Cem Günay - BAKIŞ AÇISI


Konuk Yazar; Cem Günay

e-mail; [email protected]

 

BAKIŞ AÇISI

 

Çokta gerilere gitmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun dahil olduğu 1800’lü yıllarından itibaren yaşanan savaşlarla birçok insanımızı kaybetmek zorunda kalmışsızdır. 93 Harbi, Osmanlı-Yunan Savaşı, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı bunlardan sadece bazılarıdır.

Unutmamak gerekir ki ölümlerle gelen travmalar, Balkan topraklarının elden çıkması, zorunlu göçler, küçülen bir ülke, ekonomik zorluklarla gelen büyük bir yoksulluk maalesef bu dönemin çok sancılı geçmesine neden olmuştur.

Ne ilginçtir ki hala savaşların acısını ve yoksulluğunu yaşayan o dönemdeki genç Türkiye Cumhuriyeti daha 1930’lu yılların başında yeni kurulan Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde Hint Kültür ve Halk Bilimleri’nin akademik düzeyde ele alınmasını sağlamıştır. Bunun yanında yine aynı üniversitede Asuroloji, Hititoloji, Slav dilleri gibi bugün bile düşünüldüğünde insanı şaşırtan alanlarda bölümler açılmış ve öğrenime başlanmıştır. Böylece 1930 ların yoksul Türkiyesi ülkenin gelişebilmesinin en önemli şartı olarak toplumu bilgiyle aydınlatarak bilinçlendirmeyi ilke edindiğini ifade edebiliriz. Aynı düşüncenin yine bilimsel düzeyde konservatuardan şehir planlamacılığına, hukuktan arkeolojiye kadar etkin olduğunu belirtebiliriz.

Bu yazıyı kaleme alma nedeni de bir kitap kurcalarken tesadüfen Hindoloji uzmanı Walter Ruben ismine rastlanılmasındandır. Nazi Almanya’sından kaçıp Türkiye`den davet alan Walter Ruben ülkemizde Hindoloji alanındaki akademik çalışmalarını 1948 yılına kadar sürdürmüştür. Asıl burada belirtilmesi gereken konu fakir ve savaş yorgunu Türkiye`den Hindoloji alanının değerli bir akademisyenin davet alması ve o bilim insanının birikiminin genç Türkiye Cumhuriyeti`nde paylaşmasının sağlanması için çaba harcanmasıdır. Bu bakış açısının altında yatan etkenleri iyi bir şekilde irdelemek gerekmektedir.

Aynı şekilde Manyas Gölü ile ilgili başka bir kitap kurcalarken bu sefer Curt Kosswig ismine rastlıyorsunuz. Manyas Gölünün günümüzdeki haline gelmesinde büyük emekleri olan Kosswig 1937 – 1955 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde akademisyenlik yapan zoolog (hayvanbilmi) ve genetikçidir. Aynı sekilde Curt Kosswig´te Nazi Almanya`sından kaçarak Türkiye`den davet alıp yıllarca ülkemizde çalışmalar yapmıştır.

Sadece Hindoloji ve zooloji (hayvan bilmi) alanında bile o dönemdeki yoksul Türkiye`den davet almış iki akademisyenin ülkemize gelmesini zihniyet ve bakış açısı babında değerlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki çocuklarımızın daha bilgili ve bilinçli daha özgür daha mutlu olabilmesinin temel nedeni ülke olarak donanımlı insanları içimizde barındırıp onlardan faydalanan bir anlayışın hakim olmasını sağlamamızla alakalıdır.

 

Bu makale 282 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz