BAĞIMLILAR İÇİN NE YAPILIYOR?


BAĞIMLILAR İÇİN NE YAPILIYOR?

 

Bazı şeyler vardır, gözümüzün önündedir, sürekli olarak görürüz de görmezden geliriz. Onların varlığı bizi rahatsız eder, çünkü çok ciddi sorunlardır ve mutlaka çözülmesi gerekir, ama çözüm zor geldiği için sürekli olarak çözüm işini başkalarına bırakmayı tercih ederiz. Bu ihmal her geçen gün o sorunları daha da büyütür, çözümünü zorlaştırır ve zaman içinde çözümsüz hale getirir. Zamanında müdahale edilse küçük çabalarla çözülecek olan sorunlar dev bir yumak olarak karşımız çıkar.

Madde bağımlılarından söz ediyorum. Devletin bütün birimleri, gerek kolluk kuvvetleri, gerekse adli makamlar sanki böyle bir sorun yokmuş gibi, ya da bu sorun çok önemsizmiş gibi davranıyorlar. Adeta görmezden, duymazdan geliyorlar. Halbuki onlar görmeyince sorun çözülmüyor. Aksine, daha da palazlanıp köklenmiş olarak karşımıza çıkıyor.

***

Bu konuda mücadele veren sivil toplum örgütleri de var elbette. Onlardan birinin başkanıyla konuştum; duyduklarım beni dehşete düşürdü.

On beş yıl önce ilçemizde elli sekiz (58) adet bağımlı varmış. Şu anda o kişilerin hepsi de bu uyuşturucu işini meslek haline getirmişler. Bu durumda şu andaki bağımlı sayısını sizlerin hayal gücüne bırakıyorum.

Üstelik uyuşturucuya başlama yaşının da iyice düştüğü devletin resmi kayıtlarıyla ifade edilen bir gerçek.  Bu kadar vahim bir tablo karşısında konuyla ilgili yeterli  çalışmalar yapıldığını söyleyebilir miyiz? 

Zaman zaman birkaç torbacıyı yakalayıp mahkemeye sevk etmek bu işi çözmeye yeter mi?

***

Bu mücadelede iki önemli ayak vardır. Bunlardan birincisi uyuşturucu satışına engel olabilmektir. Bunun için de bu maddelerin sınırlarımızdan içeri girmemesi için elden gelen çaba harcanmalıdır. Uyuşturucu ticaretinin terör örgütlerine  finansman sağladığını, onların silah ve ekipman temininde kaynak oluşturduğunu da okuyoruz. Bazıları için de kolay yoldan,  terlemeden para kazanma yolu…

Mevcut bağımlıları tespit edip bu illetten kurtulmaları için tedavileri sağlanmalıdır. Burada da bir yetersizlik görülüyor. 

Efendim, bölgemizde bağımlıların yataklı tedavisi için toplam olarak sadece yetmiş(70) yatak varmış. Bunların da 28 tanesi Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde, kalanları da İzmir’de…

İzmir’dekilerin  yirmi altı(26) tanesi Katip Çelebi Üniversitesi, kalan yataklar  da Ege Üniversitesindeymiş. Yani Aydın,  Denizli gibi merkezlerde yatarak tedavi mümkün değil. Buralarda ayakta tedavi hizmeti  veren merkezler varmış.

Yataklı tedavi veren merkezlerden de randevu alıp gitmek mümkün değil. Eskiden randevu istenir, verilen gün ve saatte gidilirmiş. Şimdi ise sabahın en erken saatlerinde hastaneye gidilecek, eğer sıra alabilirse bekleyip muayene olunacak, aksi halde dönüp başka gün  tekrar denenecek.

Ege Bölgesinde sadece İzmir ve Manisa’da bu merkezler olduğuna göre çekilen çileyi siz düşünün.

***

Sevgili okuyucu, bağımlılıkla mücadele kolay bir iş değildir. Öyle grip aşısı gibi bir aşıyla bu işler olmuyor. Uzun ve sabırlı bir süreç gerekiyor. Bakınız, Sökelilerin yakından tanıdığı bir çocuğumuz defalarca Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine gönderilmesine rağmen olumlu bir sonuç alınamamıştı. Sonra Söke Belediyesi  de bu gencimize destek verdi. Tedavi sonrası kendisine iş  verildi ve bir ailenin yanında mutlu bir şekilde yaşamaya başlamıştı. Şimdi ne durumda bilmiyorum. Belediye yönetimi değiştikten sonra da kendisine aynı şefkat ve anlayış gösterildiyse iyileşme süreci daha da süratli bir şekilde gelişim göstermeye devam etmiştir.

***

Son söz;  bu işler koca bölgede yetmiş yatakla çözülecek işlerden değil. Bağımlıların tedavi ve rehabilitasyonu için özel merkezler açılmalı, buralarda kalış süresi uzatılıp tedavi yanında bazı temel beceriler kazandırma yollarına da gidilmelidir. Bu kişilerin istihdamı için imkanlar yaratılmalıdır. 

Kolluk kuvvetleri uyuşturucuyla sıkı bir mücadele gerçekleştirirken sınır güvenliği de sağlanıp bu işi meslek edinenler etkisiz hale getirilmelidir.

Söke’ye özel bir talebimiz, AMATEM’in ilimizde sadece Efeler ve Nazilli’de bulunan ayakta tedavi merkezlerinden bir tane de Söke’ye açılması.

Bu konularda çalışan sivil toplum öğütlerine de destek verilmelidir.

 

Bu makale 1165 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz