Yas¸ar O¨rkeli - KI·LI·T


Yas¸ar O¨rkeli - KI·LI·T

 

       Biz çekirdek aileyiz; Evlerimiz yan yana yapılan iki binadan oluşuyor. Sol yanda kahverengi binada annem ve babam oturuyor; üç odası var. Yan tarafındaki yeşile boyanmış evde de ben, eşim ve iki çocuklarım oturuyoruz. Bizimde üç odamız var. Evlerimizin karşısında büyük bir avlumuz var. Aynı avluda annem Zülfiye, babam Kerem, ben Ali Ulvi, eşim Yasemin, büyük kızım Aylin, küçük oğlum Gönül.  Kız kardeşim Zeliha, evlendiği halde günün çoğunu annemin yanında evde geçirir. Çünkü çocuğu olmadığı için, bizden ayrılamaz. Biz birbirimize kenetlendik.  Ailede herkesin birbirine karşı saygılı ve sevgisi vardır, birbirimize asla kırmamaya ve üzmemeye dikkat ederiz.

       Evimizin önüne demirden yaptırdığımız büyük asma çardağının altında daha önce kurduğumuz masada ailecek öğle yemeği yiyorduk. Yemeğimizi yerken arada bir yanık kokusu alıyorduk; yakında anız yakıyorlar sandık. Evimiz dağın etek yamacında hemen anayola yakın, komşu evlerle altı hanelik bir yerleşim yeri idi. Binanın arkasında kalıyordu ağaçlar. Hemen alt taraftan ana yol geçiyordu. Radyomuzdan sevdiğimizi müziği dinliyorduk. Kulaklarımız müzikte olduğu için olan bitenden haberimiz yoktu. Koku gittikçe yaklaşıyor derken aniden arka taraftan evimiz yanmaya başladı. Neşe içinde yemeklerimizi yiyorduk ki. Ağaçların aniden tutuşup yanması ve rüzgarın avludan evimizin arkasına doğru esmesinden dolayı yanık kokusunu anlayamadık. Birden nasıl olduğunu anlayamadan evimiz yanmaya başladı. Söndürmeye fırsat kalmadan anonsları duymaya başladık; herkes evini terk etsin. Soframızı aniden terk etmek mecburiyetinde kaldık. İtfaiyenin erken gelmesi ve söndürme işlemin hemen yapılması sonunda evimizin tamamının yanması önlendi ve söndürüldü. Rahat bir nefes aldık. Allah’tan yangın yaz mevsiminde olmuştu. Evimizi tekrardan tamir ettirdik yeni eşyalar aldık, evimizi güzelce boyattık. Evimiz tekrardan yepyeni oldu. Fakat evimizin arkasındaki meyve veren ağaçlarımız yanmıştı. Evimizi kurtarmıştık ancak zeytin veren ağaçlarımız yandığı için çok üzüldük. Önemli olan ailemin hiç bir ferdine bir şey olmadığı için fazla üzülmedim. Yanan zeytin ağaçlarının arasına yeni fidanlar aldık ve diktik. Fakat komşularımızın iki evi, bizim evden daha geride olduğundan tamamen yanmış, ağaçlarıda onunla beraber tamamen yanmışlar, bizim gibi aileler için hasar bayağı büyük oldu. Bizim evlerimiz yola daha yakın olduğundan bizdeki hasar daha az olduğundan komşularımıza daha fazla yardımımız dokundu. Onları günlerce evimizde misafir ettik. Maddi manevi yardımda bulunduk. Elbette yardım edeceğiz çünkü onlar bizim en yakın komşularımız. Yıllardır yanyana oturuyorduk, altı hanelik bir aile gibiydik. 

       Meğer sonradan öğrendiğimize göre;en arkadaki komşumuzun evinde, piknik küpünün devrilmesi sonucu yangın başlamış, rüzgarında etkisiyle yangın büyümüş ve diğer komşuların evleri ve ağaçları yanmış, yangını önleyememişler olsun canları sağ ya, bunlar gelir geçer, önemli olan insan sağlığı.

       Günlerimiz dört kişiyle mutluluk dolu günler geçirirken, kuşkulu hiç bir hareketini görmediğimiz, gerek anneme ve babama, kız kardeşime gerekse çocuklarıma karşı iyi davranan eşim, o gün çalıştığım iş yerinden eve geldiğimde yoktu. Annem, babam, kızım, oğlum:” annem evde yok, gitti!” dediler. Ailecek beklemeye başladık. 

       Annem:” Oğlum, bana annesine gitmek için izin istedi,” dedi üzülerek. Sonra komşularımıza sorduk.  

       Yan komşumuz Lütfiye :” Anneme gidiyorum, kanser olduğu için bakmaya, etrafı temizlemeye gitmem gerekli,”demiş. 

       Çocuklar kız kardeşimin yanında kaldı. Annem, babam ve ben, taksimizle annesinin yanına bakmaya gittik. 

       Annesi bizi görünce şaşırdı:” Çocuklara birşey mi oldu?” 

       Bende:” Anne, Yasemin bu gün evden senin yanına gelmek için çıkmış, bu saat oldu hâlâ gelmedi, başına bir şey mi geldi?” Dedim, kaynanam başladı ağlamaya. 

       Kaynanam:” Bugün Yasemin buraya hiç gelmedi,” dedi. 

       Oradan tekrar eve geri geldik. Meğer annesine gitmemiş. Annesinin yanına diye meğer dayısının evine gitmiş. Gece yarısı oldu saat gece yirmi iki oldu ne gelen var nede giden. Saat yirmi otuz’da telefom çaldı:” Ben dayımın yanındayım, bir müddet gelmeyeceğim, beni beklemeyin,”dedi ve telefonu kapattı. Tabii ilk anda ne yapmak istediğini anlayamadık; meğer daha önce anlaştığı adamla buluşmuşlar, akşama kadar ne yapmak istedilerse yapmışlar, akşam üzeride evimize gelecek yüzü olmadığından, dayısının evine gitmiş. Oradan bize arıyor, utanmaz! 

       Evet, benimle geçinemeye bilirsin, bilmeyerek kalbini kırmam, tutki kırdım, özür dilemesini de bilirim. Benden ayrılmak istiyorsan alırsın beni karşına:” Ben senden boşanmak istiyorum, çocuklarımızda var, yine de seninle geçinemiyorum, çok zorlanıyorum seni sevmiyorum, benim anlaştığım biri var,” desen yemin ediyorum, tek celsede boşanmazsam, bana ne söylersen söyle. Tek bir sözcük söylerim:” Sepeti koluna herkes kendi yoluna”. Derim, sen benden, bende senden kurtuluruz. Böyle davranman ikimiz için hiç iyi olmadı.               

      Evden çıktığında sabah saat on muş, ne çocuklara nede anneme bir şey söylememiş. “Bu zamana kadar neredeydin? “ diye sorarlar insana, sen evli bir kadınsın. Bizleri hiç mi düşünmedin?. Gece bize telefon açan dayısı:” Yasemin bizde aramayın, bir müddet bizde kalacak, “ deyince anladık ki evi terk etmiş. Daha sonraları öğrendik ki, bizim evde olmadığımız zamanlarda saatlerce cep telefonundan başka bir erkekle konuşuyor anlaşıyormuş. Evi terk ettiği gün anlaştığı erkekle birlikteymiş. Sabahtan buluşmuşlar, yakın ilişkide bulunmuşlar, akşam üzeri dayısının evine gitmiş. 

     Kaçmadan önce beni alırsın karşına:” Arkadaş ben seninle mutlu olamıyorum, mutluymuş gibi yapıyordum artık dayanamıyorum, benim anlaştığım erkek arkadaşım var, senden ayrılmak istiyorum.” Söyle bende sana anlayışlı davranayım, ayrılalım. Yalnız çocuklarıma sana vermem. O adamın bakmasına izin vermem, çocuklarıma nasıl davranacağını bilemem,? Boşansak da çocuklarını görebilirsin, fakat oda belirli günlerde. Sen hiçbir şey belli etmeden, evimizi terk edersen. Bende sana böyle davranırım. Ailemde hiç kimse sana kötü davranmadı. Kötü söz söylemedi. Evde yalnız kaldığında senin üzerine kapıya kilit mi takalım, anahtarı bende kalsın. Hangi devirde yaşıyoruz?

      Ben elimden geldiğince sana daima iyi davrandım. Bir sözünü iki etmedim. Hep isteklerine karşılamaya çabaladım. Sana yine de teşekkür ederim; bana iki tane evlat verdin. Gerçi çocuklarımızın yarısı senin, yarısı benim. Hiç onlara acımadın mı? Çekip gittin. Bak çocuklarımızın boynu bükük kaldı. Oğlumuz uykusunda bile seni sayıklıyor: “ Anne ne zaman geleceksin? Seni çok özledim. Anne beni bırakıp gitme!”  

        Bu sözleri duydukça çok üzülüyorum. Kızımız biraz daha büyük olduğu için bazı olayların farkında ve senden nefret ediyor. Çocuklarım küçük olmasa inan bu kadar üzülmem. Senin bu yaptığına arkadan vurmak denir. 

       Annem, babam:” Oğlum, inan ki ona karşı ne kötü söz söyledik, ne de davrandık. O bizim ikinci kızımız. İnsan kızına kötü davranır mı? Gelinimiz bize nur topu iki tane torun verdi, insan olan torunların hatırına kötü söz söylemez.” Durdukları yerde bu sözleri tekrar tekrar söylüyorlar. 

       Aradan bir hafta geçti:” Yaptığına pişmanmış, geri gelsem beni kabul eder misiniz? Çocuklarına çok özlemiş, yalvarıyormuş; beni herşeyden mahrum bırakın ancak çocuklarından ayrılmak en çok yüreğini acıtıyormuş,” diye haber yollamış. Bizde haber yolladık:” Çocukların mı daha önemli, kaçtığın adam mı?” diye karşılık verdik. Güya başlamış ağlamaya, timsah gözyaşları dökmeye başlamış.  Dayısı, annesi, babası, abileri haber üstüne haber yolladılar. İstemiyerek gitmişmişte, af edeceksek geri gelecekmiş, bir daha yapmayacakmış ta, ne olursa olsun çocuklarından ayrılmamalıymış, sudan bahaneler, gözyaşlarını akıtıyormuş, gün geçtikçe, çocuk hasretinden zayıflıyormuş, bizden çocuklarını istiyormuş, falan filan! Bizde çocuğuyuz ya bunlara inanacağız, sen daha bekle, çok beklersin. Bütün bunları kaçmadan önce düşünecektin, on kez düşünüp, bir adım atacaktın, şimdi bunlara bizim inanmamızı bekleyeceksin, sepeti koluna herkes kendi yoluna. 

       Ben kocası olarak, bu durum çok gücüme gitti. Çocuklarımın geleceğini düşünürken, başıma bu durumun gelmesi; benim de gelecekle ilgili planlarımı alt üst etti. Çocuklarımın bakımını annem, babam, kız kardeşim ilgilenmeye başladı. Büyük bir boşluğa düştüm. Kurulu düzenim bozuldu. Aradan bir-iki ay geçti. Bu sürenin sonunda mahkemeye müracaat ederek, boşanma dilekçesini verdim. Çünkü; beni bırakıp terk etmesi, başka bir erkeğe tercih etmesi, nede olsa beni bunalıma sürükledi. Çok düşündüm. Şimdi cinayet işlesem, hem kişiliğimden ödün vermiş olacağım, hemde çocuklarımın geleceği ne olacak? Düşündükçe, olayların kötüye gitmemesi gerekli diyerek, boşanma yolunu tercih ettim. 

       Adliye binasına çocuklarla beraber geldik. O daha önce gelmiş. Çocukları görünce, koşarak geldi. Sarılmak istedi. Oğlum küçük olduğu için, oda anne özlemiyle annesine sarıldı. Kokusunu özlediği oda annesine sarıldı. Kızım, annesine sağ el işaret parmağını yukarı kaldırarak, sakın gelme bana sarılma işareti yaptı. Sonra kardeşine yanımıza gelmesi için işaret yaptı. Kardeşi gelince:” O kadın bize önem verseydi, başka bir erkekle anlaşmazdı,” dedi ve annesine dönerek tükürdü. Bana dönerek:” Baba bize bu kadından kurtardığın için çok teşekkür ederim,”dedi. Ve kızıma sıkı sıkı sarıldım: “Kızım ben var olduğum müddetçe kimseye muhtaç etmem, hele böyle şıllıklara asla,”dedim.

       Benim suratıma bir süre bakamadı. Sonra af etmemiz için olacak yalvaran gözlerle bakmaya başladı. Geçmiş olsun, bu acınma rollerin benim için önemi yok. Çünkü ben suçsuzdum, çünkü ona çok özgürlük vermiştim.

       Mahkeme sırası bize geldi. Mahkeme salonuna girdik. Hakim dosyaya baktıktan sonra başını kaldırdı, bana baktı.

       Hakim bey:” Niçin boşanmak istiyorsunuz?” Diye sorduğunda.

       Ben:” Sizi başka bir erkekle aldatan birini, tekrar yatağınıza kabul edermisiniz?” Dedim ve sustum! 

      Gereği düşünüldü:” Bu çiftin boşanmasına, çocukların haftada bir, çocuklar isterlerse bir günün akşam üzerine değin annesinde kalacaklarına karar verilmiştir.” Dedi ve bir celsede boşandık. Onunla evli kaldığım sürece huzursuzdum. Bazı kişilerin bakışlarından tedirgin oluyordum. Bana kötü manada baktıklarını düşünüyordum. Boşanma kağıdını elime alınca öyle rahatladım ki sormayın gitsin? Şimdi hiç olmazsa başım dinç, sadece çocuklarıma düşünüyorum. 

       Şimdi okuması için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Çocuklarım okusunlar, büyüsünler, bazı gerçekleri görüp öğrensinler. Çocuklarıma hiçbir zaman annelerine karşı kötü söz söylemedim. Ona karşı kışkırtmadım. Büyüdüklerinde bazı olayların daha iyi farkına varacaklar. Çocuklarımın kalpleri tertemiz, onun içine kötülük, vicdansızlık girmesin.

       İnsanlar niçin evlenirler? Sıcacık bir yuvam olsun. Beni seven ve benim sevebileceğim biri olsun. Canımız kadar seveceğimiz çocuklarımız olsun. Başımıza sokacak , içinde mutlu günler geçireceğimiz bir evimiz olsun ister. Sağlık ve sıhhatli günler geçirmek istemez mi? Görücü usulü evlendik. Ben onu tanımam, o beni tanımaz. Aramızda sevgi sonra gelişir diye evlendik. Meğer onun çocukluktan sevdiği bir genç varmış. Bunu baştan söyle ki, olaylar buraya kadar ilerlemesin. 

       Çocuklarımın hatırına:” Bundan sonra ki hayatında mutluluklar dilerim. Kendine iyi bak!”

SON

     

 

 

Bu makale 140 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz