söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



TURİZMDE AYDIN İLİNİN POTANSİYEL VARLIKLARI VE GÜCÜ! - 1


TURİZMDE AYDIN İLİNİN POTANSİYEL VARLIKLARI VE GÜCÜ! - 1

 

TÜRK DÖNEMİNDE AYDIN İLİ

Aydın, bugünkü adını Aydınoğulları beyliğinin kurucusu olan Aydın Bey’den alır. 1300 yılında kurulan Aydınoğulları Beyliği 125 yıl bir devlet olarak yaşamıştır.  Aydınoğulları Beyliğinden sonra Osmanlı imparatorluğuna katılmış ve daha sonra ise Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu bir ili olarak, tam 720 yıllık bir Türk kentidir.

Aydın ilinin Türk Dönemi kronolojisini şöyle verebiliriz:

1-Aydınoğulları Beyliği dönemi, 1300-1390- 125 yıl.

2-1390- 1402 arasında bir aralık vardır. 12 yıllık bir fasıla vardır.

3-Osmanlı dönemi ise Yıldırım Beyazıt ile 1402 yılında başlar. 1402-1922- 520 yıl, Osmanlı döneminde yaşamıştır. Yıldırım Beyazit tarafından Osmanlı devletine katıldıktan sonra, Osmanlı İmparatorluğu içinde geçirdiği süre en uzun süredir.

Aydınoğulları Beyliği, bugünkü Aydın topraklarında, Aydın Bey tarafından kuruldu. Aydın Beyin yönetiminde geçen 7 yıl içinde beyliğin merkezi Aydın idi. Bu bölge bu suretle  Aydın adını almış oldu. Beylik daha sonra genişleyerek İzmir’i ve Manisa’nın bir bölümünü bile içine aldı. Beyliğin başkenti 1307 ‘ye kadar Aydın idi. 1307’de Aydın Bey öldükten sonra yerine oğlu Mehmet Bey,  Bey olunca Beyliğin merkezini Ödemiş’in kuzeydoğusundaki Birgi Kasabasına taşıdı. Beyliğin merkezi 1307’den 1348’e kadar bu Birgi oldu. Birgi 41 yıl, beyliğin merkezi oldu. Daha sonra 1348-1390 yılları arasında beyliğin merkezi, 42 yıl süre ile Kuşadası ile Selçuk arasındaki  Ayasuluğ (Efes) oldu. Son 23 yıl içinde de İzmir, Aydınoğlu beyliğine başkent oldu.

Aydınoğulları, en geniş zamanlarında Söke ve Çine hariç, şimdiki Aydın Vilayetine, İzmir vilayetinin büyük bir kısmına, Manisa’nın Alaşehir (Fiyadelfiya),Salihli, Denizli’ninde Buldan kazasına hakim olmuştur. Aydınoğulları Beyliği en geniş döneminde bu illere yayılmış ve adı geçen ilçelerde de hüküm sürmüştür. Aydın tarihini  detaylı incelemeyen bazı yazarlar, Söke ve Çine’yi de Aydınoğulları Beyliği toprakları içinde gösterirler ki bu asla doğru değildir.

1300-1425 yılları arasında Aydınoğulları’ ndan 8 bey hüküm sürmüştür. Bunların arasında Türkiye Tarihi ölçüsünde şöhret yapan büyük kumandan Gazi Umur Bey’de vardır. Umur Bey’in en büyük önemi, İzmir’i tekrar fethetmesindendir.

BİLİNEN AYDINOĞLARI BEYLERİ VE HÜKÜM SÜRELERİ

Bazı yazarlar Aydın oğlu Beyliğinin kurucusunu Mehmet Bey olarak yazıyor ve beyliği onunla Birgi’de başlatıyorlar. Bazı önemli tarihçiler ise beyliği ilk kuranın yanı Aydın Bey olduğunu ve Beyliğin ilk Merkezinin de Aydın olduğunu yazarlar. Bende doğrusunun bu olduğunu tahmin ediyorum. Buna göre sıra ile Aydınoğulları Beyleri ve hükümranlık sureleri şöyle:

1.Aydın Bey (1300-1307).

2.Mübârizzeddin Gazi Mehmed Bey (1307-1334).

3.Gazi Umur Bey (Paşa) (1334-1348).

4.Hızır Bey (1348-1360).

5.İsa Bey (1360-1390).

6.Musa Bey (1402)

7.II.Umur Bey (1402-1403).

8.İzmiroğlu Gazi Cüneyt Bey (1403-1425)

Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah 1076’da İzmir’i fethetmiş, fakat Bizans 1096’da kenti geri almıştı. İşte Aydınoğlu Gazi Umur Bey, 1320’de İzmir’i tekrar fethetmek suretiyle eşsiz bir zafer kazandı.

Osmanlı döneminde zaman zaman sancak merkezi olan Aydın, Aydın eyaleti olarak veya Aydın Eli olarak tarih sahnelerinde görünerek, Güneybatı Ege yöresini kaplayan geniş bir coğrafyaya sahipti.

Bugün yine Aydın ili yine Güneybatı Ege’nin kalbinde verimli ve sulak topraklara sahip her gün daha da gelişen bir güzel ilimizdir. Genel nüfusu bir milyonu aşmış ve Büyük Şehir Belediyesi olmuştur. Akdeniz iklimine sahip olan ilin topraklarında her türlü ürün yetişmektedir. Endüstri hammaddesi olan beyaz altın pamuk, dağların balı olan incir, dağların yağı olan zeytin yetiştirilen ve ihraç edilen en ünlü desenli ürünlerine sahiptir. Sanayi de de gelişmekte olan Aydın her yönüyle Türkiye’nin star illerinin başında gelmektedir.

Bugünkü Aydın Coğrafi Konumu itibariyle Ege Denizi’nin çok güzel kıyılarına sahiptir. Kuzeyinde İzmir, dillere destan kıyıları ile turizmde öne çıkan Muğla ile, Manisa ve Denizli ile komşudur. Aydın ilinin batısında Ege Denizi’ne kıyıları olan üç ilçesi vardır. Bugün Kuşadası ve Didim Kıyıları Turizmde yatırım almış çok önemli potansiyel güce sahiptirler. Kuşadası ve Didim’de Avrupa da öne çıkan turim beldelerinden daha kaliteli konaklama tesisleri vardır. Bu iki ilçede beş yıldızlı, dört yıldızlı, üç yıldızlı, iki yıldızlı otellerin yanında normal oteller ve pansuyonlar, apart oteller mevcuttur. Her türlü yeme, içme ve eğlenme yerleri vardır. Bu iki kentin kıyılarında çok güzel kumsallara sahip ve emniyetli plajlarımız vardır. Turist bir ülkeye denize girmek, güneşlenmek, değişik yemek kültürlerinden yemek, tarihi ve kültürel varlıklarını gezip görmek için gelir. Buralarda hepsi mevcuttur. Aydın kıyıları, tarih, deniz, güneş ve doğayla kucak kucağadır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle potansiyev varlıkları ve gücü yoktur. Ne yazık ki bizler, bu değerli varlıklarımızı ve potansiyel güçlerimizi taleplilere yeteri kadar tanıtamıyoruz. Otellerimizi ve konaklama tesislerimizi tanıtan yöresel kaynaklarla birlikte turistlere anlatan tanıtım kitaplarımız yoktur. Bu gün kuşadası’ nda  kaçtane beş yıldızlı otelimiz var bilmiyoruz. Gelen turiste Didim deki sanat şahaseri olan Apollon Tapınağını tanıtacak kadar kültüre ve bilgiye sahip kaç elemanımız vardır. Bu gün Kuşadası’na kravezörleri getiren Efes Antik Kentidir. Bugün kaç kişi Efesi tarihi ve bugünkü varlıkları ile ilgili antik bilgileri biliyor ve tanıyorlar. Bugün Efes ‘teki Celsüs Kitaplığının önündeki heykellerin ne adlarla anıldığını ve neden buraya dikildiklerini kaç kişi bir turiste anlatabilir? Daha fazla saymaya gerek yok. Çünkü bizde ne otel işletmecileri ve nede devlet bunların peşinde değil. Onlar işi şansa birakmışlar. Oysa bu hiçte şansa bırakılacak bir konu değil. Araştırmak, incelemek, yazmak ve yapmak işidir. Adam sende dersen, turizmde sinek avlarsın. Bahane hazır: Adamlar, geliyor, çıplak geziyorlar, içki içiyorlar, neymiş bunların yaşamları dinimize uygun değilmiş! Efendi Kafirun Suresini anlamlı olarak okursan yanıtını bulursun. Senin ahkam kesmene gerek yok. Yüce Allah peygamberine ne yapacağını o ayetlerle belirtmiş. Birde bunlar bizim kültürümüz değilmiş! Hele lafa bak. Bizim vatanımızda olan herşey bizimdir. Turist onları görmek için bize geliyor. Bugün Japonya küçük bir ada ülkesi olmasına rağmen milli hasıla kişi başına 40 bin doların üzerinde. Birde bize bakın. Etrafımızda düşman dolu. İşte Azerbaycan haklı olmasına rağmen hiç yanında olan var mı? Batılılar, mecbur kalmasa bizlere para vermezler. Bugün güçlü olmak için dövize ihtiyacımız var. Türkiye Turizm için çok önemli yatırımlar yaptı. Ülkemiz bu bacasız sanayiden tam yararlanacağı sırada bazı uşak ruhlu insanlar hemen Ortaya dinimizi atıyorlar. Yaygarayı basıyorlar: “Din, namus ahlak elden gitti diyorlar! Sen bir çıplak kadın görünce dinden çıkıyorsan, zaten dinin yok demektir.  Birak, ülkemize insanlar gelsinler, döviz bıraksınlar ki bu dövizlerle bizde olmayanları alalım ve güçlü olalım ki başkaları bizimle alay etmeye veya savaşmaya yeltenmesin. İşte o zaman dinimizi, namusumuzu ve vatanımızı korumuş oluruz. 

Devamı yarın>>>

 

Bu makale 655 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz