Yaşar Örkeli - MARAL'IM - 3


Yaşar Örkeli - MARAL’IM - 3

 

Maral, Süleyman’ı görünce önce durakladı sonra, sanki aralarında bir husumet yokmuş gibi tokalaştılar:” Süleyman, kırgınlık burada bitsin, tekrar ediyorum; benden sana yar olmaz. Yinede hakkını helal et.” Dedi ve Süleyman’ın bir şey söylemesine fırsat vermeden yanından hızla uzaklaştı. Osman’da Süleyman’la karşılaştı:” Süleyman kardeşim hakkını helal et, gidip gelememek, gelip görememek var, benden yana hakkımı helal ediyorum, sende helal et, “ dedi ve elini toka etmek için uzattı. Süleyman’da elini uzattı; Osman’ın elini öyle sıktı ve canının acımasına sebep oldu. Süleyman elini acıtırken:” Cehenneme kadar yolun var, gidersinde geriye dönmek nasip olmaz, Maral bana kalır,” derken kin ve nefretle gözlerinin içine bakıyordu Osman’ın. Ve ayrıldılar. 

Bavullarını minibüse yüklediler, tekrar anne ve babalarıyla sarılıp gözyaşlarını tutamadılar, anneleri arabanın arkasından su dökerek uğurladılar, köylüler hep beraber araba giderken alkışladılar. Yakınlarındaki kasabada bulunan garajdan biletler daha önce alındığı için otobüsün gelmesini beklemeye başladılar. 

Otobüse bavullarını yerleştirdiler, Maral ve Osman’ın bu kadar uzaklığa ilk defa gidiyorlardı. Köylüler hep birlikte köyümüzden üniversitede okuyanlarda çıktı diye seviniyorlardı. Hep beraber uğurladılar Maral ile Osman’ı.  Araba uzaklaşırken anneleri ayrılığın verdiği hüzünle hüngür hüngür ağlıyorlardı. Köylüler annelerini teselli etmeye başladılar, “sizin çocuklarınız bizim çocuklarımıza birer örnek oldular, bizimkilerde sizinkiler gibi hayatlarını kurtarsalar başka ne isteriz, üzülmeyin daha sevinin, bizler üzülelim bizimkilerin ne olacağı belli değil,” diye teselli etmeye koyuldular. 

Aradan aylar geçerken çocukların özlemi artmaya başladı. Çok özlemişlerdi yavrularını. Maral ve Osman derslerine olanca gücüyle çalışıyordu. Çünkü ayrılık; anneye ve babaya özlemi artıyordu,  lisedeki gibi dersler kolay değildi, çünkü hayatın gerçeklerini öğreniyor insan. Kiralık evde oturuyorlardı, yeme-içmeyi kendileri yapıyorlar, buranın havaları geldikleri yerlerden daha soğuktu. İki aile anlaştılar; çocuklarının yanına gideceklerdi, hazırlıklar yapıldı. Ailelerde onları çok özlemişlerdi evlatlarının, kokuları bir başkaydı. Evlat hasreti hiçbir şeye benzemezdi! 

Sabah yola koyuldular; Maral’ın babasının arabasında önde erkekler, arkaya kadınlar bindiler, bismillah diyerek Erzurum’a yola çıktılar; iki gün sonra çocuklarının kaldıkları evin önünde beklemeye başladılar. Osman’ın babası telefonla geldiklerini bildirdi. İki genç anne ve babalarını görünce, kollarını açarak yolda uçarcasına geldiler. Kapı önünde bekleyen annelerine ve babalarını iki kolları arasına alarak, onları kokladılar:” anneciğim, babacığım sizleri çok özledik burada, gurbette sizlerden ayrı yaşamak çok zor geliyor, akşam olunca yaptığın o güzel yemekleri, muhabbetinizi, daha doğrusu sizin varlığınız bizlere yetiyordu.” Maral, annesi Gül hanıma öpüp kokladıktan sonra babası Dursun beyede sarılıp yanaklarından öptükten sonra, Osman’ın annesi Hatice hanıma sarıldı, öpüp kokladıktan sonra Hasan beyin elini öptü. Osman’da Maral’ın aynısını yaptıktan sonra içeri girdiler. Getirdikleri yiyecekleri buzdolabına yerleştirdiler, hep beraber yemek yediler, kısa muhabbetten sonra anneleri ve babaları yol yorgunluğundan esnemeye başladılar. Maral:” Anneciğim, babacığım sizler yol yorgunusunuz isterseniz erken yatın, bizim ders çalışmamız lazım,” dedi, onlarda odalarında uykuya daldılar.

 

Bu makale 138 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz