Cem GÜNAY - BARGYLİA


Konuk Yazar: Cem GÜNAY

e-mail: cemgunay@gmx.de

 

 

BARGYLİA

 

Muğla`nın Milas ilçesinin 20 km. güneybatısında yer almaktadır. Milas-Bodrum havalimanının 12 km. kadarda yakınındadır. Bargylia ismi Yunun mitolojisindeki kahramanlardan Bellerephon`un arkadaşı Bargylos`tan gelmektedir. Kanatlı atı Pegasosla Karia bölgesine gelen kahraman Bellerephon bu kanatlı atın attığı çifte ile yakın arkadaşı Bargylos`u öldürmüştür. Buna çok üzülen Bellarophon’da arkadaşının anısına bu kenti kurmuştur. Bu nedenle de Bargylia sikkeleri üzerinde Pegasus tasvirlerine yer verilen betimlere rastlanılmaktadır.

Bu kente ait en eski yazılı kayıt M.Ö. 453-M.Ö. 439 yılları arasında olan Atina önderliğinde Perslere karşı oluşturulan Attika-Delos Birliğine ait vergi listesinde Bargylia`nın 1000 drahmi ödediğini gösteren belgedir.

M.Ö. 201 yılında Makedonya kralı V. Philippos Bargylia kentini bir üs olarak kullanmış ve daha sonra Roma baskısıyla M.Ö 196 yılında buradan geri çekilmek zorunda kalmıştır.

Son Pergamon kralı III. Attalos (M.Ö. 138-M.Ö. 133) öldüğü zaman Pergamon Krallığını vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğuna bırakmıştı. Fakat bu duruma karşı çıkan üvey kardeşi Aristonikos, krallığı tekrar kendine bağlayıp askeri faliyetlere girişmişti. Bunun bir adımı olarak Aristonikos M.Ö. 133-132 yıllarında Karia bölgesinde bulunan Myndos kentini (Bodrum yarımadasının en batısındaki kent; Bargylia`nın 50 km uzağında) ele geçirmiş, Halikarnassos ve Bargylia şehirlerine saldırmıştı. Bargylia`da bulunan bir yazıtta bu saldırılarla tehlikeye düşen Bargylia kentinin Tanrıça Artemis`in epifanisi (tanrının bir anlık görünüşü) sayesinde kurtulduğu belirtilmektedir.

Romalı devlet adamı ve yazar olan Cicero`nun (M.Ö. 106- M.Ö. 43) bildirdiğine göre bozuk idari ve ekonomik yapılardan dolayı diğer Karia kentleri gibi olumsuz etkilenen Bargylia şehri bu durumdan kurtulabilmek için Romalı banker Clavius`dan borç para aldığını belirtmektedir.

Bargylia antik kentinde bugüne kadar kapsamlı bir arkeolojik kazı yapılmamıştır. 19. yüzyıl içersinde kentde farklı dönemlerde Charles Texier ve Philippe Le Bas gibi araştırmacılar tarafından bu antik yerleşmede incelemeler yapılmıştır. 1988-1990 ve 1993-1997 yılları arasında İtalyan arkeolog Eugenio La Rocca tarafından Bargylia antik kentinde yüzey araştırmaları yapılmıştır.

Kentde arkeolojik kazılar yapılmadığı için sadece görülebilen yapıları zikretmek gerekir. Bu yapılar çağ itibariyle Hellenistik, Roma ve Bizans dönemini kapsamaktadır. Buna göre Sur Duvarları, Agora, Tiyatro, Hamam, Nymphaion, Kutsal Alan, Nekropol, Liman, Su kemeri, Kilise ve Bizans Kalesi gibi yapılar görülebilir. Bu yapılardan kısaca bahsetmek gerekirse:

Agora (alışveriş, çarşı yeri): Burada Roma dönemine tarihleyebileceğimiz İmparator Titus`a ait adak yazıtı, tanrısal Aleksandrosa ait heykel kaidesi, şeref yazıtları bulunmuştur. Agoraya ait mimarı elemanların Bizans dönemi kalesinde kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Bouleuterion (meclis binası): Oldukça iyi korunmuş bir yapıdır. Oturma sıraları tonozlu bir yeraltı galerisi ile desteklenmiştir. “Skene frons” olarak adlandırılan tiyatro yapısında çok katlı sahne binasının sütunlu bir mimariyle bezeli ön cephesine benzer bir yapıya ait olabilecek kalıntılarada burada rastlanılmıştır.

Tiyatro: Oturma sıraları yıkılmış ve harap bir durumdadır, Güney kısmının köşesi sağlamdır. Sahne Binası kireçtasından olup büyük bir kısmı halen toprak altındadır.

Hamam: Boyut olarak küçük bir yapıdır. Bazı yerlerde renkli mermer izlerine rastlanmıştır. M.S. 150-200 arasına tarihlenebilir.

Nymphaion (çeşme yapısı): Merdivenli, ön cephesi dört sütunlu (tetrastylos) bir yapıdır. Korinth düzenindeki bu yapının ortasında bir sarınç mevcuttur.

Kutsal Alan: Roma döneminde yaşamış yazarlardan Lucius Ampelius`un bildirdiğine göre Aphrodite Tapınağı burası olmalıydı. Fakat bunu kanıtlayan herhangi bir belge bugüne kadar elimize geçmemiştir. Teras üzerinde tanrı figürleri ile bezenmiş bir sunak bulunmuştur. Yapı Hellenistik döneme ait olmalıydı.

Nekropol (mezar): Kentin kuzeyindeki bugünlü adıyla Karaköl Tepe`nin yamacında Roma dönemine tarihlenen mezarlar yer almaktadır. Genelde ev tipli olan bu mezarlar beşik tonozludur.

Ayrıca kentin güneydoğusunda antik döneme ait olduğu düşünülen bir rıhtıma ait kalıntılar mevcuttur. Bunun dışında kentdeki Sur Duvarlarının M.Ö. 4. yüzyıla ait olabileceği öne sürülmüştür.

 

Bu makale 143 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz