söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



TURİZMDE AYDIN İLİNİN POTANSİYEL VARLIKLARI VE GÜCÜ! - 2


TURİZMDE AYDIN İLİNİN POTANSİYEL VARLIKLARI VE GÜCÜ! - 2

 

AYDIN’DA ANTİK KÜLTÜR KAYNAKLARI VE TURİZMDE Kİ POTANSİYEL GÜCÜ

Değerli okuyucularımdan bazıları bana telefonda diyorlar ki, “Aydın’daki eski eserler hakkında çok önemli şeyler yazıyorsunuz. Ama bunları hangi kaynaklardan aldığınızı belgelerle belirtmiyorsunuz. Belgelerle verirseniz daha gerçekçi ve inandırıcı olur!” Bu düşünceye katılıyorum. Ama ben bir kitap yazmadığım için öyle çok detaylara ve ayrıntılara girmiyorum. Çünkü Arkeolojinin dili ağırdır. Bu nedenle meraklılar dışında herkesin bunları okuyacağını sanmıyorum. Ben istiyorum  ki yazdıklarımı herkes rahatça okusun ve anlasın, özellikle gençlerimiz okusun ve anlasınlar. Telefonda benden belgeli yazmamı isteyen arkadaşım beni çok iyi tanıyor ve biliyor. Onun hatrını kırmamak için  Aydın ilinde yer alan Antik Kültürleri yazan bir Fransız olan Comte de Choieul- Goffier ‘in yazdığı bir hatırası olan “Voyage Pittorasque de la Gréce (Eski Yunan değerlerine yolculuk) adlı eserinde,yer alan bazı notlarını Fransızca’dan Türkçe’ye aktararak buradan vereceğim. İstanbul’daki eski Fransız  sefirlerinden olan Fransız Akademisi üyesi Comte de Cholseul- Gouffer, 1782 yılında Fransızca olarak yayınladığı hatıralarında şöyle bir başlığa yer veriyor ve diyor ki: “Voyage Pittoresque de la Gréce” (Yunan değerlerine Yolculuk) adlı yazısında Aydındaki eski eserleri ve bu kesimdeki seyahat intibalarını özetle şöyle anlatmaktadır. Bu bölüm Söke’ coğrafyası içinde bir kaynak ve belge olacağı için özetleyerek aynen alıyorum. 

“Milâs’tan sonra, kuzeye doğru yolumuza devam ettik. Çok geçmeden karşımıza oldukça büyük bir göl çıktı: Adı Bafa imiş. Ancak bulunduğumuz yeri kesin olarak anlayabilmek için epeyce uğraşmak gerekti. Çünkü bölgenin coğrafyası eski çağlara göre epeyce değişmiş. Geçmekte olduğumuz Meandre (Büyük Menderes Ovası”, eskiden bir körfezden ibaretmiş. İlk defa Ünlü Antik dönem Tarihçisi Heredotus, bundan bahseder. Ayrıca bu körfezden ayrılan bir başka bir körfez daha varmış. Güneydeki Latmos Dağı’nın eteklerine kadar uzanan bu körfez, dağın adıyla anılırmış. Bu Latmos Körfezi sonradan bir Lagün gölüne dönüşmüş. Adına o yıllarda latmicus Sinus denmiştir. Latmicus Sinus, Menderes Körfezinin dolmasından sonra nehrin getirdiği topraklarla denizden ayrılmıştır. Latmicus Sinüs gölü, bugün Bafa Gölü adıyla anılmaktadır.

“Yunanlılar, İyonya’ya geldikleri zaman deniz Priené (Güllübahçe)’ye kadar uzanıyordu ve burasını mükemmel bir liman haline getiriyordu. Bu limana Prené liler Nolşos limanı diyorlardı.

“Strabon zamanında yani Milât’tan 30 yıl sonra, Menderes’in deltası Miletus’a (Milet) 500 metre kadar mesafedeydi.

“Elli yıl sonra, Plinius, Menderes deltasının Miletus’a 200 metreden fazla yaklaştığını belirtiyordu. Bu da hâlâ denize bağlantısı olan Latmos Körfezi’ni denizden ayıran boğazın kalınlığıydı. Seksen yıl sonra ise pausonias artık boğazın tamamen kapandığını, Menderes nehrinin Miletus Kalesinin duvarları dibinden denize döküldüğünü kaydetmektedir.”

Bugün sahilden kilometrelerce içerde kalan Milet, gerçekten eski çağlarda mükemmel bir limandı. Müellif sadece, Milet’in değil, sahile pek yakın bulunan Lade ve Asterius adalarının da tamamen karada kaldığını kaydeder.

MİLET VE DİDİM

Comte de Choiseul- Gouffier, seyyahat hatıralarına şöyle devam ediyor:

“- Milet’teki bütün harebeleri dolaştım. Hiçbir yerde böylesine üzüntüye düştüğümü hatırlıyamıyorum. İyonya’nın başkentini süsleyen o muhteşem eserlerden yarı yarıya toprağa gömülmüş kırık mermer parçalarından  başka bir şey kalmamış. Sütunlar yerlerde sürünüyor. Halbuki vaktiyle ilmi, sanatı, ticareti ve zenginliğiyle ne kadar tanınmıştı.”

“Türkler, eski Milet Kalesinin temelleri üzerine yeni bir kale yapmışlar Ancak, kale sonradan terkedilmiş. Yine de, duvarları pek fena durumda değildi.

Buradan biraz ötede tiyatro harebeleri gördüm. Bu tiyatronun en büyük özelliği bu tip başka tiyatrolarda olduğu gibi bir yamaca kazılmış olması. Aksine tıpkı Roma’daki Mercellus gibi, baştan başa taşla yapılmış. Yazar Fransız olunca, Türkler tarafından Kalenin üzerine yeni bir kalenin yapıldığını hemen yazmışta, Tiyatronun üzerine Bizanslıların yaptığı tahribatlı kaleden hiç söz etmemiş. Batılılar hep Türkleri kötülemiş ve kendilerinden olanlara asla dil uzatmamışlardır. Efes’te bulunan İyon Tapınaklarının en ünlüsü olan, Yunanlıların Artemis Tapınağı; Romalılar’ın ise Diyana Tapınağı denen ve dünyanın yedi harikasından biri olan bu tapınağı Bizans İmparatorunun söktürerek İstanbul’a taşıtarak Ayasofya Kilisesini yaptırdığını hiç yazmazlar. Bunu Türkler yapmış olsalardı kıyameti koparırlardı. Biz yine yazarın anılarına devam ediyoruz:

“-Miletos’un yerini Türk çağında Balat almış. Burası Menteşe Oğulları’na bağlı parlak bir ticaret merkezi olmuştur. Fakat Balat’ta son asırlarda sönmüştür. Menteşeoğlu İlyas Bey’in 1403’te Balat’ta yaptırdığı cami, Beylikler çağı Türk Mimari eserlerinin güzel örneklerindendir. Mile’te harebe halinde bulunana başlıca eserler şunlardır: (Elbette yazarın gördüğü günlerdekilerdir. Bugün Milette kazılar yapıldı  bir çok eser gün ışığına çıkarılarak restorasyon yapıldı. Yazarın o günkü tesbit ettikleri: “Bizans Kalesi, Helenistik çağdan kalma Liman Abidesi, Liman salonu, Delphinion, Faustina Hamamları, Gimnazum, Stadium, Bouleuterion, Nymphaeum, Bizans Kilisesi, Athena tapınağı. Bugün ise Milette çok güzel kazılar yapıldı ve toprak altında kalan bir çok tarihi esr gün ışığına çıkarılarak hem kapalı müzede ve hem de açık hava müzesinde sergilenmektedir.

Comte de Choieul-gouffier,  Milet’e giderken yolda Didim’den geçtiklerini ve buradaki Ünlü Apollon Tapınağını gördüğünü kaydederek, sayathatnamesinde şöyle der:

“- Bu tapınak Yunan sanatı’nın yarattığı şahaserlerinin başta gelenlerinin biri. Tapınağın cephesinde 10 tane sütun var. Ayrıca çift sıra sütunlarla çevrilmiş dipteros tarzında süper bir tapınak. Ancak asil mimari karekterini öğrenmek için bu muazzam harabeyi temizlemek ve iyice inceleme gerek. Bunların dışında Aydın ilinde daha da ha birçok eski eserler mevcuttur. 

Onları da nasip olursa, başka günlerde yayınlarız. Çünkü sayfam doldu.

 

Bu makale 659 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz