MUZAFFER İŞLEKEL  - ERBABI BİLİR… (Çizmeyi Aşmak...)


MUZAFFER İŞLEKEL 

 

ERBABI BİLİR… (Çizmeyi Aşmak...)

 

 

 

Bilge insan, duayen, akademisyen, bilirkişi, güngörmüş kavramlarını idrak ve ehemmiyetle üzerinde durduğumuz zaman yaşamımıza, hayatımıza çok faydası olduğunu düşünüyorum.

Bu kavramların daha da derinliğine indiğimizde, sosyal, kültürel, ekonomik, sağlık, spor, inanç ve milli duygularımız, vatan sevgisinin ağırlığı hayatımızı sağlam temellere yapmaya yardımcı olmuştur…

Mesela;

Ticaret, iş aleminde sağlıklı ve sıhhatli yol almaya gayret göstererek bir çok iş toplantılarına, seminerlere katıldım.

Sayın Süleyman Ferit Eczacıbaşı, Sayın Necdet Eczacıbaşı, Sayın İbrahim Bodur, Sayın İzzet Baysal, sayın Asım Kocabıyık, Sayın Müfit Soylu… Bunların ötesinde televizyonlarda izlediğimiz Sayın Prof. Osman Müftüoğlu, Sayın Prof. Mehmet Baysal, Emekli Büyükelçiler, Yazar Nihat Genç ve eski Bakan M. Kemal Zeybek gibi bir çok önemli şahsiyetleri dinlerken, nezaket kuralları çerçevesinde kültürel, mesleğimizle ilgili konuların en ince teferruatlarına kadar, sulandırmadan bizlere anlatırdı. Bu mümtaz kişiler, bizleri mutlu ettikleri gibi günümüzde aranır olmuşlardır…

Her konuda bilmişliğin istenmediğini, topluma ne kadar zarar verdiğini unutmayalım.

Branşın neyse onun hakkında fikir beyan et ve onu ispatla…

İzliyoruz; televizyonlarda hep aynı kişiler…

Yok Almanya’da böyle, Yok Fransa’da böyle…. Yok Singapurda böyle, yok Moritanya’da böyle… demekle ispat ekmeye çalışıyorlar ya; ”O ülkelerde belgesel programlar mı yaptınız” diye sorarlar insana…

Onların bazılarını dinlemek artık zaman kaybı oluyor…

Deprem oluyor; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Yangın oluyor; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Aşı Olalım mı - Olmayalım mı; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Göçmen konuları tartışılıyor; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Devlet politikaları; hep aynı kişi (uzman oluyor)

Siyasi işler konuşuluyor; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Kuraklık - susuzluk tartışılıyor; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Sel - su baskını yaşanıyor; hep aynı kişiler (uzman oluyor)

Arkadaş daha evvel neredeydiniz?

Ülkede başka uzman, yorumcu yok mu?

Nasreddin Hoca’nın hikayesinde olduğu gibi; evine hırsız girdikten sonra kapıya kilit alınması gibi bir şey bu…

Aklım almıyor…

 

****

ÇOCUKLUĞUMDA ANLATIRLADI

Söke’de “Dip Han” diye anılan bir iş yeri vardı. Söke’nin ağır başlı, sözü dinlenir insanları burada buluşup çay, kahve, nargili içip sohbet ederlerdi. Güncel konuları bir büyüğümüz konuşmaya başlar başlamaz, daha iki kelime söylemeden Hamit Amca hemen söz almadan konuya girerek konuşmacının sözünü düzenini bozarmış. Aynı haraketi iki üç defa tekrar edince sözü dinlenir, otoriter ve çok sevilen Mehmet Amca, hışımla ayağa kalkar şunları söylermiş;

“Bak Hamit…

Seni severiz, Amma bu haraketinle kendini bizden soğutuyorsun.

Avcılık olur, elin tetikte.atıcılık olur ayağın özengide, çiftçilik olur elin kosada, ama senin mesleğin bambaşka…..” deyince.

Mamit Amcanın apartı düşüyor ve bundan sonra bu davranışları bir daha yapmıyordu.

Yukarda anlattığım olay nereden baksanız yetmiş sene evvel yaşanıyor…

Hamit Amcanın apartının neden düştüğü hakkında bu güne kadar yorum yapılmadı.

Hadise bugün olsa yorumcular neler söylerdi merak ediyorum…

***

RESSAM

Bayırda tuvalini kurmuş bir at üzerinde süvari ve çizmesini yapıyor…

Oradan geçmekte olan bir adam, ressamın tuvalinde çizdiği resme garip garip bakıyor. Ve diyor ki;

“Arkadaş, çizme on körüklü olmaz…”

Ressam; sen ne iş yapıyorsun deyince,

“Ben çizmeciyim” diyor.

Ressam çizmeyi bu kez yedi körüklü yapıyor…

Çizmeci tekrar söze atılıp; 

“Atın boynunu birazcık kaldır” deyince.

Ressam; “Çizmeci, çizmeci, çizmeden yukarı çıkma; “çizmeyi aşma!…” diyerek o malum Atasözünü söylüyor…

***

Bizler de lütfen bilmediğimiz konularda; “Çizmeyi aşma(!)yalım…”

 

 

Bu makale 101 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz