Yaşar Örkeli - BEN BUYUM 2. bölüm


Konuk Yazar; Yaşar Örkeli 

BEN BUYUM

2. bölüm

 

 

Onu elinde istediği gibi oynatıyordu. Annem çok kötü kalpli biriydi. Komşularımızın hepsiyle konuşmaz, kendi gittiği yoldan gidenlerle konuşur, onun evlerinden kolay kolay çıkmazdı.  Onlar ne isterse onu mutlaka yapardı veya yaptırırdı. Örneğin babama traş parası vermezdi. Aşığı askere gitmiş ona para gönderirdi. Tarlamıza pamuk ekerdik, o mahsülden aldığımız paranın bir kısmını askerdeki sevgilisine yollardı. Annemin yaptıklarını gördükçe ve komşulardan duydukça; nefret etmeye başladım. Onu gördükçe kinim artardı. Zarar vermek isterdim fakat babam bunun farkında olmadığı için ona bir şey söyleyemezdim. Babam çok saf kalpli biriydi. Babamın kalbi kırılacak diye çok korkardım. Garip babam annemin durumunu hiç anlamazdı. 

Böylece günler geçip gidiyordu. Bizler büyüyorduk. Mahalledeki arkadaşlarımla beraber çapa yapmaya giderken, onlarla dertleşirken, onların dertlerini dinlerken, günlerim akıp gidiyordu….. Tarlaya çapa yapmaya gittiğimde; onlarla beraber saf tutardım, onlara yetişemediğim zamanlar, onlar bana yardım eder, onlarla beraberce çalışırdım, arkadaşlarımın hepsi birbirinden çok değerliydi. Hepsini severdim, sanırım onlarda beni severlerdi.

Babaannem öldükten sonra; aile içerisinde ne küçük büyüğüne, ne büyük küçüğüne, ne saygı nede sevgisi yoktu. Herkes birbirine kötü sözler, yüksek sesle bağırmalar, yani kısaca anarşi yuvası gibiydi. Terbiyesizlik  patlak vermişti.  Ben ve babam, babaannemi arar olduk.  Düzenimiz bozuldu. Babacığım hangine birine ne söyleyebilirdi?  Herkes kendine buyruktu. Hiç kimse birbirine takmıyordu!  

Okumak istedim, hemde çok; kötü kadın okutmadı. Sadece ilkokulu bitirebildim. Hakkımı yedi anne denen pis kadın! Küçük kardeşlerim orta okula gidebildiler. 18 yaşımdan sonra beni istemeye gelmeye başladılar. Evimize kısa boylu, karakuru, kumral kadının biri gelip gidiyordu. Her geldiğinde: “ Benim oğlum var, okuyor, okulu bitirsin, seni kalbime yazdım, seni onun için isteyeceğim, onunla evlendireceğim,” derdi, ne kızardım o kadına! Komşularımızdan biri oğlan kardeşine ismeye kalkıştı, ben direk yüzlerine karşı, bu durumda evlenemem dedim ve evden kovdum. Üç dört isteme olayı oldu, hepsine yaşımın küçük olduğunu, evlenme zamanımın daha erken olduğunu söylüyordum. Böylece günler ayları, aylar yılları kovaladı. Ben yirmi yaşıma geldim. Daha fazla annemin ve kardeşlerimin kahrını çekemez oldum. Evlenmeye karar verdim. Benim gibi özürlü olursa, beni daha iyi anlıyacağını sanıyordum. Çünkü o kişide sakat olursa, durumumu daha iyi anlayacağını tahmin ediyordum. Tahminimde yanılmamışım; beni anlıyor, elinden geldiğince anlayış gösteriyordu.

Beni beğenip seni kalbime yazdım diyen kadının oğlu evlenmiş, ablasına giderken gördüm. Bizde tarladan dönüyorduk. Komşumuz Aliye abla yanımdaydı:“ Baksana kız, seni isteyen kadının oğlu evlenmiş. Sende yanıma gel dese gidermisin? Dedi. Ben:” Bak Aliye abla, bu sözü duymuş olmayayım, akşam akşam kalbini kırmayayım, “dedim. Aradan iki ay geçti. Evimize gelip “seni kalbime yazdım” diyen kadının kızı bize geldi. Yanılmadığımı anladım: Beni istemeye gelen kadının kardeşi ayaklarından özürlüymüş, koltuk değneği ile yürüyormuş. Kadın beni annemden istemeye kalkıştı. Annem: “ Kısmetse olur,”dedi.  O yolda gördüğümüz karı-koca el ele tutarak yürüyen oğlan hanımından boşanmış. Oğlanın haberi olmadan beni istemeye gelmiş. Kadın ikinci defa gelince: “Annem verdim gitti!”, demiş. Benim haberim yok iken, beni o kadının kardeşine vermiş. Bende komşu kızın yanına gitmiştim. Eve geldiğimde: “ Haydi gözün aydın senden kurtuluyorum, seni Hülya’nın kardeşine verdim. Oğlan elektrikçiymiş, kömür ocağında çalışıyormuş, evi de varmış, yaşadın kız!” Dedi. Bende: “ Ben mal mıyım, satıyorsun, benim fikrimi neden sormadan verdin, “ dedim. O anneymiş istediğine verirmiş, kızdı, kaşlarını çatarak, kös kös bakmaya başladı, çok konuşmamamı, söyledi. 

Bende, ”oğlan gelsin, bir görüşelimde kararımı o zaman veririz,” dedim, kendi kendime. Üç gün sonra, ortanca kardeşime: “ git annen beni kime verdi, oğlanı çağır gelsin, bir görüşelim, kimmiş, neyin nesiymiş görelim,” dedim. Kardeşimi oğlanın evine yolladım, az bir zaman geçmişti ki, kardeşim ve evlenecek olan oğlan çıka geldi. Benden uzun boylu, siyah uzun saçlı, yeşil gözlü, kumral, biri karşıma geldi durdu. Allahım tam idealimdeki erkek, güya ben bunu tersliyeceğim ve ayrılacağım! 

Kendini tanıttı: “Ben Bülent, endüstri meslek lisesinden mezun oldum. Yirmi yedi yaşındayım, sigara ve içki içmem, kumar oynamam. Annem ve babam öldüler. Üç tane ablam var. Bol bol gazete ve kitap okurum,” dedi. Benim, oğlanın karşısında nutkum tutuldu, ne diyeceğimi şaşırdım: “ sigara ve içki içermisin? Diye sordum? Sorduğuma pişman oldum; oğlan hiç birini içmiyormuş. Karşısında utandım. Benim elimde sigara, bu söz karşısında hemen attım. “ Özür dilerim,” dedim. O anda yeşil gözlerini görünce içimden bir şeylerin aktığını hissettim. Aşık oldum sanki; bu zamanın bitmemesini istedim. Kibar konuşuyordu, konuştukça ben daha da ona yakınlık duyuyordum. Oğlan: “Geç oldu, ben gideyim,” deyince acıdım oğlana, evde yemeği varmı acaba diye düşündüm: “ Yemeğe kalsanız,”dedim. Kibarca: “Teşekkür ederim, tanıştığımıza memnun oldum, inşallah bu ilişkiyi evlilikle sonlandırırız.” dedi ve giderken kapıya kadar eşlik ettim. Son kez, “hoşça kal,” derken içimden birşeylerin koptuğunu hissettim. Oğlana resmen aşık olmuştum. Gidiyordu fakat kalbimin yarısını götürüyordu, yemekte, yatakta sabaha kadar onu düşünmekten gözüme uyku girmedi: sabaha kadar uyku hak getire. 

İsteme işinden sonra nişan işlerine başladık. İkinci gün Bülent çalıştığından büyük ablasıyla, nişan için alış veriş yapmaya gittik. Gerekenleri aldık. İki gün sonra nişanımız olacaktı. Nişan bizim evin avlusunda; Pazar günü akşamı yapılacaktı. Evimizde bir telaş başladı. Sandalyeler geldi. Nişana davet dağıtımı, müzik için saz takımı ayarlandı. Bizim tayfa ve komşularımız, evimizin avlusu tıklım tıklım doldu. Bülent’in ablaları ve enişteleriyle kalabalık geldiler; öyle güzel eğlendik, oynadık, ilerleyen saatlerde büyük eniştesi;”Bu iki genç anlaşmışlar, bize düşen bu gençleri sonsuza beraberliklerini sağlamak,” diyerek nişan yüzüklerimizi taktı ve kurdeleyi kesti. Fotoğraflar çekildik. Bülent’le yan yana, komşu kızlarla beraber, babam, annem, kardeşlerimle hep beraber ailecek fotoğraf çekildik, bence çok güzel bir geceydi. O anda dünyanın en mutlu kişilerinden biriydim. Bülent yanımda iken kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu; çok mutluydum, sevdiğim erkek yanımdaydı. Yüzüklerimiz takıldıktan sonra, düğüne resmen az kalmıştı, günler geçmek bilmiyordu. Bülent’le iki günde bir geliyordu evimize, bazen ben onun evine gidiyordum. Ne yalan söyleyeyim çok özlüyordum Bülent’i. Biraz daha eğlendikten sonra herkes dağıldı. Dağılırken arkadaşlarım, beni seven komşularım hepsi tebrik ediyor; çok hoşuma gidiyordu. Babacığımın gözlerinden sevinç gözyaşları akıyordu. Bense babamam için üzülüyordum, çünkü onun sevdiği yemekleri annem ve kardeşlerim yapmazlardı. 

Aradan bir hafta geçmişti. Bülent yanıma gelmişti. Ben onun yanından, çay demlemek için ayrılmıştım. Annem:” Bülent oğlum bana on bin lira yardım edermisin,” demiş. Bülent:” Bakarız anne,” demiş. Aradan iki gün geçtikten sonra ben Bülent’in yanına gittim görmeye ve konuşmaya!

Bülent: ”Annen, benden on bin lira istedi, “ devamla, eğer, ben seni on bin lira verip alacaksam; bu olmaz, ben seni bakkaldan mı alacağım, sen satılık mısın? “ Dedi.

Halide: “Özür dilerim! Halbuki paramız var, onun başka bir işi vardır, onun için istemiştir. Bülent seninle yarın Melek ablanın evinde buluşalım,” dedim, devamla sen iş çıkışı karşı caddeden geç, ben seni yolda bekleyeceğim, ablanın evine gideriz orada daha detaylı konuşuruz,” dedim.

Bülent: “Sen nasıl istersen! Dedi.

Ertesi gün iş çıkışı onu beklemeye başladım, uzaktan onun gelişini gördüm, yaklaştıkça beni gördü. Hızlı adımlarla yanıma geldi: “ Selâm! Nasılsın, seni telaşlı gördüm, kötü bir şey yok demi?” Dedi.

Halide: “Eve gidelim, orada daha detaylı konuşalım, sana bir sürprizim var,” dedim. Beraberce ablanın evine girdik. Hep beraber yemek yedik. Çaylar içildi. Yanına oturdum: “ Eğer bana karşı sevgin varsa, beraberce kaçalım!” Dedim. Bülent yüzüme baktı:” sana karşı sevgim olmasa buraya gelirmiyim?” dedi.

Halide: “Bu gece burada kal, buradan işe gidersin, nasıl kaçacağımızı düşün! ” dedim. 

 

DEVAM EDECEK>>>

 

Bu makale 303 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz