Yaşar Örkeli - HAYATIM DEĞİŞTİ! - 2


Yaşar Örkeli - HAYATIM DEĞİŞTİ! - 2

 

Ben ne diyeceğimi bilemiyordum, yüzüm kızarmaya başladı; utandım. Utanılacak bir şey yoktu ancak ben böyle yardım ve yakınlık görmediğim için utanıyordum. 

Bayan: “ Çok affedersiniz telaştan isminizi sormayı unuttum?” Dedi.

Ben: ”Mehmet ”

Bayan: ”Meral ”. Tanıştığımıza memnun oldum, dedi, bende memnun oldum, dedim. 

Meral: ”Lütfen sıkılmayın, kendi eviniz gibi davranın. Sıkılmayınız, utanmayın, bende sizin gibi insanım. Sizi öyle görünce, sevdiğim amcam aklıma geldi. Amcamda sizin gibi ayaklarından özürlüydü. Siz daha gençsiniz, amcam yetmiş beş yaşındaydı. Allah rahmet eylesin vefat etti.”

Mehmet: ” Başınız sağ olsun! Ben düşünce, ne olduğunu anlayamadım, birden kendimi yerde buldum ve her tarafım acımaya başladı. Sizi Allah gönderdi. Çok teşekkür ederim. Bu iyiliğinizi nasıl ödeyeceğim bilemiyorum?”

Meral.” Böyle iyiliği herkes yapar. Mehmet, seni birkaç gün evimde misafir edeceğim. Kanayan yerlerini iş dönüşü ben pansuman yapacağım. Bir yerde çalışıyor musun? Çalıştığın iş yerine telefon açalım, üç gün raporlu olduğunu bildirelim. Raporu isterlerse ben hemen götürürüm.” 

Mehmet: ”Postanede telefon bölümünde çalışıyorum, ben endüstri meslek lisesinden mezunum.” Ben numarayı söyledim. Eline cep telefonunu aldı, numarayı tuşladı ve konuşmaya başladı.

Meral: ” Alo ben doktor Meral, müdür beylemi görüşüyorum? Beyefendi, çalışanlarınızdan Mehmet bey küçük bir kaza geçirdi. Hastaneden üç günlük çalışmama raporu var, raporu hemen mi yoksa yarın mı getireyim? Tamam yarın getiririm.” Dedi ve telefonu kapattı. Kısa bir sessizlik oldu. 

Mutfağa yöneldi tam gidecekken geri döndü:” Mehmet ne yemek istersen onu yiyelim?  Ben:” Balkabağı hariç her şeyi yerim,” dedim. Mutfağa gitti. Bende bu arada boş durmadım. Yaşar Kemal’in,” İnce Memed’ini” romanını okumaya koyuldum. Geri geldi beni kucakladı mutfağa götürdü ve çok güzel yemekler hazırlamış, sandalyeye oturttu; mis gibi yemekleri karşılıklı yedik.  Ben ağlamaya başladım: ”Özür dilerim, ben böyle bir hanımefendinin hazırlayıp, karşılıklı oturup yemek yemediğim için, karışık duygular içerisinde olduğumdan dolayı ağladım. Tekrar özür dilerim. “ Dedim. Akşamüzeri oldu. 

Ben: ”Meral hanım ben yatakhaneye gitmek istesem izin verir misiniz? Çünkü beyefendi gelirse yanlış anlar, sizin için iyi olmaya bilir! 

Meral: ”Mehmet rahat ol, ben evli değilim, bu ev benim, hem bu duruma kimse karışamaz. Ben, seni birey olarak sevdim. Seni kendime yakın hissettim. İçimden bir şeylerin aktığını ,sana kanım kaynadı desem inanırmısın? İstersen bu evde istediğin kadar kalabilirsin? Bu sözlerimde çok samimiyim. Benim hayatıma kimse karışamaz. Böyle ilkel düşünceleri sevmem.” Benimle konuşurken içten ve samimiydi.

Mehmet: ”Ben hayatta kimseye yük olmak istemem! Otuz yaşındayım. Endüstri meslek lisesinden mezunum. Telekomun kramportör bölümünde çalışıyorum. Çocuk iken felç geçirmişim, kendimi bildim bileli, bu durumdayım. Gördüğünüz gibi ayaklarım zayıf, normal gelişimini tamamlamadı. Hayatta kimsem yok. Ne annemin nede babamın akrabalarını görmedim ve bilmiyorum, hiç kimse ne aradı nede soruşturdu?” 

Ben kendimi bildiğim bileli çocuk yuvasında büyüdümü biliyorum. On yaşıma geldiğimde, çocuk aklımla: ”Ayşe teyze, beni kimse aramıyor, soran da yok. Benim annem-babam yokmu diye sordum?” Ağlamaklı gözlerinle: 

Ayşe teyze:” Mehmet’im seni bir ihbar sonucu polisler şehir parkında bulmuşlar. Hatta senin adının ”Mehmet” olması için müdür beyden ben istedim. Bulduğumuzda nur topu sarışın bir çocuktun. Sen bir buçuk yaşında idin, yüksek ateş sonucu felç geçirdin, sonradan bu durumda kaldın.” Dedi ben de öyle öğrendim. 

Meral: ”Mehmet, pratisyen doktorum, Yatağan devlet hastanesinde görev yapıyorum. Durumumuz gayet iyi. Annem, babam ve ablam var. Ailecek hepimizin hali vakti yerinde. Ailem Muğla’da yaşıyor. Seni evime getirdiğim için huzursuz oldun, anlıyorum. Ben otuz iki yaşındayım. Eğer rahatsız olacaksan seni yatakhaneye bırakabilirim. Dedi. Devamla:” Mehmet, bir teklifim var; Seninde, benimde burada akrabamız yok, burada beraber yaşayalım, birbirimize destek olalım. Burada istediğin kadar kalabilirsin. Seni yerde yatarken gördükten sonra benim içim bi tuhaf oldu, bu duygu acıma değil, seni yakınım gibi gördüm,” dedi ve sustu.

Mehmet:” Meral hanım, ben kendimi bildim bileli çocuk yurdunda büyüdüm. Benim annem, babam, ablalarım, abilerim ve kardeşlerim onlar oldu. Sizin bu yakınlık ve samimiyetinizi inanıyorum, hangi duygular içerisinde olduğunuzu biliyorum.  Teklifinizi kabul ediyorum. Hayat ne gösterir bilemem? Allah ikimizin yardımcısı olsun. Senin istediğin bir gün de yatakhanedeki eşyalarımı almaya gidebilir miyiz? Dedim ve anlaştığımızdan dolayı el sıkıştık. O akşam uyuyamadım, yerimi yadırgadım herhâlde. 

İkinci gün sabah kalktık birbirimize günaydın dedikten sonra, kahvaltımızı  yaptık. Meral: “Mehmet öğle yemeğini buzdolabına koydum. Sen evde rahatına bak. Oda içerisinde oturup sürekli tv. Izleme, arasıra kalk oda içerisinde gezin, sonra ayakların tutulur. Akşama geleceğim, beraber yemek yeriz. “ Dedi ve odadan çıktı. Giderken ben:” Kolay gelsin, İnşallah fazla hastan olmaz, “dedim, arkasından el salladım. Bana bir düşüncedir aldı yürüdü; “Bu kız neden beni evine kabul etti. Hem çok samimi davranıyor, hemde yakınlık duyuyor? Bir sebebi var mı acaba diye düşünmeye başladım. Kendimce bir sebep bulamadım,  üzülmeye başladım. Gelince bunun nedenini soracağım? Belki o bir sebep söyler, bende rahatlarım. ” Akşam Meral hanım geldi, beraberce yemeğimizi yedik. Kafası yorgundu, Ben: “ Meral bir şey sorabilir miyim? Dedim ve yanıtını beklemeye başladım.

Meral:”Sorabilirsin!”dedi.                                                                                                                    Ben:” Bugün hep düşündüm; Meral hanım neden beni evine kabul ediyor? Kendi kendime sorular sordum, sonunda geçerli bir neden bulamadım?”                                                           

Meral: “ Derin nefes aldı;  bak, Mehmet son kez söylüyorum; Benim art niyetim yok. Seni insanlık namına yardım ettim, kendini anlattıktan sonra daha çok yardım etmeyi istedim. Eğer bu iyi niyetime rağmen gitmek istiyorsan, hazırlan seni yatakhaneye götüreğim, bir daha ne yardım ederim nede yardım edenlere yardım etmesini isterim, “ dedi kızgınlıkla. Sustu odasına dinlenmeye gitti. Kendi kendime, “Ne yapmaya çalışıyorsun oğlum? Kız istemese yardım da etmezdi. Uyanıp yanına gelince özür dile, diye içimden geçirdim.” 

Yere düştüğüm günden sonra hayatım değişti. Can ciğer bir arkadaşım oldu; Meral hanım. Hayat süprizlerle dolu değil mi? İnsan yaşarken yarım saat sonrasını bilebilir mi? Meral hanımı öyle içten samimi duygularımla seviyordum ki, içimde kesinlikle kötü duygu taşımıyordum. İleri ki günlerimizde birbirimize öyle alıştık ki; İki öz kardeş gibiydik. 

 

Bu makale 179 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz