söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İĞNENİN YILDIZI


 

 

İĞNENİN YILDIZI


(Türk Halk Edebiyatından Seçme Yakıştırmalar)

İğnenin Yıldızı, Mustafa Ermiş’in son kitaplarından biri.  Kitap, Bellek Yayınları’nın 68, Bellek Dizisi’nin 15. kitabı. 2008 yılında Edirne’de basılmış.
Ermiş, Trakyalı bir şair. Fakat İğnenin Yıldızı, onun şiir kitaplarından biri değil. Bu defa Ermiş, maniler üzerine bir araştırma yapmış. Bulup derlediklerini, ilk kaynaklara da inerek yazmış. Kitabına “Araştırma açık bir sınavdır.” diyen Hacı Beştaş Veli’nin sözüyle başlamış. Baştan, kendisini bağlamış. Yaptığı işin bir sınav olduğunu ilkten açıklamış.
Bu, doğru. Gerçekten de Mustafa Ermiş “Türk Halk edebiyatından Seçme Yakıştırmalar”ı, sözün özü; İğnenin Yıldızı’nı, bu anlayış doğrultusunda hazırlamış. Ancak, ilgi çekici önerilerinin yanında eksikleri de var.
Kendilerinden bildikleri manileri derlediği kişilerin, mani tanımını bilmediklerini, “Yakıştıracaksın beyim, yakıştıracaksın” diyerek, yaptıklarının ne olduğunun adını ortaya koymaya çalıştıklarını açıklayan Ermiş, bunlar “irticalen söylenen şiir”dir diyenlere rastladığını da belirtiyor.
Ermiş, maniye inatla “yakıştırma” diyor. Bunda aşağıdaki maninin etkisinde kaldığı açıktır.
Mani yakıştırmadır
Yakıştıran ustadır
Çok bilirsen a yârim
Bir dene sen yakıştır
Hoş, sadece bu değil. Ermiş, Türk dilinin sadeleşmesinden yanadır. Dilimize dışarıdan girmiş olan sözlerin -Türkçesi varsa- kullanılmasını istemez. “Mâni, adı değişirse ne olur? Türkçe değil. Yakıştırma, olursa ne olur? Türkçe’dir. Pekiyi de bu tabuyu nasıl değiştiririz?” hesaplaşmaları, onu, “yakıştırma” adını önermeye götürmüş. “Bunun için özümüz olan “yakıştırma” artık manilerden kurtulup öz Türkçe olarak yerini almalı hatta mani sözcüğü geldiği yere gitmelidir. Hangi ülkeye ait ise alsınlar kendileri kullansınlar.”[1]
Bu, yanlış. Mani yerine “yakıştırma” demek olmaz. Üstelik edebiyatımızın her dalında az da olsa “yakıştırma” yok mudur? Sözümü uzatmadan örneklemek istiyorum. Mani, Türkçe’nin ulaşıp konuşulduğu her bölgede bilinen bir sözdür. Türkmenlerdeki “Türkmani” gibi. Onu değiştirmek, edebiyatımızdaki bir dalın giderek yok edilmesini hazırlar. “Nutuk”u, “Söylev” yaptık; Atatürk’ü ne hale getirdik? Düşüncelerinizi yoklayıp kendinizi bir deneyin.
“Mani sözcüğünün Türkçe karşılığı % 100, “yakıştırma” olmasa bile; yakıştırma halkın söylediği Türkçe sözdür. Araştırılabilir ve en uygunu, belki de tam karşılığı bulunabilir.” demek, çözüm değil. Bazı örneklerde, maniye “melez” dendiğini de biliyoruz. Buyrun, bu defa da maniye melez mi diyelim?
Maniye melez derler
Dillerde çerez derler
Yârinden ayrılmışa
Yana yana gez derler [2]
Yok, yok... Sadece ortak terimlerle oynamayalım yeter.
İyi de, araştırmalarını yaparken nasıl davranmış Ermiş? Bakalım: “Zaman içinde (mani) yakıştırma toplarken, inceliklerini, yapısını ve nereli olduğunu araştırmaya başladım.”
Bu, önemli. Bu noktaları kayda almak, edebiyatımız açısından önemli belgeleri yaratmak demektir.
Ezem ezeden oğlan
Bıyık bezeden oğlan
“İğnenin Yıldızı”ndan
Kıza göz eden oğlan
İğnenin Yıldızı, önemli. Ermiş, bu sözden hareketle kitabının adını bulmuş. Doğru da yapmış. Sözün anlamı üzerinde durmak istemiyorum. Ama bu sözdeki yıldıza “yurda” dendiğini de göz ardı edemeyiz. İğne deliği demek. İğne deliğinden sevdiğine göz atmak, kolay bir iş olmasa gerek.
Mani yakıcısının hayat görüşü, yaktığı manilerde etkisini gösterir. Bir Atatürk sevdalısının manisi dediğimize örnektir:
Kemal Paşa
Taç koymuş Kemal Paşa
Türk’ün kara bahtını
Ak etmiş Kemal Paşa
Mustafa Ermiş’e göre mani söyleme mevsimleri var: “Kış Doksanı, Kış Yarısı, Saya Gezme, Sultan Nevruz, Bahar Bayramı, Mart Dokuzu, Hıdrellez Günü, Orağa Başlarken, Sayacık, Harman Hasadı, Geze, Bağcılar Günü, Arıcılar Günü, Kırlar Bayramı (ilk yaz), Garip Payı, Gelin Günü, Duvak İnmesi, Gelin Aklaması, Son Tören, Karşılıklı Gidip Gelme” gibi.
Araştırmacı bir yerde (s. 26) Fuzuli dörtlüklerinden (mani) söz ediyor fakat bu dörtlükler kitapta yok. Unutulmuş mu, ne?
Ermiş, manilerimizdeki diriliği şöyle açıklıyor: Halkın öz malı olarak anonim kalma ve güncelliklerini koruma. Güncelliğini korumak... Gerçekten de manilerimizin en güzel özelliği bu. Aşağıdaki “akışta”, aynı zamanda bir hikâye anlatma olarak da karşımıza çıkar. Bu akıştadaki tek sayılı maniler erkekler, çift sayılı olanlar kızlar tarafından söylenmiştir:
Karşıya yaban derler
Ökçeye taban derler
Kız hatırın kalmasın
Nişanlın çoban derler


Karşı yabansız olmaz
Ökçe tabansız olmaz
Niye hatırım kalsın
Sürü çobansız olmaz

Çoban koyun kimindir
Say görüm nice bindir
Benim meylim sendedir
De görüm meylin kimdir

Çoban koyuna gider
Bakar boyuna gider
Çobanın hak toklusu
Nişan toyuna gider

Bu manilerde hem güncelleme, hem de anonim kalma özelliği var. Ökçe ve taban arasındaki ilişki gibi. Bu güncellemeler bölgelere göre değişiklikler gösterir.

Merdivenim kırk ayak
Kırkına vurdum dayak
Ankara’dan tel geldi
Kızlara koca yasak[3]

Merdiven basak basak
Çıkma yukarı yasak
Ankara’dan tel gelmiş
Turnam türküsü yasak[4]

ÖRNEKLER

İlk birkaç örnekte, maniye yakıştırma diyen ermişi destekleyen yönler var.

Cam üstünde sardunya
Dallarını kırdın ya
Dönüp dolaştın yârim
Yine bana kaldın ya

Bu manide sevdiğine sitem ediliyor: Oh olsun der gibi aşağılama var değil mi?

Annem entari almış
Siyah dalları varmış
Keşke sevmez olaydım
Yârimin yâri varmış


Sanki “kör olasıca” diyemiyor, olanı biteni sineye çekiyor.

Entarisi bindallı
Yenleri yandan bağlı
İstedi alamadı
Verem oldu zavallı

Bunda da sebebi güzelleştirme, değiştirme, uydurma, yakıştırma var.


Taksi gelir taşlıktan
Dingil çıktı başlıktan
Şimdinin memurları
Yürüyemez açlıktan

Hem güncellik, hem yaşanan çağa uydurma yok mu?

Çiğil Tepe taşcağzı
Güzel öter kuşçağzı
Yaktı beni kül etti
Anadolu kızçağzı

Buna Trakya kokusu sinmemiş mi?

Yeşil sandık açarım
İçine gül saçarım
İste be çocuk iste
Vermezlerse kaçarım

Hiç fazlası olmayan bir mektup ya da telgraf değil mi?

Tarlanın keseklisi
Mendilin ipeklisi
Karşı yolda geziyor
Gönlümün isteklisi

Ay aydınlık varamam
Dile çerez olamam
Ay buluta girince
Bağlasalar duramam

Hıkkıdık tuttu beni
Tuttu kuruttu beni
Gidi gâvurun kızı
Gitti unuttu beni

Gitme yârim kal burada
Çok iş vardır sabırda
Beraberce ölelim
Çift koysunlar tabuta


Duman dumanı arar
Duman dağları sarar
Benim yârim tek sensin
Gönlüm hep seni arar

Koyunları sal yârim
Çanlarını al yârim
Sevdamız hatırına
Sen burada kal yârim

Kara tavuk gak dedi
Yumurtam sıcak dedi
Akşam dünürcüm geldi
Babacım ufak dedi


Tosba tuttum nalladım
Salıncakta salladım
Yâr geleceğim demiş
Topal eşek yolladım

Ben gitmem çarıklıya
Tarlası arıklıya
Allah nasip ederse
Boynu kıravatlıya [5]

Tarlada arıklıya
Ben varmam sarıklıya
Allah nasip eylesin
Boynu kıravatlıya[6]

Gökler bulutlu kaldı
Kuşlar umutlu kaldı
Anahtar yâr boynunda
Gönlüm kilitli kaldı

Bahçe bağ için ağlar
Ayva nar için ağlar
Karlı dağ güneş için
Gönül yâr için ağlar


İki dağın arası
Gâvurun Almanya’sı
Aldı götürdü yâri
Zıkkım olsun parası

Yârim bize nar gönder
Yandı yürek kar gönder
Hasrete dayanamam
Saçlarını sar gönder

Tarla bostan istiyor
Dibi çapa istiyor
Çok söylenme kaynana
Gıçın sopa istiyor

Mani demeye geldim
Yoğurt yemeye geldim
Maksadım yoğurt değil
Yâri görmeye geldim

Sandal kaldı kıyıda
Kürekleri dayıda
Manilerin gerisi
Bir dahaki sayıda

Maniler bizim ortak malımız. Örneklerini gösterdiğimiz bazı manilerin nereden nereye, nasıl gittiklerini de gördük. “Okuma yazma oranı yüzde yüz olduğunda”, mani söyleme geleneğinin öldüğünü biliyoruz. Çaresini bulup sahip çıkmak bize kalıyor. Nasıl mı, diyecekseniz?
Mustafa Ermiş gibi yapmak, üşenmemek, onları kitaplaştırmak. Gördüğünüz gibi o, gereğini yapmış. Biz de bu kitabı destek için edinmeliyiz.[7]
Kültür izlerimiz ölünce, milletimiz yaşayabilir mi?

[1] İğnenin Yıldızı, Ermiş Mustafa-2008 / s. 23
[2] Dil Çerezleri, Bıldırki Oyhan Hasan-1999
[3] İğnenin Yıldızı, Ermiş Mustafa-2008 / s. 37
[4] Dil Çerezleri, Bıldırki Oyhan Hasan-1999 / s. 65
[5] İğnenin Yıldızı, Ermiş Mustafa-2008 / s. 76
[6] Dil Çerezleri, Bıldırki Oyhan Hasan-1999 / s. 13
[7] İğnenin Yıldızı, Ermiş Mustafa-2008 Edinme adresi: mastafaermis-@hotmail.com

 

Bu makale 1632 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Mustafa ERMİŞ (28/5/2010)
    Konu: "iğnenin yıldızı" hk. sökede ve köylerde-yurdumuzun her yerinde uluslararası olmayan yabancı ne çok kelime var.Anlamını kaçımız biliyoruz."Mani"kelimesinin Türkçe sözlük karşılığını bilen varsa,bilimsel olarak anlatsın.Eleştiriye açığım.Bilgi ve belge her zaman güneştir Saygılar. Mustafa ERMİŞ Şair Araştırmacı Yazar