Cem Günay - ÇALINAN NE ?


Konuk Yazar - Cem Günay

e-mail: cemgunay@gmx.de

 

ÇALINAN NE ?

 

Tarihe damga vurmuş Makedon kralı Büyük İskender’in 33 yıllık kısacık hayatına sığdırdığı fetihler ve bu sebeple Hindistan’a kadar gitmesi, Doğu-Batı kültürünü harmanlamaya çalışması gibi olaylar biraz tarihle haşır neşir olanların ilgisini çekmektedir.

Arkeoloji meraklıları müzeleri gezdiklerinde sıkça Büyük İskenderi betimleyen heykellerle karşılaşırlar. Alnının ortasından çıkan saç tutamı, büyükçe bir burun ve kapalı bir ağız farklı yerleşim yerlerinde bulunan İskender heykellerinin ortak özelliğidir.

Dünya üzerinde İskenderi simgeleyen heykellerin en önemlileri Londra British Müzesinde, Paris Louvre Müzesinde, Kopenhag Carlsberg Müzelerinde sergilenmektedir.

Can alıcı soru şudur: Büyük İskender bu adı geçen müzelerin bulunduğu kentlere adım atmadığı gibi kendisinin oluşturduğu kültürel hava bu üç Avrupa kentinde yaşadığı çağ itibariyle esamesi okunmamıştır. O halde nasıl oluyorda günümüzün en değerli İskender heykelleri bu Avrupa kentlerinde sergilenmektedir. Nasıl ve hangi yollarla bu koca heykeller Londra, Paris, Kopenhag müzelerine gelebilmiştir?

Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Hemen benzeri örnekleri güzel Anadolumuzuda içine alarak verelim: Bergama Zeus Altarı Berlin Müzesine, Ksanthostan çıkan (Fethiye yakınları) Neridler Anıtı Londra’daki British Museum’a götürülmüştür. Antakyada bulunmuş Üç Güzeller Mozaiği Paris Louvre Müzesinde, aynı şekilde Antakyada bulunmuş Dionysos Mozaiği Amerika Worcester Müzesinde sergilenmektedir.

Konya'nın Selçuklu ilçesi Beyhekim Camii’nin çini mozaikli mihrabı 1907'de dönemin Almanya'nın Konya Konsolosu Dr. J. H. Loytvedin tarafından onarım bahanesiyle numaralandırılarak yurt dışına kaçırılmış ve bu eser, hâlâ Berlin'deki Pergamon Müzesinde İslam Eserleri bölümünde sergilenmektedir. Yine Konya'nın Akşehir ilçesine bağlı Alanyurt (Maruf) köyünde  bulunan Hacı İbrahim Veli Türbesi Sandukası 1905 yılında çalınarak Almanya'ya götürülmüştür.

Yine bizden bu sefer İstanbuldan örnek vermek gerekirse: Topkapı Sarayında iki kütüphane bulunmaktaydı. Birisi saray mensuplarına açık Büyük Kütüphane, diğeri ise padişahların yatak odasının yanında, kristal camlı kapakları olan iki dolapta bulunan minyatürlü kitapların yer aldığı kütüphaneydi. Bu Saray kütüphanesi Batının hep merakını çekmiş, Avrupalı alimler ve seyyahlar çok istemelerine rağmen saray kütüphanelerine sokulmamıştır. Buna rağmen saray kütüphanesinden çok degerli eserler çalınarak Avrupaya kaçırılmıştır.

Anadolumuzdan yok edilen tarihimize örnekleri çoğaltarak sorularımıza devam edelim: Yere göğe konmayan kazıcı Heinrich Schliemann Troiadan çıkan eserleri neden kendi ülkesine götürmüştür?  Priene, Bergama ve Yunanistandan kaçırılan/çalınan eserler nasıl oluyorda yine benzeri şehirlerde yani medeni Avrupanın göbeğinde sergilenmektedir?

Batı dünyasının kendilerine ait olmayan değerleri alıp kendi ülkelerine götürmeye en çarpıcı örneklerden biride 1204 yılındaki Haçlı seferi sırasındaki İstanbul`daki Ayasofya yağmasıdır. Günümüzde bile Batı Avrupanın farklı bölgelerinde bu yağmadan gasp ettikleri eserleri övünçle sergilemektedirler.

Arap Baharı ayaklarıyla Kuzey Afrikada çıkan karmaşadan yararlanan bu vandalizm kokan zihniyet Mısır daki 300 kadar eseri dünyanın öbür ucundaki Avustralya’ya kaçırmıştır.

Şimdi deminden beri farklı kategorilerde örneklerini vermeye çalıştığımız yazımızın sonuç kısmına geliyoruz. Su götürmez bir gerçek var ki modern Avrupada mükemmel binalarla pırıl pırıl müzelere sahiptir. Bu müzelerin birçoğunda mutlaka Türkiye, Yunanistan, İtalya orjinli eserler sayıca çokça yer almaktadır.

Aslında kendilerine ait olmayan eserleri kendi bünyelerine alma hakkını kim veriyor bunlara? Endüstriyelleşme ile kendilerine gelebilmiş bu medeni ülkeler Akdeniz ve Doğu coğrafyasında yer alan kültürel değerleri gasp etmeleri bir anlamda hırsızlık değil midir? Son yıllarda yaşanan Irak ve Suriye facialarıyla bu ülkelerde yer alan paha biçilmez kültürel değerler yasa dışı yollarla yine aynı sözde medeni ülkelere gelip sergilenmektedir.

Her zaman olduğu gibi kendilerince ahlaktan, etikten, demokrasiden, doğruluktan dem vuran bu batılı dostlar ve onların yardakçıları bu kültürel hırsızlığa dürüstçe yanıt vermekten kaçınmaktadırlar.

 

Bu makale 616 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz