Cem GÜNAY - GELİŞMEMİŞ/GERİ


Konuk Yazar: Cem GÜNAY

e-mail: [email protected]

 

GELİŞMEMİŞ/GERİ

 

Günlük hayatımızdaki olmazsa olmazlardan kısaca bahsedelim: Televizyon izler, o esnada çalan cep telefonunuzla konuşursunuz. İş yerinizde bilgisayarınızda/laptopunuzda çalıştıktan sonra arabayla evinize gelir buzdolabnızda bulunan yemeği ısıtıp yersiniz.

Şimdi yukarıda saydığım aletleri/araçları sırasıyla detaylandıralım:

Televizyon 1923 yılında, İskoç mucit John Logie Baird tarafından İngiltere`nin Hastings kasabasında icat edilmiştir.

Telefon yine İskoç bilim insanı Alexander Graham Bell tarafından 1876 yılında, ilk cep telefonuda 1973’te Amerikalı Martin Cooper tarafından icat edilmiştir.

Bilgisayar`ın icadı ve gelişiminin ise çeşitli aşamaları vardır: İlk aşamada mekanik genel amaçlı bilgisayarı 1870 yılında İngiliz Charies Babbage bulmuştur. 1939’da Alman mühendis Konrad Zuse ve 1950li yıllarda İngiliz Alan Turing`in katkılarıylada Bilgasayar gelişimi bugünkü haline gelmiştir.

Ev tipi ilk buzdolabıda 1913 yılında ABD'nin Chicago kentinde üretilmiş, Fransız Nicolas Joseph Cugnot (1725 –1804) ilk otomobil sayılabilecek buharlı aracı tasarlamıştır. Benzinle çalışan ilk otomobili ise 1887 yılında Alman Gottlieb Daimler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Günlük hayatta olmazsa olmazlara ek yapalım; ilk motorlu uçak 1903 yılında Amerikalı  Orviller Wright ve Wilburg Wright adında iki kardeş tarafından, elektrik ampulüde 1879 senesinde yine Amerikalı Thomas Edison tarafından icat edilmiştir.

Deminden beri sıralamaya çalıştığımız bu icatların ortak noktasının aynı coğrafyalarda ortaya çıktığını öncelikle belitmemiz gerekmektedir. Afrikada, Güney Amerikada, Arap ülkelerinde değilde farklı zaman dilimlerinde olmasına rağmen ABD ve Avrupa`nın çeşitli ülkelerinde bu tip araç ve aletler ilk kez bulunmuş olması manidardır.

Ortaya çıkan bu durumun nedenlerini irdelemek gerekirse rahatlıkla şunları belirtmemiz gerekir ki; Özgür fikrin olduğu yerde insanlar denemekten korkmadıklarını, hata/yanlış yapsalar bile yine denemekten vazgeçmediklerini görürüz. Çünkü bu tür toplumlarda sahip oldukları  anlayışlarıyla bir aksaklık oluşsa bile afaroz edilmeyeceklerini bilirler. Söz sahibi olan yetkili insanlarda bu tür ortamlarda fikir özgürlüğünün uygunluğunu sağlamakla mükelleftirler.

Normal standarttaki bir insan sadece içinde var olan potansiyeli ortaya çıkartmalıdır. Afrika´dan Asya`ya, Antartika`dan Avrupa`ya kadar insan her yerde insan olmakla birlikte sadece söylenmesi gerekenleri korkmadan söylemeli, yapması gerekenleri çekinmeden yapmalıdır.

Yoksa yukarıda saymaya çalıştığımız icatların ortaya çıktığı coğrafyanın aynılığı bir tesadüf değildir. Yine aynı coğrafyada en kapsamlı kütüphanelerin olmasıyla beraber gece yarısı  bisikletleriyle rahatça gezebilen kadınların varlığının olduğu atmosferlerde bu tür yeniliklerin/icatların olmasınıda böylece daha iyi anlayabiliriz.

Evrensel düzeyde hukuk kurallarının geçerli olduğu yerlerde yanlış yapanlar gerekli ölçülerde zaten cezalandırılmaktadırlar. Bu tür kararları kişiler değil yasalar verir.

Burada üzerinde asıl durulması gereken Covid-19'a karşı geliştirdiği aşı ve çalışmalarla adından söz ettiren Uğur Şahin veya hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Aziz Sancar gibi bilim insanlarımızı kendi ülkemizde hizmet verir hale getirip bu tür değerlerin sayılılarını çoğaltmamız gerektiğini kavrayabilmemizdir.

 

Bu makale 266 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz