söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



DİLİN İNSAN VE TOPLUM HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ!..


DİLİN İNSAN VE TOPLUM HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ!..

                                                              

DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİSİ:

Dil, milli kültürün ilgi alanına giren varlık dünyasını yansıtır; o milletin yapıp ettiklerinin, duyup düşündüklerinin, görüp bildiklerinin ve kısaca tüm tasavvurlarının aynasıdır. Her dil, evrenin bir başka yorumunu dile getirmektedir. Dilin zenginliği veya yoksulluğudur. Dilin sınırlarını, o toplumun kültürün varlığı çizer.

Dilin sınırlarını, o toplumun kültürü belirler. İlgi alanı, idraki açılan, dünyası genişleyen kültürün  dili de o ölçüde zenginleşir. İlim, Felsefe, sanat, teknik, metafizik, velhasıl, hayatın her alanında zenginleşir. Ancak hayatın her alanını, kendi alanı, genişleyen kültürün dili  o ölçüde zenginleşir. Ancak, hayatın her alanını, kendi diliyle yaşamak şarttır. Kültürün sorunu dilin sorunudur. Dil varsa, kültürde vardır. Dil yoksa, kültürde yoktur. Bunlar, hep iç içe birbirlerine bağlanmış olan et ve kemik gibidir.

Kültürün temel sorunları, gelişme sürecinin yönü ve içeriği açılarından ortaya çıkar. Aynı sorunlar dilde yaşanır. Bu süreçte kültürün temel meselesi, bağımsızlığını koruyabilmektir; yani hayatı kendi bakış açıları, değerleri ve ölçüleri ile kurabilmektir. Her dilin kendine özel atasözleri, deyimleri, nüktelerinin olması ve bunların bir başka dile aktarılmasındaki zorluklar, her dilin bir inanç yapısının, bakış açılarının, ayrı bir imkânlar ve yönelişler dünyasının eseri ve aynası olduğunu göstermektedir. Yine her dilin, öfkesini, sevincini, kokusunu, sevgisini, kaygısını, saygısını ifade biçimleri de bu konularla ilgili deyimlerinin zenginlik yahut yoksulluğu da farklıdır. Bazı diller soyutta, bazı diller somutta zengindirler. Bazılarında duygu ifadelerinin zenginliği, bazılarında tarafsızlık hatta soğukluk vardır. Kültür ne ise, dil de odur. Kültürün ilgi alanları ne yönde ise, dilde o yönde zenginleşmiştir.

Bizim edebiyatımızda, Tanzimat’tan günümüze kadar kültür ve dil sorununu hep batılı kafalar ve yazarlar doğrultusunda tercih etmişiz. Sanki batı her şeyi doğru biliyor ve yazıyormuş gibi. Bazı yazarlarımız ise batıyı kopya etmekten başka bir şey yapamıyorlar. Çünkü batılının dili, batılının kültür kaynakları ile orantılıdır. Ne kadar uğraşsa sonuca varamaz. Bu günlerde Şirazlı Şeyh Sadi’nin “GÜLİSTAN” Adlı yapıtının Türkçe tercümesini okuyorum. Gönül isterdi ki, bu güzel eseri orijinalı olan, Farsçadan okumak, ama nerde, biz bir defa batıya döndürmüşüz yüzümüzü, bu nedenle komşularımızın sanatına, edebiyatına ve kültürlerine es geçip ters düşmüşüz. Bana bu makaleyi yazdıran bu komşumuz İran’ın büyük düşünürü Şeyh Sadi’nin eseri olan Gülistan oldu. Dili, anlatımı, kültürü, sadeliği, işlediği temalar bize o kadar çok yakın ki, sanki bir Yunus veya Karacaoğlan’ dan aldığım tadı bu Sadi efendi den de alıyorum. Nedeni bazı ortak değerleri birlikte paylaşmaktan kaynaklanıyor. Bu tad birazda ortak kültürün esen rüzgarından geliyor.

Gülistan, (Gül Bahçesi). Doğu edebiyatının elden ele, dilden dile dolaşan büyük eserlerinden biridir. Yazıldığı günden bu yana geçen yedi asırdır, yediden yetmişe herkesin severek okuduğu şaheser niteliğinde mütevazi bir kitaptır.

Şirazlı Sadi, Gülistan’da bilgi ve deneyimlerini, bazen kendi anılarından bazen dinlediği Hikâyelerden yola çıkarak okuyucularla paylaşır.

Eserde amaç, ahlâki değerleri vurgulamak, dünya ve ahiret hayatında mutlu yaşaya bilmenin anahtarlarını okuyucuya suna bilmektir. Sadi bunu yaparken kimi zaman esprili, kimi zamanda iğneli  bir dil kullanır. Böylece okuyucuyu hiç sıkmaz.

Benden bu kadar, zahmet olmazsa Gülistanı sizde okuyun ve göreceksiniz hem sevecek ve hem de düşünerek haz alacaksınız.

İnsanlar neden kitap okurlar da, filmlerini izlemekle yetinmezler? İşte burada en önemli olan dille kültür ilişkisinin bir paralelliğini yakalamak önemlidir. İşte o zaman kültürden ve dilden tat alırsınız. Okuduklarınızı anladıklarınızı bir kültür kazanında kaynatır ve ondan hem tat ve hem de zevk alırsınız.

Bazen, İran edebiyatına uygun yazılmış Şiirleri okurken, anlatımından içerdiği musikiden hoşlanıyorum ve okurken haz alıyorum. Toplumları birbirleri ile kaynaştıran kültürleri, Birbirleri ile kaynaştıran ise dilleridir.

Bir söz var, hani derler ya: “Hayvanlar koklaşarak, insanlar ise konuşarak anlaşırlar. Dili ve kültürü bize yakın olan insanlarla daha çok dost ola biliyoruz.

 

Bu makale 577 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz