Cem Günay - ADADA


Cem Günay -

 

ADADA

 

Adada kenti Antalya-Isparta arasında, Isparta ili Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak köyü yakınlarındadır. Kovada golünün yakınlarında, Batı Toroslar dağını 1200 m. kadar yüksekliğindeki bu antik yer bugün bile ayakta kalmış yapılarıyla dikkati çeker.

Psidia bölgesinde bulunan Adada antik şehrinde mevcut kalıntılarına bakılarak MÖ. 5. yüzyıldan itibaren bir yerleşimin olduğu söylenebilir. Termessosta bulunan bir anlaşma metnini içeren yazıtta Adada ile Termessos kentlerinin ismi geçmektedir. Bu anlaşma metninde yayılmacı bir politika güden ve komşu şehir devletlerini bezdiren Selege kenti ve diğer ortak düşman saldırılarına karşı Adada ve Termessos kentlerinin birbirine yardımcı olma taahhütlerini içerir. Böylece Adada ismini bu anlaşma metni sayesinde ilk kez M.Ö 2. yüzyıldan itibaren duymaktayız.

Kent M.S. 2. yüzyıla tarihlenen tiyatro, tapınaklar, caddeler, agora ve diğer yapılarının kalıntılarına bakarak en gelişmiş çağını bu dönemde yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hıristiyanlık dönemindede Adada bir yardımcı Psikoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmüş, M.S 7. ve 8. yüzyıllarıdan itibaren kent terk edilmeye başlanmıştır.

İsim olarak Adada kesin olmamakla birlikte Anadolu`nun eski dili olan Luvice yada Psidce`den gelmektedir. Buna göre Ada (Uda = hisar-kale anlamında) wanda/anda sözcüklerinin birleşmesinden türemiş olabilir. M.S. 6. yüzyılda yaşamış Bizanslı tarihçi Hierokles kentten Odada olarak bahsetmektedir.

Adada kentini daha iyi tanıyabilmek için bazı yapı birimlerine kısaca bir göz atalım:

Agora: Genel olarak Agoralar bir kentin idari ve ticari merkezidir. Bugünkü karşılığıyla bir şehrin çarşısıdır. O dönemin insanı Agorada toplanıp günlük konuşmalarını, politik yorumlarını, dedikodularını, iş ve ticaretle ilgili diyaloglarını burada gerçekleştirirlerdi. Adada`da bulunan Agora ana kaya üzerine taş bloklar üzerine oturmuş olup yaklaşık 1500 m karelik alanı kaplar. Bu geniş alanın kuzeyinde çok katlı, güneyinde ise tek katlı ticari ve idari amçlı galeriler yer alır.

Agorada iri bir blok taş üzerinde bulunan kentin simgelerinden biri olan üçlü koşan bacak sembolü Triskele (tri = üç; skelos = bacak) kabartma olarak işlenmiştir. Bu sembol Adada`da bulunan sikkeler üzerindede görülmektedir. Bu Triskele simgesini ortada bir evrenin merkezi ve bunun etrafında sonsuza koşan üç adet bacak olarak yorumlayabiliriz. Böylelikle evrenin merkeziyle beraber sonsuz bir devinim ifade edilmiştir. İnsanoğlu antik dönemden itibaren evren, uzay, güneş, yıldızlar gibi kendileri için önem arz eden konularla ilgilenmiş ve bunlarla ilgili birtakım semboller ortaya koymuşlardır. Günümüzdeki gamalı haç simgesi Triskeleye oldukça benzemektedir.

Tapınaklar: Adada çok iyi korunmuş tapınak mimarisiylede dikkati çeker. Aphrodit, Zeus, Serapis gibi tanrılarla Roma İmparatoru olan ve bölgeyi ziyaret eden Traian adına inşa edilmiş tapınaklar mevcuttur. Genellikle M.S. 2. ve 3. yüzyıla tarihlenen ve tapınaklarda bulunmuş yazıttlardan buradaki tapınakların hangi tanrılara hangi aileler tarafından yaptırıldığını öğrenilmektedir. Özellikle “İmparatorlar Tapınağı” olarak adlandırılan yapı, duvarlardan saçaklık seviyesine kadar ayakta kalmıştır. Bu da tapınak mimarisini orjinal haliyle birebir görebilmemiz için önemlidir.

Tiyatro: 2004 yılındaki çalışmalardan oturma basamakları temizlenerek ortaya çıkarılmıştır. Tiyatro yapısının antik dönemde tamamlanamadığı ortaya çıkmıştır. Sahne binası ve orkestra kısmının yapımına hiç bir zaman başlanılmamıştır. Adada Tiyatrosu bugünkü haliyle 500 kişilik bir kapasiteye sahiptir. Burada mermer benzeri kireçtası bloklar kullanılmıştır.

Roma Çağı Yolu: Antik dönemde Adada`ya ulaşımı sağlayan antik yol kentin güneyindeki vadi içinde izlenebilmektedir. Bu yolun toplam uzunluğu 150 km kadar olup Psidia Antiokheia (Yalvaç)-Adada-Perge güzergahını kapsamaktadır. Hıristiyan dünyası için önemli bir figür olan Aziz Paulus`un bu yolu kullandığı iddia edilmektedir. 2 m genişliğindeki bu yolun Adada yakınlarındaki 600-700 m lik kısmı günümüze sağlam orjinal haliyle kalmıştır. Hemen Adada yakınlarında yer alan bu antik yol istikametinde bulunan Çandır Yazılı Kanyonu`nun yan kısmındaki kaya duvarlarında Roma ve Bizans dönemine ait yapı kalıntıları, sunaklar ve yazıtlar yer almaktadır.

Antik çağ insanı bu yol güzergahındaki kanyon geçişi sırasında çeşitli zorluklar yaşadığı için (örneğin su taşkınları) yolculuklarını başlarına bir felaket gelmeden sağ-salim tamamlıyabilmeleri için hemen kanyonun bulunduğu kayalık kısma bir çatı ile gösterilen niş (oyuk) yapmışlardır. Bu niş içine tanrı-tanrıça heykeli konularak ibadet edilip yolculuklarının sorunsuz geçmesi tanrısal güçler yardımıyla isteniyordu. Hemen bu nişin yakınında sunu çukurlarının olması bu düşünceyi desteklemektedir. Ayrıca bu nişin her iki tarafında farkli içerikte olan yazıtlarda mevcuttur. Bu yazıtlardan biri Tanrı-Apollon kültünden bahsederken diğer yazıtta ise filozof  Hierapolisli (Pamukkale) Epiktetos`un (50-138) Hür-İnsan şiiri yer almaktadır.

Bazilikal Planlı Kilise: M.S 5-6. yüzyıllarından itibaren Adada kenti hıristiyan etkilerine maruz kalarak psikoposluk merkezi haline gelmiştir. Agora`nın güneyinde yer alan, üç nefli (koridorlu), 16x11m boyutlarında, 1. ve 2. kat pencereleri korunmuş bu bazilikal planlı kilise hıristiyanlık dönem mimarisinin kenteki önemli bir örneğidir. Batı yönde giriş işlevli narteksle avlu işlevli atriumun ortasındaki sarnıç bugün bile rahatlıkla görülebilmektedir. Bu kilise yapısının içinde oturma sıraları mevcuttur. Bu oturma sıraları kiliseden önceki bir döneme ait olabilir. Belkide kentin ilk tiyatrosu buradaydı. Kilise yapıldıktan sonra bu oturma sıraları cemaatin toplanma yeri olarak kullanılmış olabilir.

 

Bu makale 719 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz