söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SAZLI MAHALLESİ ALT GEÇİT


İbrahim Özgezici

 

SAZLI MAHALLESİ ALT GEÇİT

 

Geçtiğimiz gün katlı kavşak konulu yazımızda eksik kaldığını düşündüğüm bir bölümü de ilave etmek istiyorum. 

Sazlı mahallesi Söke’nin önemli mahallelerinden biri olduğu gibi, konumu nedeniyle de mahallenin içinden yoğun bir trafik akışı söz konusu. Bu yoğun trafik mahalleyi tam ortadan ikiye ayırıyor. Yolun her iki tarafında yaşayan mahalle halkı için trafik sorunu oldukça büyük. Üst geçitler bir çözüm gibi görünse de, üst geçit merdivenlerini kullanmak herkes için kolay değil.

Burada yaşayan yaşlı, hasta, çocuk ve engelli vatandaşlarımız için caddenin diğer tarafına kolayca ulaşmaları için alt geçit şart. 

En az bir alt geçide ihtiyaç duyulan mahallede, insanlar her gün yoğun trafikten dolayı kaza riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Burada özellikle küçük çocukların ve yaşlıların bir caddeden diğerine geçmeleri oldukça zor. Eğer yol karşılıklı alt geçitle birbirine bağlanırsa, Sazlı mahallesinin özellikle yaşlıları, hastaları ve çocukları da trafik tehlikesi olmadan okullarına, evlerine, işyerlerine rahatça gidip gelebilecekler. Böylece trafik akışı daha tehlikesiz olarak sürdürülebilecektir.

 

YEŞİL ALAN

 

Eskiden Söke dendiğinde akla gelen şeylerden biri de yağmurdu. Özellikle Söke’nin çarşamba günleri yağan yağmuru öyle meşhurdu ki; insanlar, çarşamba günü yağacak yağmur için: “salı yoldayım, çarşamba ordayım” derlerken, rahmetli Prof. Dr. Arman Kırım, 2011 yılında yayımlanan “Bulut Gelir Söke’ye, Çek Eşşeği Köşeye” adlı bir kitap bile yazmıştı. 

Zaman içerisinde Söke’ye yağan çarşamba yağmurları azaldı ve kaybolup gitti. Meraklısı son yirmi yılın yağış istatistiklerine bakıp araştırabilir.

Yağmur için gerekli olan şeylerden biri orman. Diğerleri göl ve akarsular, nehirler, dereler. Su ve ağacın olduğu yerler her zaman diğer bölgelerden daha çok yağış alırlar. Peki Söke’nin dağlarında, ovalarında, şehrin içinde eskisi kadar ağaç var mı?. Tabi ki yok. Peki Söke çayı eskisi gibi yaz kış akıyor mu? Hayır. Etrafımızdaki pek çok su kaynağı ya kendiliğinden kurudu kayboldu ya da biz onları kuruttuk, yok ettik.

Zaman zaman dost sohbetlerinde, ilgili, ilgisiz herkese ısrarla bahsettiğim konulardan biri de şehir içindeki asfaltın azaltılması, bunun yerine parke taşına geçilmesi tavsiyesiydi. Hem bakım onarım maliyeti açısından, hem de yeraltı su kaynaklarını beslemesi açısından parke taşları önemli bir görev üstleniyorlar. Ve bununla da kalmayıp, şehrin asfalttan kaynaklanan ısısını düşürüyor, asfaltın ısınmasıyla ortaya çıkan diğer olumsuz etkenlerden de kurtulmamızı sağlıyorlar.

Söke belediyesi bu konuda çok olumlu adımlar atarak, kendi parke taşı tesisini geliştirmiş ve Söke’nin tüm mahallelerine parke taşı uygulamasını başlatmıştı. Bugün de aynı şekilde ihtiyaç olan alanlara uygulamaya devam ediyor.

Söke ve çevresinin şehir merkezinden başlayan bir ağaçlandırma çalışmasına acilen ihtiyacı var. Beton binalar arttıkça şehrin ısısı da buna paralel olarak artmaya başlar. Binalar yatay kentleşmeden, dikey kentleşmeye geçtikçe ısı göreceli olarak artar. Buna eklenen asfalt ve araç egzoz gazlarını eklediğinizde yaşadığınız bölgenin ağaçlandırılması daha önemli hale gelir.

Eskiden özellikle İstasyon caddesi üzeri ağaçlandırılmış, sonrasında kente uygun ağaçlandırılma yapılmadığı gerekçesiyle de turunç ağaçları kesilmişti. 

Bugün kent dokusuna uygun ağaçlarla şehri bir uçtan diğerine binlerce ağaçla ağaçlandırmaya başlama zamanı. İklim değişiklikleri kuraklığı da beraberinde getirirken, Söke’nin kuraklığa karşı atacağı ilk adımlardan biri ağaçlandırmadır.

Şehirdeki ağaçların bir sera gazı olan karbondioksiti emdiği ve oksijene çevirdiği de düşünüldüğünde, CO2 gazının toprağa yakın alanlarda yükselttiği sıcaklığı da azaltacaktır. 

Ağaçlar hava kirliliğini önleme, gürültüyü maskeleme, rüzgar, toz ve gazların etkilerini azaltmada da etkindirler.

Şehir peyzajı için doğru ağaçlar seçilerek hem şehiriçi hem de çevresi hızla ağaçlandırılmalıdır. Avuç içi kadar parkların, yeşil alanların varlığı kentin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Önümüzdeki on yılı bir hedef olarak planlayıp, en az on yıl boyunca yoğun biçimde ağaç ve bitki örtüsünü, yeşil alanları artırmalı, var olanları da yaşatmalıyız.

Söke’nin yağmura, oksijene, sessizliğe ihtiyacı var. Bu sadece belediyelere ya da kamu kurumlarına düşen bir görev de değil. Herkesin şehrin ve çevresinin ağaçlandırılmasına katkı sunması da şart. 

Söke’nin etrafındaki dağların maden alanları olarak kullanılmasıyla azalan bitki örtüsünden sanırım bahsetmeye gerek yok. Bunu zaten hepimiz biliyoruz. Önemli olan bir şeyi biliyor olmaktan çok, onu yaşatmak için çaba göstermektir. “Kıyamet kopsada elinde bir tohum varsa dik” diyen insanlara ihtiyacımız var. 

 

METİN AKDENİZ

 

Değerli büyüğüm, Söke’nin gülen yüzü, yardımsever, hayırsever şair ve yazarı sayın Metin Akdeniz’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Kendisini uzun yıllardır tanırdım. Hem Denizli, hem de Söke aşığı, çalışkan, üretken, dürüst bir insanı kaybettik. Başımız sağolsun. Kendisine Allah’tan rahmet, geride kalan ailesine de sabırlar diliyorum.

 

Bu makale 628 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • can can (22/9/2020)
    Hocam gecitler sadece insan degil hayvanlar icinde ihtiyactir yolun diger tarafina gecmek icin....