söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SAYIN ŞULE TUNTAŞ İYİ PARTİDEN İSTİFA ETTİĞİNİ AÇIKLADI, AMA NEDEN İSTİFA ETTİĞİNİ AÇIKLAMADI!


SAYIN ŞULE TUNTAŞ İYİ PARTİDEN İSTİFA ETTİĞİNİ AÇIKLADI, AMA NEDEN İSTİFA ETTİĞİNİ AÇIKLAMADI!

 

Şule Tuntaş hanım, kurucusu olduğu İYİ parti Söke ilçe örgütünden ve partiden hiçbir gerekçesi olmadan istifa ettiğini açıkladı. Ama, Şule Tuntaş Hanım neden istifa ettiğini açık açık söylemese de, açıklamaları analiz edildiğinde ortaya çıkmaktadır. Önce Gazetemiz Söke Ekspres’e yaptığı açıklamayı okuyalım ve daha sonra haberi analiz edelim.

ŞULE TUNTAŞ’TAN İSTİFA AÇIKLAMASI;

Şule Tuntaş, İYİ partiden istifa ettiğini yaptığı bir açıklama ile duyurdu… Ama neden istifa ettiğini  tam anlamı ile açıklamadı. Açıklaması şöyle:

Tuntaş; “Bundan sonra herkese kendi yolunda başarılar dilerim…” Diyerek, istifasının nedenlerini açıklamıyor. Neden parti yönetiminden olur, Parti genel merkezi baskısından olur, herhangi bir sağlık nedeni olur veya herhangi bir tehdit veya zorlama ile olur. Ama Şule Hanım bu istifayı herhangi bir nedene  bağlamadan daha kurucusu olduğu çiçeği burnunda ve kuruluşunda bunca emeği geçen partisinden ayrılmasına ben bir anlam veremedim. İstifanın nedeni kişisel veya sağlık nedenleri ile olabilir, bunu anlarım. Parti üyeleri ve yurttaşlar anlam verebilir. Parti yönetimlerinden gelen baskı olsa anlarım. Ama bunların hiçbiri yokken istifasını anlamak bence kolay değil.

AÇIKLAMASI ŞÖYLE;

“Yüce Türkiye için sonuna kadar çabalayıp savaşmak adına yeni bir sayfa açtığını” belirten Şule Tuntaş, açıklamasında şunları söylemiş:

“Bize Atatürk’ün emaneti, mukaddes vatanım ve aziz milletimin içinde sarmalında kaldığı bu hazin, elim ve haksız tablo karşısında gereğini yerine getiremeyen, kurucularından olduğum partimden, dürüstlük, adalet ve erdem yolunu seçerek, derin hüsran ve hüzün içerisinde ayrılıp, Yüce Türkiyem için sonuna kadar çabalayıp savaşmak adına yeni bir sayfa açıyorum!..” Dedikten sonra devam ediyor:

“Kıymetli hemşehrilerim; İYİ parti’ de kurucu ilçe başkanlığı, Aydın milletvekili adayı, GİK  üyesi oldum. Partinin tüm makamlarını yaşadım. Partiyi kurarken çok iyi dostlar edindim. Dostluklar tabi ki bakidir ama  gerçek dostlara ve kalabilenlere.” Sayın Şule hanım bu sitem kime? Sizi arkadan hançerleyen kim? İstifa nedeniniz bu, bunu anladık ta, yüzünüze dost, arkadan düşmanı anlamadık. Elbette siz bunu biliyorsunuz, ama açıklayamıyorsunuz.

Konuşmasını şöyle tamamlıyor: “Evet, 16.11.2020 tarihi itibariyle partiden istifa etmiş bulunmaktayım. Siyaset uzun soluk ister, evvel Allah o solukta  bende var…Herkese kendi yolunda başarılar dilerim.” Diyor ve açıklamasını bitiriyor.

Şule Hanım, siyaset yolunda yürümek, tıpkı Sırat Köprüsünde yürümek kadar zordur. Sırat Köprüsü ise dinimize göre kıldan ince, kılıçtan keskin, yürümek ise bundan da zor!

Değerli okuyucularım, İnsan bir işe başladı mı, onu hedefine ulaştırana kadar devam ettirmek zorundadır. Kendisinde bu irade ve gücü bulamıyorsa, hiç o işe başlamamalıdır. Demokrasinin temeli seçime dayanır. Partiler kurulur, yöneticiler parti üyelerince seçilir. Bu seçimde kim daha çok oy almışsa, yönetici olur. Seçilemeyen üyelere düşen görev partisinden ayrılmak değil, parti içinde uzman olduğu komisyonlarda ve kurullarda görev alarak partisini iktidara taşımaktır. Eğer partisine, liderine ve parti programı ve felsefesine inanıyorsa bunu yapmak zorundadır. “Demokrasiler de çare tükenmez” diyen Türkiye’nin büyük devlet adamlarından biri olan rahmetli Süleyman Demirel bu acı yolda sabırla, çabayla ölene kadar yürüdü. Atatürk’ten sonra Türkiye’nin ikinci adamı olan rahmetli İsmet Paşa, 1950 seçimlerini kayıp edince, Cumhurbaşkanlığı makamını, kendi eliyle  kendi eliyle Rahmetli Celal Bayar’a teslim etti. Türkiye’nin en büyük Başbakanlarından biri olan demokrasi şehidi Rahmetli Adnan Menderes, bu yolda canını verdi. Demokrasi bir gönül işi, bir sevda işidir. Birkaç gün önce köşemde yayınlanan “Anıt Adam, Hasan Tahsin, İzmir’i işgal eden  Yunan ordusuna ilk kurşunu sıkarken, öleceğini bile bile o kurşunu sıkmıştı. Söz konusu vatan olunca, gerisi teferruattır diyen atalarımız bu vatanı öyle kurtardılar. Her şeyin mutlaka bir bedeli vardır. İyi olan  her zaman kazanır.

Ben yaptım, ben ettim, bu makam benim olacak, diye demokrasi de bir kural yoktur. Kuralın felsefesi, mantığı seçime dayanır. Ben kurdum, ben yaptım, başkanı da ben olacağım, diye bir kural yoktur. Ben bu istifada yapılan açıklamanın şu bölümünü bir türlü anlayamadım. Okuyucularımda açıklanmasına gerek duyacakları için burada bir daha tekrar edeceğim:

Şule Hanım diyor ki: “Bize Atatürk’ün emaneti, mukaddes vatanım ve aziz milletimin içinde ve sarmalında kaldığı bu hazin, elim ve haksız tablo karşısında gereğini yerine getirmeyen, kurucularından  olduğum partimden, dürüstlük, adalet ve erdem yolunu seçerek, derin hüsran ve hüzün içerisinde ayrılıp, yüce Türkiyem için sonuna kadar çabalayıp savaşmak adına yeni bir sayfa açıyorum.”

Şimdi, benim kafamı bulandıran bu konu. Açıklama ya göre istifanın ana nedeni oluyor. İyide İYİ parti iktidarda değil ki burada suçlanmış olsun. Parti daha yeni kuruldu. MHP’den ayrılmış bir grubun kurduğu ve çok kısa bir surede verdikleri emek ve çaba sonucu Türkiye genelinde örgütledikleri parti mecliste gurup kuracak düzeye ulaştı. Böyle yeni bir parti böyle bir suçlamaya hedef olamaz. Parti genel merkezi ve genel başkan hedef olamayacağından o zaman bu suçlamaya muhatap kim olabilir? Düşünüyorum ve kendimce İyi parti Söke İlçe örgütünü sanıyorum.  Burada İYİ Parti ilçe Başkanı Sayın Çağlar Çelikez, Söke’de Doğruyol Partisi’nin duayenlerinden Söke eski Belediye Başkanlarından Sayın Metin Çelikez’in oğludur. Doğduğu günden beri siyaset içinde yaşamış bir insandır. Seçimi de çoğunlukla kazanarak o koltuğa oturmuştur. Buda demokrasi kuralına uygundur. O makama üyelerin çoğunluğu ile oturmuştur. Türkiye’nin bu hale gelmesinde de hiçbir günahı yoktur. Şule hanımın bu bulanıkça açıklamasını daha da netleştirmesi gerekiyor.

Tek tuğlayla hiçbir zaman duvar olmaz. Eğer vatanımızı seviyorsak, önce birlik ve beraberliğimizi korumak, bütün insanlarımızla barış içinde yaşamalıyız. Partilerin amaç ve hedefleri ülkeyi köreltmek, değil, daha iyi yönetmek içinde girecekleri bir  yarıştır. Bir ata sözünde el elden üstündür, der. Hemen küsmek, kurduğu partiden ayrılmak çözüm değildir. Sabretmek, sebat etmek, yanlışlarla, hatalarla mücadele etmekle vatana ve millete hizmet etmiş oluruz.

 

Bu makale 507 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz