Yaşar Örkeli - MARAL'IM - 1


Yaşar Örkeli

 

MARAL’IM - 1

 

Osman hasta haliyle çok aradı, öğle namazından önce kalktı gün batımına kadar aramadığı yer, sormadığı kimse kalmadı. Maral’ı tanıyanlarda vardı, gittiği yöne yanlış tarif edende. Osman’ın hasta halini acıyanda. Yok yer yarıldı sanki içine girdi. Gözlerinden akan yaşları silemedi elleriyle. Aramaktan bitap düşen Osman, gecenin karanlığından olsa gerek evine yaklaştığını anladı, evin içine giremedi, bulamadığı için bunun sonu benim için ölüm diye geçirdi içinden! Öyle yorulmuştu ki evinin içine girmeye takatı kalmadı, kapı önünde öylece yattı kaldı; yerinden kalkmaya çabaladı fakat boşuna uğraşıyordu;ayaklarında ve kollarında derman kalmamıştı. Başını yana çevirince beş yaşlarında çocuk: “Maral teyzede ovaya gitti,” deyince ağlamaya başladı, çünkü çok geçti, geri dönmemişti. Nedense ölümü hatırladı, başına bir şey mi gelmişti, gücü yettiğince başladı bağırmaya:

“Maral’ım neydi derdin hastalığımdan anlamadım; beni affet! O gün kafam karmakarışıktı. Utancımdan senin yüzüne bakamadım. Benim bakacak yüzüm yoktu ki, sana karşı mahçubum, keşke söyleyecek bir sözüm olsaydı da teselli edebilseydim, özür dilerim senin affına sığınıyorum. Sen uyarmayınca, ben her şeyin normal olduğunu sandım.

Seni o halde tarlaya tek başına bıraktım gittin. Keşke o anda Allah canımı alsaydı yalnız göndermeseydim seni. Senin Süleyman’a karşı verdiğin mücadeleyi gördükçe sana olan hayranlığım artıyordu. Keşke o an silahın olsaydı da çekip vursaydın kurtulsaydım bu vicdan azabından. 

Maral’ı kocasından kıskananlar vardı. Maral ve kocası ihtimal veremiyordu olacaklara. Mutlu bir çiftti. Şehre yakın köyde oturuyorlardı. Evlenmeleri dillere destandı. İki aşık çocukluktan bu yana beraber büyümüşlerdi. Yakındaki şehirde akrabaları oturuyordu. Bunlara sürekli şehre taşınmalarını söylüyorlardı. Biz köylüyüz, biz burada büyüdük, bizim kökümüz köyde oturuyor, biz oralarda oturamayız derlerdi. 

Büyük aşk çocukluktan başladı. Maral ve Osman ilkokula başlamışlardı; sarışın, mavi gözlü, iki örgü yapılmış siyah uzun saçlı, mavi önlüklü giysisi ile okul yolunda ilerlerken, Osman’ların evinin önüden geçerken, birbirlerine “günaydın”, dedikten sonra el ele tutarak beraberce okula giderlerdi. Görenler iki kardeş gidiyorlar derlerdi. 

Osman biraz daha uzundu, kumral, siyah kısa kesilmiş saçları, iriydi gövdesi. Bu böyle okul süresince devam ederdi. Okul çıkışı yine el ele evlerine giderler, evin önünde kısa bir oyundan sonra, bir gün Maral’ların, diğer gün Osman’ların evinde beraberce ders çalışırlardı. Yıl sonunda karnelerini aldıklarında, takdir belgelerini ailelerine gösterir, hediyelerini aldıktan sonra sevinçten uçarlardı. Köyde göstermedikleri kimse kalmazdı. Günler ayları, aylar yılları takip ederken ortaokul, lise derken iş üniversiteye geldi dayandı. Aralarında tek eksilmeyen sevgileri devam ediyordu. 

Süleyman’ın çocukluktan başlayan gizli aşkı; gün geçtikçe arttıkça artıyor, büyük kin ve nefrete dönüşüyordu. Süleyman, çocukça karşılıksız aşkı Maral’a ne kadar yaklaşsa, ona olan aşkını anlatsada Maral anlamamazlıktan geliyor: ”benim arkadaşım var,” diyordu. “Ona karşı hiç his duymadığını söylesede”, karşısındaki anlamıyor, sevgisini belli etmesini istiyordu. Bu durum yıllarca böyle devam etti.

 

Bu makale 154 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz