Yaşar Örkeli - MARAL'IM - 5


Yaşar Örkeli - MARAL’IM - 5

 

Süleyman kahvede otururken Maral’ın önünden geçtiğini gördü, uzaklaşmasını bekledi. İyice uzaklaşınca kalktı, takip etmeye başladı. Maral tek başına tarlaya gidiyordu. Süleyman onu tarlada çalışmaya başlayıncaya kadar takibini sürdürdü. 

Evine geri gelen Süleyman sandığın içinde sakladığı silahını aldı, yanına bir kaç parça yiyecek aldıktan sonra taksisiyle Maral’ın yanına geri döndü. Maral tarladaki hayvan damında bulunan hayvanların yemini veriyor, onlarının yalağına su dolduruyordu. Süleyman taksisini tarlanın biraz uzağına bıraktı. Ses çıkarmadan, saklanarak damın yanına geldi, çevreyi gözleriyle taradı Maral’ın damın içinde olduğunu fark etti. Aniden içeri girdi ve silahını belinden çıkardı, Maral’ın arkası dönüktü, tabancanın kabzasıyla ensesine kuvvetlice vurdu. Maral dengesini kaybederek yüzüstü yere yuvarlandı. Mendille ağzını bağladı. Süleyman büyük çuvalın üzerine yatırdı sardı ve sırtına yüklenerek taksinin arka kısmına yatırdı. Taksiyle hızla oradan uzaklaştı. Dağlara doğru sürdü taksiyi. Daha önceden bildiği mağaraya yakın yerde durdu taksiyi çalıların arasında sakladı. Çuvalı sırtına aldı ve mağaranın içine girdi. Saklandı. Mağaranın iç kısımlarına doğru ilerledi Süleyman. Maral’ı çuvaldan ayırdı, çuvalı yere serdi, Maral’ı duvara doğru dayadı, iplerle ellerini ve ayaklarını bağladı. Çalı çırpı toplayıp ateş yaktı. 

Maral yayaş yayaş ayıldı, içerisi loştu. Bulunduğu yeri tanıyamadı. Beni nereye getirdin, dedikten sonra yalvarırcasına:” Süleyman bana kötü birşey yapma, benim mutlu bir yuvam var, daha öncede söyledim, benden sana eş olmaz. Biz birbirimize aşığız, yalvarırım bana dokunma.” Dedi. Süleyman:” Ben sana ne demiştim? Bir gün bana kadınlık yapacaksın!” Demiştim, o gün bugün, şimdi ellerini çözeceğim, kaçmaya çalışma, sabaha kadar bana kadınlık yap, bir daha yanına bile yaklaşmayacağım,” dedi. Maral sağına soluna baktı, kaçsa nereye kadar kaçabilir? Bulunduğu yerin mağara olduğunu anladı fakat neresi olduğunu bilmiyordu. Süleyman’ın elindeki silahtan korkuyor ancak korktuğunu belli etmiyordu. Süleyman getirdiği yiyeceklerden aperatif olarak bir şeyler yediler.  Süleyman:” Şimdi benim karım olacaksın, sabaha kadar benimsin!” Dedi. Kuvvetli bir tokat attı  ve Maral’ı sırt üstü yere serdi, fakat silah belindeydi, üzerine abandı, üzerindeki giysileri parçalamaya başladı, Maral’ın elleri boştu o anda Maral ani bir hareketle belindeki silahı aldı ve tetiği çekti; Süleyman onun üzerine yığıldı. Maral şoka girdi:” Ben Osman’ıma durumu anlatsamda, namusumun kirlendiğini, benim ona ihanet ettiğimi sanacak,” dedi ve silahı şakağına dayadı ve tetiği çekti, yere yığıldı. İki kez silah sesini duyan yakın köylüler mağaraya geldiler. Köylülerin arasında Ahmet ağa iki cesedi tadını: “ Bunlar göl kenarındaki köyden, “dedi. Jandarmaya haber verdiler. Jandarma gelinceye kadar, köylüler cesetlere bakıyorlardı. 

Jandarma astsubay arabadan indi ardından askerlerde indiler. Astsubay:” kenara çekilin, yol açın, rahat rahat inceleme yapalım, silah sesini saat kaça doğru duydunuz,” dedi. Maral’ın üstündekiler yırtıktı boğuşma sırasında olduğu belliydi, silahı poşetin içine koydular, parmak izini belirlemek üzere. Olay yerinin, resimleri çekildi. İnceleme bitti, cesetler torbalara konuldu. Osman’a haberi astsubay verdi, Osman cesedi görünce bayıldı, dışarıda bulunan tahta divanın üzerine yatırdılar. Ayıldı, hep birlikte cesetler gömüldü. Osman’nın iki gözü iki çeşme, gözyaşları içerisinde canından bir parçayı anne ve babasının yanında toprağa gömdüler. 

Osman’ı evine getirdiler. Gezen ruh gibiydi, dalıp dalıp gidiyordu. Ağzından sadece Maral’ım, of Maral’ım yaktın beni…….. çıkıyordu.

Komşuları çok geç oldu, yarın tarlaya gideceğiz diye, dağılmaya başladılar.  Köyün ileri gelenleri sabah erkenden Osman’ın yanına geldiler, gördükleri karşısında koro halinde:” Eyvah Osman kendini asmış,” diye bağırdılar. Duyan geldi, kalabalık arttıkça arttı. Çırpınanlar, ağlayanlar arttıkça arttı, çünkü çok sevilen biriydi. Osman’ın göğsünde yazılı bir kağıt  vardı. Tekrar jandarmaya haber verildi. Jandarma astsubay geldi. Ceset ipten kurtarıldı. Yere yatırdılar. Göğsündeki kağıdı aldı, ve okumaya başladı:” Maral’ım kalbimin yarısını alıp götürdün, nefes alamıyorum, sensiz aldığım nefes yaşamama yetmiyor. Ben sensiz hayatta yaşayamam, geliyorum bekle beni, benim diğer yarım sensin.” Astsubay okurken gözyaşlarını tutamadı ağladı:” böyle sevilen insanları bu hale getirenlere yazıklar olsun,”dedi.

 

SON…

 

Bu makale 146 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz