Ali Rıza OGAN - YAŞADIĞIMIZ SÖKE, 2020'DE BÖYLEMİ OLMALI ?


Ali Rıza OGAN

E. Matematik Öğret.

 

YAŞADIĞIMIZ SÖKE, 2020’DE BÖYLEMİ OLMALI ?

 

Söke Ortaokulu 1961 yılı, birinci sınıf arkadaşlarımızdan kalan, üç kişilik çekirdek bir grupla, Söke’nin mahallelerinde sokak sokak yaklaşık iki saatlik sürelerle her gün yürüyoruz. Karşılaştığımız insanlarımızla selamlaşıp, hal hatır soruyor, durumları uygun olanlarla sohbetler bile yapıyoruz. Hiç bir önyargımız, eksik-gedik aramak gibi bir niyet ve düşüncemiz, üçümüz için de yok. Sadece varolan salgın nedeniyle, biraz olsun yürüyerek, sağlığımıza katkı vermek, önceden hiç girmediğimiz bilmediğimiz, geçmediğimiz sokaklar ve insanlarıyla tanış olmak. Hani yer küremizin öbür yüzünden bile ülkemize gelip, merakla gezen tozan turist dediğimiz insanlar vardır ya, biraz da onlara özenerek ve de onlar gibi, öyle yurt dışlarına gitme şansımız olmadığından, öz ve milli sokaklarımızın yerel turisti olalım dedik. Kendimize göre, ilginç sokaklar, ilginç evler, sıra dışı kişilikler gördük. Örneğin, Kemalpaşa Mahallesinde sit alanı kapsamı içinde olduğunu öğrendiğimiz bir evin sokak giriş kapısı üzerinde, 1900 yılında yapıldığını gösteren bir yazı, oldukça ilgimizi çekti. Ayrıca Konak Mahallesinde, taş yapı yıkık dökük bir evin önünde oturan sahiplerine, binanın kaç yıllık olduğunu sorduğumuzda, en az 350 yıllık olduğunu duyunca şaşırmadık değil.Yaşadığımız Söke böyle virane yapılarla zengin.

M.Ö. 2000li yılların ötesinden, Hitit’ler, Luvi’ler, Karyalar, İonlar, Pers’ler, Romalılar, Bizanslılar egemenlik ve uygarlıklarından kalma şehrimiz, daha sonra Türkler’in eline geçince “SÖKE” adını almıştır. Yerleşim yeri olarak 4000 yılı aşkın yaşıyla da olsa, şehircilik bakımından, bugünkü ölçüt ve değerlere yönelik, hiç bir değişim, gelişim gösterememiştir. Anket yapılsa her on kişiden dokuzu, Söke’nin bir köy olduğunu söylemekten kesinlikle çekinmemektedir. Oysa tarihçesi gene milattan öncelere dayanan, Nazilli İlçesini, şehircilik, gelişmişlik sosyal ve kültürel yaşamın düzeyi olarak ele alacak olursak, Söke’ye göre çok, çok ileride olduğunu görmemiz gerekir.

Cadde ve sokaklardaki yapılaşma çarpıklıkları öylesine bozuk ki, nerede ise düzgün başlayıp, düzgün biten bir sokak ve cadde yok gibi. Sanırım bunun nedeni gelmiş geçmiş tüm yerel yönetimler ve kurumlardır. Bir de aynı konuda Nazilli’ye bakacak olursak, cadde ve sokaklar boydan boya sanki, cetvelle çizilmiş gibidir. Orada da dümdüz başlayıp, eğri giden bir cadde ve sokak zor bulursunuz. Şehrin merkezinde, araç trafiğinin yasak olduğu, özel taşlarla döşenmiş “uzun çarşısı” gene aynı taşlarla döşeli sağlı sollu sokaklarda, alış-veriş ve dinlenme alanları on yıllar öncesinden yapılmıştı. Yeşil alanları, çok temiz bakımlı parkları, çarşı pazar bolluğu görmeye değerdir. Bu yüzden ülkemizin en uzun ömürlü insanları Nazilli’de yaşarlar. Eğitim öğretimdeki başarısı da oldukça yüksektir.

Eskişehir’den(Yılmaz Büyükerşen Hocamız’dan) uzaklığı nedeniyle proje yardımı alamıyorsak, bari Aydın ya da Nazilli’den bir şeyler kapmalıyız.

Örneğin, çay üzerindeki demir köprüden başlayıp, istasyona kadar olan alanda, araba trafiğini yasaklayıp, tüm kaldırımlarıyla birlikte caddeyi, estetik ve son üretilen malzemelerle, Söke Çayı projesiyle de uyumlu olacak biçimde yapılandırılmalıdır diye düşünüyorum. Elbette alanım olmadığından, bu işin teknik yönünü ve trafik sorununa nasıl bir çözüm üretilebileceği, oluru ya da olmazı konusunda, söz söylemem olanaklı değildir. Zaten İstasyon Caddesinin kaldırımları ömrünü yitirmiş, kimi yeri çökmüş, kırılmış, bazı yerlerde yama yama üstüne yapılıp bozulmuştur.

“İnsanoğlu güzelliklere layıktır”.

 

Bu makale 829 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz