Cem GÜNAY - Papa Eftim


Konuk Yazar: Cem GÜNAY

e-mail: cemgunay@gmx.de

 

 

Papa Eftim

 

"Ben Türk dostu Eftim değil, Türkoğlu Türk Eftim'im. Ben, her zaman, her yerde Türk olduğumu beyan ettim. Bir yabancı, Türk dostu olabilir. Fakat benim gibi, halis bir Türk vatandaşının, yabancı bir Türk dostu gibi gösterilmesi, O'nun milliyetinden şüphe edilmesine delalet eder ki, bundan incinmemek, üzülmemek imkânsızdır. Bana Türk demeyip, Türk dostu diyenleri hiçbir surette affedemem”

Bu sözler 1884 yılında, Yozgat´ın Akdağmadeni kasabasında doğan Papa Eftime aittir. Eftim 21 yaşında iken Ruhbanlık mesleğine girmiş, 1918′de Keskin Metropolit Vekili iken Fener Rum Patrikhanesi´ne karşı Müstakil Türk Ortodoks Patrikhanesi´ni kurmuş ve 1968 yılında ölümüne kadar bu görevini sürdürmüştür.

Papa Eftim, yurdumuz düşman işgaline uğrayınca hiç düşünmeden Kurtuluş Savaşına katılmış, bu savaş sonrasındada İstiklal Madalyasıyla onurlandırılmıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti ile iyi ilişkiler içerisinde olan Papa Eftim, Fener Patrikhanesi'nin Millî Mücadele'ye olan olumsuz tavrı ve bilhassa Patrik Doretheos'un Türklere ve Millî Mücadele'ye karşı olan hareketleri üzerine Patrikhane ile bağlarını tamamen koparmıştır. Bundan sonra Anadolu Hıristiyanları için yeni arayışlara girmiştir. Kendisine bağlı olan ve diğer Türk Ortodokslarına ait ayrı bir Patrikhane kurma fikri böylelikle Papa Eftim’de oluşmaya başlamıştır. Fener Patrikhanesi'nin Millî Mücadele'ye karşı yaptığı propaganda ve diğer faaliyetlerinden, hiç olmazsa Anadolu Ortodokslarını uzak tutabilmek ve Türk Ortodokslarının yaptıkları mücadelenin daha sağlam bir zemine oturtulması için Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin kurulması fikri ortaya çıkmıştır.

Papa Eftimi ülkesine yani Türkiye`ye bağlayan etkenleri iyi irdelemek gerekmektedir. Kimi çok bilmişlerin hamasi salt kafatasçılık değildir mesele. Şayet siz o topraklarda doğup büyüdüyseniz, o toprakların çocuğuysanız dil, din, ırk farkı gözetmeksizin vatan sevgisiyle, vatana bağlılıkla hareket edersiniz.

Bizi biz yapan değerleri unutma konusunda önceliği kimseye bırakmıyoruz. Özellikle cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı dönemde anahtar rolü oynayan önemli şahısları yok saymak maalesef bizlerde alışkanlık haline gelmiş. Rıfat Börekçi, Seyit Onbaşı, Papa Eftim bunlardan sadece birkaçıdır. Cumhuriyetin temellerini atan bu değerlerin tek tek hayat hikayelerine bakıldığında bizlerin öğreneceği, ders çıkartacağı çok noktalar vardır.  

1907 yılında İstanbulda doğan daha sonradan Fransada yaşamını devam ettiren Ermeni vatandaşımız Vahe Tosunyan bu durumu ne de güzel ifade etmiştir: `Ben Türkiye'nin malıyım, orada doğmuşum. Memleketi sevmemek olur mu? O memleket hepimizin değil mi? Din başka, millet başka, hele memleket bambaşka..."

 

Bu makale 153 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz