı geceler delice ıslandım
hem dedim ya özgürlüktü seni sevmek
deniz feneri söndü ben sana yandım
ay ışığında yıkadım kalbimi bazen
bazen göz yaşımda seni aradım
ben denizi öptüm deniz kızı
dudakların oradaydı anladım
aşkı topladım gökyüzünden
seni kalbimde sakladım..

Küçük bir çocukken en fazla karanlıktan korkardım sevgili gül.. belki biraz da cin peri hikayeleri ürkütürdü beni. Ya da ne bileyim bugün güleceğimiz garip korkularımız vardı büyürken geride bıraktığımız.
Sence ben hâlâ o kısa pantolonlu, yüzünde masum gülümseme asılı çocuk muyum? Ceplerimde renkli şekerlemeler mi var? Ben ne zaman büyüdüm sevgili gül? Ne zaman kaybettim çocukça rüyalarımı? Büyümek kirlenmek mi sence? Yoksa büyümek bir kalp sancısı mı; Kırık dökük uykulara dönerken gecelerimiz, baştan başa yırtılan renkli bir atlas mı gökyüzü? Mavi neden daha anlamlı sence? Neden aşk şarkıları söyleniyor yüzlerce farklı dilde? Aynı duygu nasıl oluyor da sarıyor sarmalıyor insanı? Neden büyümekten korkar ki insan? Bir kelebeğe dönüşmek midir sence büyümek? Kanatlarını çırpma korkusu mu? Güvenmemek mi mesela? Sana, bana, O’na veya adı her neyse işte! Kalbim hâlâ bir çocuk gibi atıyor hissediyorum.. Hala sımsıcak gülümsüyorum sevdiklerime.. Bir yerlere gitmek istiyorum bazen.. Bazen beni hiç kimse anlamıyor duygusu sarıyor bütün benliğimi.. Hiç kimsesiz olmak ne garip bir duygu sevgili gül: Sence ben hiç kimsesiz miyim?
Hiç kimsenin beni anlamaması mümkün mü bilmiyorum.. Oysa ben sadece ‘Ben’ olmak istiyorum. Şiirlerim, şarkılarım anlamsız saçma sapan kelimelerle dolu olsun istiyorum.. Yağmurda ıslanmak, bağıra bağıra şarkılar söylemek kötü sesimle.. Sonra O’na sarılmak, gözlerine bakmak.. Ve kendi içimde değil Onun gözlerinde kaybolmak istiyorum. Hayatımda bir kez güvenmek istiyorum ya da ne bileyim güvenilmek.. Herkes gibi olmamak istiyorum en çok da.. Kaybedilmiş ne varsa birlikte aramak.. İtiraf ediyorum ben daha fazla büyümekten korkuyorum sevgili gül..

Yaşamak neden bu kadar ağır gelir ki insana? Neden ‘Ben’ olamaz ‘Biz’ olamaz insan? Ben yabancı şarkılar söyleyip Türkçe dans etmek istiyorum mesela.. Uçmak istiyorum bir balonun ipine tutunup gökyüzünde.. Ceplerime renkli şekerler doldurmak.. Avuç içlerine sevgiyle dokunmak.. En çok da avuç içlerini öpmek.. Neden diye sorma, dudağım avuç içine her değdiğinde hayat çizgin uzasın diye belki de!
Büyümek kirletiyor mu insanı sevgili gül.. Bileklerimizdeki derin çizgiler mi mutlu eder insanları, yoksa alnımızdaki çizgiler mi bilmiyorum.. bilmiyorum.. bilmiyorum.. İsyan etmek için deli gömleğimi yırtmam mı gerek? Ben kötü biri miyim? Kötülüğün seçtiği küçük bir beden mi anlamıyorum? Küçücük bir kalbim var maviye dokunmak isteyen.. Neden bazen kelimeler anlatamaz hale gelirler yaşam denilen gerçeği.. Neden noktalar, virgüller, ünlemler, soru işaretleri bu kadar çaresiz kalır ‘Aşk’ denilen kelimenin sağında ve solunda?

küçücük bir çocuktum
yüzümde masum bir gülücük
dün saklambaç oynuyorduk
biz ne zaman bu kadar büyüdük
hala odamda duruyor o eski resim
sayıyorum tüm çocukları isim isim
bir sen eksiksin o resimde bir de ben
bir çocukluğum masum bir de sen
biz büyüdük de küçüldü mü dünya
avuç içimdeki şekeri değiştik biz acıyla
ne zaman koklasam denizi sen vardın
büyüdük de ne oldu güzel gözlü kadın
sen denizde ben karada büyüdük
ikimiz denize aşık iki küçük çocuktuk
deniz yıldızları toplar atardık denize
gökyüzümüz masmavi bir deniz olsun diye
ben en çok maviyi sevdim
sonra beyazı nedensiz
hep o deniz fenerinde oturdum
ben sensiz ve kimsesiz
en çok sensizlik büyüttü beni
en çok seni ararken tükettim ben zamanı
tüm saatleri tutup attım ben denize
sadece bir kum saati kaldı ikimize
ben maviye sevdalanmış o küçük çocuk
sen denizlerin özgür ruhlu kadını
hani maviydi deniz, hani beyazdı bulutlar
dün çocuktuk bugün neden büyüdük
ya sen bırak parlak pullarını denize
ya ben bedenimi rehin vereyim denize
sadece sus ve uzat ellerini gökyüzüne
ışık olup düşeceğim deniz fenerinden yüreğine..

 

Bu makale 187 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz