söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



HATALI YAZILAR ÜZERİNE!


HATALI YAZILAR ÜZERİNE!

 

Bilindiği gibi 30 Ağustos 1922 yılında kazanılan Başkomutanlık Meydan Savaşı,Ege Bölgesi’nin Kurtuluş şenliklerine başlangıçlık etmiştir. Eylül ayı Ege’de zafer ayı olmuştur. Aydın İlinde başlayan Kurtuluş günleri ise 5-6-7 eylül günlerinde nasip olmuştur. 9 Eylül 1922 ‘de Güzel İzmir düşmandan kurtarılmış, düşman ise Türk Ordusu tarafından denize dökülmüştür.

Sökemizin düşman işgalinden Kurtuluşunun 98. Yıl dönümünü, Pandemi nedeniyle buruk bir biçimde kutladık. Bu kutlamalarda yazarlarımız o yılları anarak, makaleler yazarak, Şairlerimiz şiirler yazarak, bazıları da paneller düzenleyerek, bu kutlamalara katılarak emeği geçenleri saygıyla andılar. Birde Kurtuluş üzerine birçok kalıcı yazılar yazıldı. Bu yazılar kalıcı oldukları için kuşaktan kuşağa aktarılarak devam edecekler. Bugün birkaç kişiye hatalı bilgiye neden olan bu yazılar, yarın bin kişiye hatalı bilgi vererek ulaşacaktır. Böylece bu yanlış bilgiler nesilden nesile geçerek devam ederek sürer gider. 

Yazılarını ve çalışmalarını taktir ettiğim bir yazar arkadaşım Söke’nin Kurtuluşu ile alakalı olarak, yazdığı makalesinde çok önemli hata yapmış. Bilerek veya bilmeyerek yapılan bu hata ne yazıkki nesilden nesile aktarılırken hep aynı kalmaz. Ya kendisi yada bir başkası tarafından düzeltilerek, doğrusu yazılır.

Adını vermediğim bu yazar arkadaşımız, Söke’nin Kurtuluşuna emek verenlerin adlarını yazarken ve onları saygıyla anarken, bilmeden bu efelerin arasında Ödemişli ÇAKIRCALI MEHMET EFE’ninde adını anmış, ve Söke’nin Kurtuluş’una emek verenler arasında anmıştır. Bu anışla Ödemişli Çakıcı veye Çakırcalı Mehmet Efe’nin hiçbir alakası yoktur. Burada Mehmet Efe’nin anılması bir hatadır. Yazar tarafından, bu kişi iyice araştırılmayarak, sorgulanmayarak yazılmıştır. Şimdi bazıları bana sen yanlış olduğunu nereden biliyorsun?” diye sorabilirler. Hem onların sorusunu yanıtlamak ve hem de bu hatayı düzeltmek için, Ödemişli Çakıcı Mehmet Efe’ nin yaşam tarihlerine bir göz atalım:

Hayatı dillere destan olan Çakırcalı (Çakıcı) Mehmet Efe, 1872 yılında Ödemiş’te doğdu. On beş yıl dağlarda saltanat yaşadıktan sonra, 1912 tarihinde Aydın İli Karacasu ilçesinde Karıncalı dağında jandarmayla çatışmaya girdiği bir sırada baş kızanı olan Hacı tarafından yanlışlıkla vuruldu. Yarası çok ağır olduğundan ve de öleceğini anladığından, kızanlarına şöyle bir vasiyette bulunur: “Benim öldüğümü anlamasınlar ve bir de çetem dağılmasın diye, ben öldükten sonra başımı gövdemden ellerimle birlikte kesin alın ve kaçıp gidin,” der bu olayı İzmir Hür Efe Gazetesi’nin sahibi ve ömrünü efelerin hayatlarını incelemeye ayırmış olan, Şeref Üsküp anlattı ve Çakıcı’nın hayatını belgelerle anlatan kitabını da bana armağan etti. O gazetede benimde birkaç makalem yayınlandı. Yayınlananlardan biride Sökeli Ali Efe ve Demirci Mehmet Efe’nin Denizli olaylarını anlatan makalelerimdi. O makalem, o günlerde Ege’de bir çok gazetede yayınlandı. Ses getirdi.

Yazar arkadaşlarımdan benim ricam şudur: Tarihini bilmedikleri biyografileri, mutlaka güvenilir kaynaklardan araştırsınlar ve karşılaştırsınlar, hangisi doğru ise onu yazsınlar. Böyle yaparlarsa, yazdıkları daha doğru ve güvenilir olur.

Şimdi şu analize bakalım: Çakıcı Mehmet Efe, 1912 yılında öldüğüne göre, nasıl olurda 1920, 1921 ve 1922 yıllarında işgalde bulunan Aydın ve Söke’nin  kurtuluşuna hizmet etmiş olur?  Eğer Allah tarafından bir mucize gerçekleşerek, on yıllık ölü mezardan çıkarak katılmışsa, onu ben bilemem. Ancak yazarı bilir!

Bu hata, bir panelde yapılmış olsaydı, üzerinde durmazdım. Ama yazıya geçerek, yayınlandığı için mutlaka yazarı tarafından düzletmeye gerek vardır. Benim bu yazdığım, arkadaşımı bilgisizlikle suçlamak veya tenkit etmek, değildir. Kendisini sevdiğim için yazısında böyle bir hata kalmasın içindir.

Yazımı okuduktan sonra, benim ne demek istediğimi anlayacağı için bu uyarıda bulundum. Yoksa her hata yazarını alakadar eder.

Bu tür hatalar kitaplarda da çok oluyor. Necdet Özekmekçi döneminde yapılan bir Söke kitabında, Didim Apollon Tapınağı tanıtılırken, Türkçe sayfasında Apollon Tapınağının resmi konmuş ve doğrusu verilmişti. İkinci sayfası ise İnglizce olarak yazılmış, ama bu sayfaya, Apollon Tapınağı’nın veya o tapınağa ait resimler, figürler ve kabartmalardan örnek konulacak yerde, Afrodisyastaki “TETRAPYLON” un resmi konmuş. Şimdi bu hata çok önemli bir hatadır. Eğer, bu iki fotoğrafı tanımayan olursa hiçbir  engel yok. Ama o fotoğrafın Didim’e ait olmadığını bilenler için bu kitaba ve yazarına güven kalmaz.

Benim yazar arkadaşlarımdan ricam şudur: Yazılarınızı yazarken, daha dikkatli olun ve gelecek kuşaklara bırakacağınız kalıcı yazıları hatasız yazmaya ve yanlışlara meydan vermeyin mesajım olacaktır.

 

Bu makale 354 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz