söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YA SUSALIM; YA DA DOĞRULARI KONUŞALIM!..


YA SUSALIM; YA DA DOĞRULARI KONUŞALIM!..

 

Pamuk ve pamuk ürünleri, Ülkemizin en önemli ihraç kaynaklarındandır! Bu ihraç kaynağını dengeli tutmazsak, kaybeden biz oluruz!

Değerli okuyucularım, bugünkü yazımın konusu Söke’mizin en önemli geçim kaynaklarından biri olan Pamuktur. Kenevir, keten, ve Jüt gibi doğal dokuma iplikleri arasında pamuğun üstün bir yeri vardır. Sanayi teknolojilerinde ve tarım araştırmalarında elde edilen ilerlemeler sayesinde birinci elyaf pamuktur. Pamuğun elyafı alındıktan sonra çiğidin üstünde kalan ince tüyler, kimya sanayilerinde çok aranan bir madde olduğu gibi, yüzde 16-18 oranında yenebilir yağ içeren çiğidin kendisi de, insan için ve kapçığı ile küspesi de çok değerli bir hayvan besin maddesidir. Çekirdek, insan ve hayvan beslenmesinde çok önemli bir değere sahiptir.

Bu nedenle bütün dünyada, insanların pamuğa ihtiyacı vardır. Bunun için pamuk çok önemli ve stratejik bir tarım ürünüdür. Bunu değerli klan ise elbette ki yetiştiği toprak ve iklimin az olmasından kaynaklanıyor. Pamuk, buğday gibi her iklimde ve toprakta yetişmez. Buğday Anadolu’nun hemen hemen her bölgesinde ekilerek, üretilirken; Pamuk ise, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin bazı bölümlerinde yetiştirilerek üretilebiliyor. Ege Bölgesi’nde ise pamuk üreten en önemli kent Söke’dir ve Söke pamuğu her zaman Çukur Ova, Antalya ve Gap bölümleri pamuğundan daha kalitelidir ve sanayicinin aradığı önemli bir hammaddedir. Söke’nin coğrafi konumuna ise, sanayiciler ve ithalatçılar çok çabuk ve kolay ulaşabiliyorlar. Şimdi bizim lehimize olan bu güzel verileri, “Nasıl olsa tüccar, sanayici ve ithalatçı alıyor diye fiyatlarını dünya geçerli fiyatlarından daha yukarı çekerde dengeleri bozarsak, bu kere tüccar, ihracatçı ve tüccar kendilerine başka pamuk kaynakları bulmak zorunda kalır, bizim pamuğumuz depolarımızda kalır! Bu bir gerçektir.

Doğal olarak üreticiler, emeklerinin karşılığı olan makul bir fiyatı talep edeceklerdir. Buna muhatap olan tarafta, onlara uygun ve dünya pazarlarına uygun bir fiyat verecektir. Olması gerekende budur. Benim, bunlara bir diyeceğim olamaz. Benim eleştirmek istediğim boşuna “Ağzı oan konuşuyor ya onlaradır. Birde muhalefet partileri bu ürünleri üretenlere karşı hoş görünmek için,  dengeleri bozan konuşmalarla üreticinin kafasını karıştırarak, bulanık sularda kolayca balık avlamaya çalışıyorlar. Bazı saygın yüksek brükresiden gelenler ise onlarda radyo ve televizyonlardan çok küksek rakamları sallıyorlar! İyide bu pamukları alarak, sanayide işledikten sonra ortaya koyduğu iplik ve kumaşları, konfeksiyondan geçirip ürüne dönüştüren ve dünya pazarlarında pazarlayarak dövize çeviren ve ülkemize döviz kazandıracak olan firmaları hep unutuyorlar. Bu firmalar ülkedeki pamuğu işlemeyerek, dışardan pamuk ithal ettikleri zamanda da kıyameti koparıyorlar ki, “Bizim pamuğumuz varken, siz dışarıdan neden pamuk alıyorsunuz?” İşte esas olan bu soruya verilecek yanıttır.

Ben, Söke’de mevcut olan siyasi partilerin hiç birinin üyesi değilim. Şimdiye kadarda hiçbir partiye üye olmadım. Yazdıklarım ise politika olmayıp, tamamen ortada var olan objektif gerçeklere ve doğrulara taraf tutmadan uygun ve yansızdır.

Çin’den, bir gömlek, kaça alındığını bilmiyorum ama, bizde ve dünyada bu gömleğin beş TL. ye satıldığını biliyorum. Tahtakale ve Kemeraltı gibi elde satış yapan ayaktaki pazarlamacılar, erkek gömleklerini beş TL.den satarken, biz pamuğun fiyatlarını yukarı çekerek, onlarla nasıl rekabet edeceğiz?

Dünyada pamuk üreten sadece Türkiye değil. Bakın çok önemli bir kaynaktan aldığım 1997 tarihli bir listeyi incelemenize sunduktan sonra bu listeye bakarak konumuzu analiz etmeye devam edeceğiz. Bu listeyi sizlerle aynen paylaşmak istiyorum:

(1997 YILI PAMUK VE ÇEKİRDEK ÜRETİMİ)

Ülkenin  Adı:          (Ürettiği pamuk bin ton.)  (Ürettiği Çiğit bin ton.)

1-Çin                          4 100                                    8 200

2-ABD                        4 008                                    6 404

3-Hindistan              2 720                                    5 441

4-Pakistan                1 764                                    3 500

5-Özbekistan           1 056                                    2 300

6- Türkiye                   755                                 1126

7-Dünya Üretimi  19 560                           35 484 . Şimdi durum bu iken hükümet pamuk üreticisine  dünyada geçerli olan pamuk birim fiyatlarının üzerinde nasıl fiyat verebilir ki?  Farzedelim ki verdi. Sanayici dünyada geçerli olan fiyatlardan daha yukarı aldığı zaman ürettiği kumaşı konfeksiyoncuya nasıl satacak? oda sattı diyelim konfeksiyoncu pahalıya aldığı kumaştan ürettiği konfeksiyon ürünlerini dışarda ki rekabet karşısında nasıl pazarlayarak, satacakta döviz olarak yurda gönderecek?

Bizim aydınlarımız ve politikacılarımız bu sorulara yanıt arayacağına ateşe körükle üflüyorlar.

Geçtiğimiz yıllarda Sökeli İş adamı Musa Ekener, Bir gömlek Konfeksiyonu işini başlattı. Amacı, Söke pamuğunun değerini tanıtmak ve yükselmekti Pazar araya araya ABD. ye kadar gitti. Umduğunu bulamadı ve yurdumuza döndüğü zaman benimle yaptığı bir sohbette şunları anlattı: 

-Adamlar, bir gömleği iki gün giydikten sonra, bizim gibi yıkayıp ütüledikten sonra giymeye devam etmiyorlar. O gömleği ikinci gün çöpe atıyor ve yenisini giyiyorlar. Böyle bir Pazarda bizim yarışma şansımız yoktu. Biz çok pahalıya mal ettiğimiz için, daha ucuza satma gücüne sahip değiliz.  

Şimdi bu örneği kendi hemşehrimizin ağzından duyduktan sonra, biz devamlı olarak, pamuk fiyatlarını yükseltmeye kalkarsak, o zaman sanayicimiz pamuğu dışardan alır, işler ve satarken, bizim pamuğumuz depolarda alıcıyı bekler.

Kendisini çok sevdiğim Mehmet Koyuncu’nun akşam evime giderken bir radyo konuşmasını dinledim. Kendisi devlet deneyimli yüksek bir emekli bürokrattır. Konuşmaları ne yazık ki güzel, ekiciyi motive edici, hükümeti suçlayan bir üslupta olduğu için yansız ve gerçekçi bulmadım. Oysa ben Sayın koyuncunun konuşmasında üretici ile tüketici dengesizliğini hemen anladım. Kendisi de pamuk üreticisi olduğu için pamuk fiyatlarının artmasından yana olacağını beklerdim. Ama pamuk bir hammadde olduğundan ancak sanayici aracılığı ile ipliğe ve kumaşa döneceğini ve kumaşları da konfeksiyoncular ürüne çevirip, dünya pazarlarında satarak dövize çevirecekleri için, aradaki dengeleri aleyhimize bozmayarak makul bir artış ve dünyada geçerli olan bir fiyatın analizini de yapmasını beklerdim. Mualesef bunu yapamadı Ne yaptı, devletten destek ve primleri yükseltmesini istedi. Bu paralar nerden gelecek, fakir ve fukaradan toplanan vergilerden . Peki Türkiye 83 Milyon, çoğu devlet desteğine muhtaçken, size prim üstüne prim ve destek üstüne destek nasıl verecek? Türkiye’de çok sektör ayakta durmak için çabalarken, pamuk ekicisinin Allah’a çok şükür hiç değilse düşmeden ayakta durması bile büyük bir nimettir. Ben, 500 bin liramı bağlayıp bir dükkan işletiyorum. Bir yıla yakındır, okullar kapalı olduğu için hiç siftah dahi yapamıyorum. Bir çok esnaf ve sanatkar aynı benim durumumda, bizlerin hali ne olacak? Var mı bize destek olan veya prim üstüne prim veren. Diyecekler ki, zarar ediyorsan yapma! Demek kolay, bütün esnaf çamura batmış, çıkmaya çabalarken tekrar çamura batıyorlar. Onlarda diyor ki madem pamuk üreticisi zarar ediyorsa, pamuk ekmesin ve başka ürün üretsin. Onları pamuk ekmeye zorlayan var mı? Yok!

Bir de Politikacıların bu ateşi körüklediklerini görüyoruz. Hiçbir dayanağı olmayan CHP ilçe başkanı arkadaşım, Ali Kemal Özcan ise gazetelere verdiği demeçte şöyle diyor: “Üretici ekiyor, karşılığını alamıyor!” diyor. Peki Çin bir gömleği 5 Tl. ye sattıra biliyorsa, biz pamuk fiyatlarını yükseltirsek, bir gömleği satmak için Çin ile veya başkaları ile nasıl rekabet edeceğiz? Pamuk üreticisi bu memleketin evladı da, Türk teksitil sanayicisi ve konfeksiyoncusu başka ülkenin evladı mıdır? Neden tek taraflı konuşuyor da sanayiciyi ve tüketciyi unutuyorsun. Allah yolunu açık etsin. Kılıçdaroğlu yaptığı Öz eleştiride neden iktidar olamadığını çok güzel ifade ettiler. Böyle tek yönlü bir politika güderek iktidar olunmaz! Gaz verdiğiniz pamuk üreticisi elindeki pamuğu satıp paraya çeviremezse, hali ne olur? Bunu hiç düşündünüz mü? Bu gün Türkiye elindeki ürünlerle dünya pazarlarına koşarken, dengeli bir yolda yürümek zorundadır. Yürümezsen, Çin gelir, senin Tahtakale’nde malını satar ve gider. Sende arkasından bakar durursun. Değerli kardeşlerim, her şeyin bir ölçüsü vardır. Bu ölçüyü makul tutarsak, ne gaz yanar ve nede padişah uyanır! Ama ölçüyü kaçırırsak dünya ile rekabet etme yarışında kalırsak, o zaman Türkiye’yi kimse kurtaramaz. Bu dar boğazlarda elbet aşılacak. Sabretmek, sebat etmek gerekir. Böyle günlerde Çiftçi kadar Sanayiciyi ve konfeksiyoncuyu da düşünmek, aradaki dengeleri olumlu tutmaya çalışmalıyız. Ya bu konuları gündeme getirmeyelim, ya da getirdiğimizde yanlı olmayıp, herkesi kucaklayan bir orta yolda yürüyelim, yada susalım, yada doğruları konuşalım!. Hoşça Kalın. 

 

Bu makale 325 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz