söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



 TÜRK DÜŞÜNCE EDEBİYATI'NIN ÖNCÜ VE LİDERLERİ - 1


 TÜRK DÜŞÜNCE EDEBİYATI’NIN ÖNCÜ VE LİDERLERİ - 1

 

KALBİ VATAN VE HÜRRİYET UĞRUNDA ÇARPAN TÜRK DÜŞÜNCE EDEBİYATI’NIN ÖNCÜ LİDERİ OLAN NAMIK KEMAL BEY!

 

 

Edebiyat Tarihçileri, Tanzimat Fermanı ile başlayan ve adına “Tanzimat Dönemi Edebiyatı” dedikleri bu döneme çağımızda “Türk Düşünce ve özgürleşme edebiyatı” diyorlar. Bu ve onu izleyen dönemlerde şiirde ve nesirde düşünceye ve özgürlüğe yönelerek, düşünce üreten ve edebiyat yolu ile Türk Halkını aydınlatan yazar ve Şairlerimize, “Türk Düşünce Edebiyat’nın Öncü ve Liderleri” diyoruz.

Edebiyat Tarihçileri bu dönem Türk Düşünce edebiyatının ilk öncülerinden olan rahmetli Namık Kemal Bey’i bu akımın başlatıcısı ve öncüsü olarak kabul ediyorlar. Bunları sıra ile takip eden Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp gibi tanınan ünlü yazar ve şairlerimizin hayatları, sanatları ve düşüncelerinden kesitler vermeye çalışacağız. Bu dizi yazımızın ana amacı, gençlerimize  ve halkımıza dünyaca ünlü yazar ve şairlerimizi, gündeme getirerek, hem anmak ve hem de anlamak olacaktır. Bu çalışma öğrencilerimiz için Edebiyat derslerine yardımcı olurken, Gençlerimizin yetişmesi için bir önderlik çalışmasıdır.

NAMIK KEMAL BEY’İN HAYATI:

Namık Kemal, 1840 yılında Tekirdağ’da doğdu. Annesi O sırada Tekirdağ’da görevli bulunan Abdullatif Paşa’nın kızı olan Fatma Zehra Hanım, babası da Mustafa Asım Bey dir. Annesini küçük yaşta kaybeden Namık Kemal’in çocukluk ve ilk gençlik yılları, dedesi Abdullatif Paşa’nın  ailesi ile beraber geçmiştir.

Abdüllatif Paşa, doğrusu torununa çok düşkün bir dede idi. Küçük Kemal’in tahsil ve terbiyesi ile çok yakından ilgilendi. Görevi icabı  kendisi yurdun bir çok yerlerinde çalışmak zorunda idi. Ama buna rağmen küçük torununu hep yanında nereye gitse oraya götürdü. Böylece Namık Kemal İstanbul dışında ki birçok yeri gördü ve tanıdı. Her gittiği yerde onun eğitim görmesini sağlıyordu. Kemal’in hayatı 17 yaşına kadar dedesi ile beraber geçti. Bir ara onunla beraber Kars’a gitti. Kars’a gitmesi ile hayatında birçok yenilikler belirdi. Dedesinin Kaymakam olarak bulunduğu Kars’ta Bir buçuk yıl kalan Namık Kemal Bey, burada çok iyi bir binici ve ciritçi oldu. Abdüllatif Paşa Namık Kemal’a sadece o zamanların önde gelen yabancı dili olan Farsça ve Arapça’yı öğretmekle kalmamış, Fransızcayı ve Fransız edebiyatını da öğretmişti. Bütün bunların sonucu olarak, dedesi Kars’taki görevinden alınıp ta  İstanbul’a gelince Kemal iş bulmakta güçlük çekmedi.,

Namık Kemal, 17 yaşında Babıali Tercüme odasına girdiği zaman bir çokta şiir yazmıştı. Zaten küçüklüğünden beri  şiire meraklı idi. Kars’ta bulunduğu süre içinde Karslı aşıkları çok dinledi Zengin bir edebiyatı olan Kars’ta bir çok konularda yorumlar ve uygulamalar, adaptasyonlar yaparak, Kafkas kültürlerini ve dillerini tanıdı. Belagat ve hitabet sanatlarını hamasi şiirler yazmasını Karslı Şair Bahri’den etkilenerek yazmaya başladı. Serhat Kenti Gazi Kars’ta, onurlu, vakarlı ve kişilik kazanırken, başını hep dik tutmayı, asla eğilmemeyi öğrendi. Bu dik duruş ona bütün hayatı boyunca ışık ve ilham oldu.

İstanbul’a yerleştikten sonra, şiirlerini yayınlamaya başladı. Yirmi yaşına gelince, adı bütün memlekete yayılmış ünlü bir şair olmuştu.

1862’de doğrudan doğruya gazetecilik hayatına atılması ve bu uğurda savaşması hükümetin özellikle padişahın hiç hoşuna gitmedi.

Büyük Vatan Şairinin amansız bir Hürriyet aşkı olması ve bu yolda savaşması, hükümetin özellikle  padişahın hiç gözünden kaçmıyordu. Onu yakın arkadaşı ziya Paşa ile arkadaşları ile birlikte uzaklaştırmak istediler. Namık Kemal verilen göreve gitmedi, ancak aksine Fransa’ya gitti. Orada arkadaşları ile beraber “HÜRRİYET” gazetesini yayınladı. 1870‘de İstanbul’a döndü. Burada çalışmaya başladığı “İBRET” gazetesindeki ateşli hürriyet yazılarından dolayı bir görevle Gelibolu’ya gönderildi. Çok geçmeden buradan da alındı. Tekrar İstanbul’a dönerek, yine hürriyetle ilgili yazılar yazmaya ve yayınlamaya başladı. 1873 yılında, “VATAN YAHUT SİLİSTRE” Piyesini yazdı. Bu piyesi yazdığı için Kıbrıs Adasındaki Magosa kentine bulunan kaleye sürüldü. 1876’ya kadar orada  kalan vatan ve hürriyet şairi, bu tarihte tekrar İstanbul’a dönerek, önemli devlet görevlerinde bulundu. Ama ateşli hürriyet yazılarına devam ettiği için, hürriyet düşmanları onu tekrar İstanbul’dan uzaklaştırmak için Mutasarrıf( Bugünkü anlamı ile sancak valisi) olarak, 1879’da Midilli Adası’na, 1884’te ise Rodos Adası’na,1888’de Sakız Adasına gönderdiler. 1888’de 48 yaşında olduğu halde genç bir yaşta Sakız Adasında öldü. Mezarı Bolayır’dadır. Ruhu şad, makamı cennet olsun.

VATAN ŞAİRİ NAMIK KEMAL BEY

Ölümünden bugüne kadar adı dillerden düşmeyen Namık Kemal Bey, “VATAN ŞAİRİ” olarak tanınır ve bilinir. Daha çocuk denecek yaşta Kars’ta yazmaya başladığı şiirler hamasi ağırlıkta olup, hürriyet düşüncesi kokuyordu. Kars’ın kahraman halkının duygularını yansıtan Karslı Halk ozanlarından etkilenmiş ve özellikle Karslı Aşık Bahri’nin etkisinde kalarak çok güzel hamasi şiirler yazmıştı. Daha o yıllarda bu şiirlere düşünce edebiyatı ve batı biçiminde sanat katarak, kişiliğini bulmuş, Türk Düşünce Edebiyatı’nın lideri ve öncüsü olmuştu.

Daha sonra “HÜRRİYET SAVAŞI” na girişince de en büyük yardımcısı kalemi ve Kars’ta edindiği hamasi duygular olmuştu. Vatandaşlarına Hürriyet gibi kavramları ilk olarak toplumun önüne seren, onu bu konular da  düşünmeye yönelten edebiyatımız Namık Kemal Bey ile başlamıştır. Ondan sonra bu alanda Tevfik Fikret, Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Beyler gelir.

Namık Kemal Bey Şiirlerinde Arapça ve Farsça kelimelere fazlaca yer vermişti. Bunun başlıca nedeni o dönemde Yazı dilinin Arapça ve Farsça ağırlıklı olmasından kaynaklanıyordu. “VATAN KASİDESİ” gibi bir çok şiirleri bugün çok zor anlaşılmaktadır. Ama bir kere anladıktan sonra, insan aynı heyecanı eksiksiz duyar.

Mustafa Kemal ve yaşıtları, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp ve Mehmet Emin gibi Türk Edebiyatı Tarihinde edebiyata düşünce, vatan, hürriyet, Millet ve özgürlük düşüncesini katan bu şairlerimizin yazı ve düşünceleri ile beslenerek, vatan ve Hürriyete doğru yılmadan ve usanmadan yürüdüler. Bugün sonuçta bir Türkiye Cumhuriyeti ve özgür bir Türk Milleti varsa hep bu edebiyatımıza düşünceyi katarak anlatan bu öncü ve liderlere borçluyuz. Onların yaktığı ateşin ışığı istibdatı ve emperyalizmi yıkarak, aydınlık bir Türkiye’nin yolunu açtı. Uyanan aydınlarımız bu ışıklı yolda yürüyerek, önündeki bütün engelleri yıkarak, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyetine kavuşturdu.

ROMANCI VE TİYATRO YAZARI OLARAK NAMIK KEMAL BEY

Namık Kemal Bey, sadece Vatan Şairi olarak değil, roman ve tiyatro yazarı olarak da büyük bir ün kazanmıştır.

 Dönemindeki Türk Edebiyatına batı anlayışı ile yenilikler katarak, bu dalda edebiyata düşünceyi katmış, yazdığı romanlar ve tiyatro eserleri ile düşüncelerini halkına anlatmış ve bu dal da amacına ulaşarak, “VATAN YAHUT SİLİSTRE”  ADLI PİYESİ İLE DORUĞA ÇIKMIŞ, PİYES OYNANDIĞINDA HALK GALEYENE GELEREK COŞMUŞ VE Oyundan sonra: Halk sokaklara dökülerek:

-Namık Kemal! Namık Kemal! Diyerek alkışlamış ve tezahhurat ta bulunmuştur.

VATAN YAHUT SİLİSTRE PİYESİ’NİN YANKILARI VE SONUCU.

1873 Yılının güzel bir bahar günüydü. Namık Kemal’in yazdığı, “Vatan Yahut Silistre” piyesi, Gedik Paşa Tiyatrosu’nda ilk defa seyircilere gösterilmişti. Burası, O zamanlar İstanbul’un en önemli tiyatrosu idi. Namık Kemal’in  “VATAN AŞKINI DİLE GETİREN” piyesi, seyircileri çok heyecanlandırmış, taşkınlıklar yapmasına neden olmuştu. Ama zamanın baskıcı idaresi, halkın bu gibi taşkınlıklarına göz yummuyordu. “HELE VATAN SEVGİSİNİN, HÜRRİYET AŞKININ” yaygın bir hal alması istenir şey değildi. Çünkü II. Abdülhamit Yönetimince Vatan yok, Padişahın mülkü vardı. Millet yok, padişahın kulları ve köleleri cariyeleri vardı. Dinimize göre Allah’tan başkasına kulluk yapılmazken, padişah halka kulları gözüyle bakılmasını istiyordu. Hürriyet, özgürlük istemek, padişaha isyan anlamına geliyor, halkın padişahın kulu ve kölesi olmasına karşı gelmek oluyordu. Bunların hepsi Abdulhamit için büyük suç ve günah sayılıyor, bu fiilleri işleyenler şiddetle cealandırılıyordu. Dönemin Hafiyeleri Padişaha piyesin halk üzerindeki etkilerini birini beş yaparak abartarak anlattılar. Sonuç ne oldu biliyor musunuz?  “Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte tevkif edilerek Kıbrıs Adasındaki Magosa Kalesi’ne sürüldü ve zindanlarda çürütüldü. Her ceza alışında hep adalara sürüle sürüle 48 yaşında ölmesine neden olundu.

Sevgili gençler, atalarımız, vatan ve hürriyet uğrunda, canları pahasında uğraşlar verdiler. Bu gün özgür ve kendi vatanımız üzerinde yaşıyorsak, bu mücadelenin düşünce yönünü edebiyatımıza yükleyen ve halkımızı aydınlatan bu büyük insanları saygı ve hürmetle anmak zorundayız. O günlerin İstibdatını yaratan yöneticileri siyah sakallı milli kahraman olarak TV. Ekranlarından indirmeyenler, acaba, Millet olma, özgürce yaşama, Cumhuriyete kavuşmanın anlamının nasıl oluştuğunu biliyor da mı yapıyorlar, yoksa, her şeyi bildikleri halde mi yapıyorlar? Ben doğrusu buna bir anlam veremiyorum!.. Verenlere aşk olsun!

Namık Kemal Bey, Türk Edebiyatı’nın akışı içinde “TANZİMAT EDEBİYATI” diye bilinen önemli bir yer tutan çağının en büyük temsilcisi olan Namık Kemal, iki roman ve birkaç Piyes yazmıştır. Romanları: “İNTİBAH” ve “CEZMİ” dir. Tiyatro eserlerinin başlıcaları: “VATAN YAHUT SİLİSTRE”, “GÜL NİHAL”, “AKİF BEY” ve “ZAVALLI ÇOCUKTUR”. Bunlardan “Vatan Yahut Silistre” yazılışından üç yıl sonra Rusça’ya, daha sonra bazı batı dillerine çevrilmiştir.

Gazetelere yazdığı yazılarda bu vatan şairimize ayrı bir değer kazandırır. Bu yazıların en önemli tarafı Türk Edebiyatı üzerinde ilgi çekici düşünceleri, iktidarı eleştirmeyi, güncel olarak anlatmış olmasıdır. Bugün gazetelerde düşünce edebiyatımızın bir parçasını oluşturan bu makaleleri Namık Kemal Beye borçluyuz. Türkiye’de düşünce özgürlüğü vardır ve her düşünceye vatana , Millete ve devlete zarar vermediği sürece saygı duyarız. Ama söz konusu vatan, Millet, bağımsızlık ve özgürlüklerle değerlerimize saygısızlık olursa işte o zaman karşısına dikiliriz.

Hale Avrupa’dan döndükten sonra oradan getirdiği yeni görüşleri halkımıza aktarmasında, gençlerimize vermesinde bu tür yazılar ve anlatılar onun için önemli bir düşünceyi yayma ve yansıtma açılımı olmuştur. Namık Kemal, adını yabancı ülkelerde en çok duyuran ve örnek olan büyük bir Türk yazarıdır. Bununla beraber hepimiz için onur ve gurur kaynağı onun büyük ve ünlü bir vatan şairi olmasıdır. Bu nedenle şimdiye kadar hiçbir yerde yayınlamadığım, “TÜRK DÜŞÜNCE EDEBİYATINDA İLKLER VE LİDERLER” araştırma yazımı burada ilk kere Söke Ekspres için yazdım ve yayınlıyorum. Amacım yetişmekte olan Türk gençlerine Ülkemiz, ulusumuz, için hizmet etmiş atalarımızı tanıtmak, onların düşüncelerinden alınacak ışıkla yollarını aydınlatmak olacaktır. Dizinin ikinci makalesinde Tevfik Fikret Tanıtılacak. Hoşça kalın ve bizde kalın!..

 

Bu makale 513 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz