“Söke deprem ve heyelan riskiyle tehdit altında”

Geçtiğimiz Cumartesi günü yani 13 Ağustos sabahı saat 06,24’te Kuşadası Körfezi’nde meydana gelen 5 büyüklüğündeki deprem ile uyandık. Şiddetli fakat kısa süreli deprem ile b…

Geçtiğimiz Cumartesi günü yani 13 Ağustos sabahı saat 06,24’te Kuşadası Körfezi’nde meydana gelen 5 büyüklüğündeki deprem ile uyandık.

Şiddetli fakat kısa süreli deprem ile birlikte yeniden deprem bölgesinde yaşadığımızı hatırladık.

Hepinizin bildiği gibi deprem dendiğinde İstanbul ön plana çıkıyor. İstanbul’da meydana gelen küçük bir deprem bile gazete manşetlerinde üst sıralarda yerini alıyor. Oysa bölgemiz en az İstanbul kadar riskli bir bölge.

Söke 1. Derece Deprem Kuşağında yer almaktadır. Söke ve yöresinde yapılaşma Ovaya doğru yapılmıştır. Zeminin ortalama 20 – 40 metre altında su bulunan arazilere bina yapılması riskler içermektedir. Aydın’ın önemli bir bölümü, ovaya doğru yapılaşma nedeniyle yumuşak bir zemin üzerine inşa edilmiştir. Bunun yanında ilçemiz heyelan riskiyle de tehdit altındadır.

Eski Belediye Başkanı Necdet Özekmekçi’nin imzasıyla Söke Belediyesi internet sitesinde yer alan “Stratejik Plan” adlı yazının bir paragrafıyla başlayalım;

..“Ayrıca, Söke Kenti, jeolojik yönden çok yüksek riskler taşıyan bir alanda, aktif bir fay

hattının üzerinde kurulmuştur. Jeolojik yönden hem deprem riski hem de heyelan riski ile karşı karşıya olan bu alan üzerinde herhangi bir bilimsel etüt yapılmadan gelişen kentin şimdiden afete maruz alanlar yarattığı görülmektedir. 1955 yılında yaşanan Söke depremine rağmen kentin bu özelliği ve riskleri ön plana çıkartılmamıştır. Halen, kent içinde fay hattı üzerinde yapılaşmalar ile heyelana maruz bölgelerde yapılar mevcuttur.”

Yukarıdaki paragraf Söke’nin mevcut halinin durum tespitidir. Geçen yıllar içerisinde Söke’deki konut stoku belli bir miktar iyileştirme gösterse de Söke’de yapılacak köklü, hızlı ve büyük “Kentsel Dönüşüm” projelerine ihtiyaç vardır. Müteahhitlerin birer ikişer yenilediği binalarla yenilenme hızını yakalamamız bugün için pek mümkün görünmüyor.

İlçemizde Yenicami Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi, Çeltikçi Mahallesi, Fevzipaşa Mahallesi, Konak Mahallesi, Atatürk Mahallesi gibi mahalleler başta olmak üzere hemen her mahallede zemin etüt çalışmaları ve binaların yapı kalitelerinin kontrolü, geniş bir alanı kapsayacak şekilde ve gerekirse sil baştan yapılmalı, Kentsel Dönüşüm projeleri vatandaşların lehine ve mevcut hakları üst düzeyde korunarak hızla hayata geçirilmelidir.

Söke’de halen 40 - 50 yıldır “Yol geçecek” denilerek vatandaşın elini kolunu bağlayan yüzlerce konut mevcut.

Yapılacak büyük ölçekli ve sağlıklı projeler ile bu problemler de hızla ortadan kalkacak, vatandaş da depreme dayanıklı, alt ve üstyapı problemi olmayan konutlarına kavuşmuş olacaktır.

Deprem gerçeğine dönecek olursak;

Depremle ilgili bilinen en eski kaynaklardan biri M.Ö. 5 tarihli 8 şiddetindeki İstanköy-Rodos depremi. Bölgemizi ilgilendiren yakın depremlere örnek olarak M.S. 11 tarihli X şiddetindeki Girit depremini, ve değişik tarihlerdeki ve değişik büyüklüklerdeki Girit depremlerini örnek gösterebiliriz.

Balat depremi ise bizim için çok yakın geçmişte meydana gelen bir deprem. Bugün o depremin üzerinden 67 yıl geçti. O güne ait bilgilere şöyle bir bakarsak;

“16 Temmuz 1955 günü saat 07:07’de (GMT) Büyük Menderes nehri deltası üzerinde, Söke'nin güneybatısında Ms=6.8 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem olmuştur. Deprem, özellikle Balat ovasında ve Samos (Sisam) adasında oldukça büyük hasar yapmıştır. Deprem, Balat’da 300 evin yıkılmasına neden olmuştur. Deprem, İzmir, Manisa, Uşak, Denizli, Aydın ve Muğla’da hissedilmiştir. Depremin dış-merkez koordinatları, 37.9 K – 27.1 D (BCIS) ve 37.5 K – 27.00 D (USGS) olarak saptanmıştır. Deprem dış-merkezi, Ege Denizi içerisinde yer almaktadır. Depremin odak derinliği ise 21 km olarak hesaplanmıştır.

Ana şoktan sonra 28 Ağustos 1955 tarihine kadar yer yer şiddetli artçı depremler olmaya devam etmiştir. Deprem dış-merkezinde, en büyük şiddet MSK=VIII olarak belirlenmiştir (Galanopoulos 1956, Öcal 1958a, Ergin vd. 1967, Shebalin ve Karnik 1974, Ambraseys 1988).

Öcal (1958a), şiddet dağılışı konusunda şu bilgileri vermektedir: Samos adasında Agothonnissi’de VIII- IX; Chora’da VIII; Kontika, Goumeika, Neon Kalovasi, Leka Kokkari, Pagondas’da VII-VIII; Palaeokastron, Spatharaea, Tiganionvemytilione’de VII; Karlovassi, Vathy, Marathokampos’da VI; Balat’ta VIII; Kuşadası ve Koçarlı’da VI; Ödemiş, Çine ve Bozdoğan’da V şiddetinde etkiler gözlenmiştir. Deprem Bayındır, Muğla ve Gördes’e kadar algılanmıştır. Depremin episantırı Ege Denizindedir.

Ataburgaz köyünde Sıfat adı verilen bir memba tamamen kaybolmuş, Sazlı ve Bağarası köylerinde, zeminde yer yer çatlaklar meydana gelmiştir. Germencik yakınında bir çiftlikte su fışkırmıştır. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Balat köyünde 300 den fazla ev ve köy camisi yıkılmış, 2 kişi yaşamını yitirmiş 21 kişiden haber alınamamıştır. Gediz ve Büyük Menderes nehirlerinde taşmalar meydana gelmiştir. Eski gar binası kısmen yıkılmış, Kız Enstitüsü binasında yer yer çatlaklar oluşmuştur. Deprem İzmir’de de şiddetli hissedilmiş, başta vilayet konağı olmak üzere birçok yapının duvarları çatlamış, birkaç cami minaresi hasar görmüştür.” (1)

Gördüğünüz gibi o günkü bina ve insan yoğunluğunun düşük olmasına rağmen bu depremde, 300’den fazla ev yıkılmıştır. Bugünkü nüfus ve bina yoğunluğumuz yüzlerce kat fazla. Tabi ki risk oranı da buna paralel olarak artıyor.

Söke’nin içinden geçen fay hatlarına, Davutlar’dan geçen fay hatlarını ve yakın komşularımızın deprem risklerini de eklersek, bölgemizin risk haritası gözümüzde canlanabilir.

İlçemizdeki Hükümet binası başta olmak üzere, resmi ve özel tüm binalarda gerekli önlemleri almak, depreme hazır bir kent haline gelmek için kamu ve özel iştiraklerin tüm gücünün ortaya konması kaçınılmazdır. Gerekirse yeni yaşam alanlarına, yeni yerleşim birimlerine bugünden yatırım yapılmalıdır.

Bunun yanında “Toplanma Alanları” daha çok göz önüne çıkarılmalı, gerekirse o mahallede yaşayan insanlar Toplanma Alanları ve deprem anında yapmaları gerekenler açısından kısa aralıklarla bilgilendirilmelidir. Şehrimizde yapılacak bilgilendirme toplantıları, o toplantılarda elde edilecek kazanımlar deprem anında tüm şehre katkı sağlayacaktır.

Kamu kurum ve kuruluşları kendi üzerlerine düşeni yaparken, bizler de vatandaşlar olarak oturduğumuz ya da çalıştığımız işyerlerinin depreme ne ölçüde dayanıklı olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Depremde yaşabileceklerimize karşı evimizde ve işyerimizde önlemler almalıyız. Sadece resmi kurum ve kuruluşların önlem alması yetmez, vatandaşlık bilinciyle herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Yeni ev satın alırken, binamızın deprem yönetmeliğine uygun inşa edilip edilmediğine, zemininin sağlamlığına, en az binanın dış görünüşüne önem verdiğimiz kadar önem vermeliyiz.

Deprem bölgemizin gerçeği ve unutmayın ki, insanları deprem değil, kalitesiz ve çürük binalar öldürüyor.

Depreme hazır olmak sadece binamızın sağlamlığı ile ilgili bir durum da değil. Deprem anında nasıl davranacağımı bilmek, paniğe kapılmadan, soğukkanlı hareket edebilmek de bir o kadar önemli. Evimizde ve arabamızda bulunduracağımız birer deprem çantasının yanında, deprem olduğunda evde yaşayanların nerede toplanması gerektiği de önceden planlamamız gerekenlerden. Deprem anında evdeki eşyalarımızın da tehlike oluşturduğunu bilerek, ağır eşyalarımızı, televizyon ve dolaplarımızı sabitlemek olası kazaların önüne geçecektir.

1. derece deprem kuşağında olduğumuzu ve her an deprem olabileceğini unutmadan hazırlıklarımızı yapmalıyız. Bu konuda duyarlı olanların internet üzerinden erişebilecekleri birçok kaynak mevcut. Bunlardan birini buraya ekliyorum. Burada özellikle Çocuklar için Deprem ve Tsunami El Kitabı’nı okuyunuz. Onun da doğrudan linki burada:

https://ahlab.boun.edu.tr/sites/aheb.boun.edu.tr/files/uploaded/cocuklar_icin_deprem_ve_tsunami_kitap_compressed.pdf

https://ahlab.boun.edu.tr

Siz de hem deprem öncesi, hem deprem sonra yapacaklarınızı, deprem çantasının içeriğini, evde nasıl bir alan belirlememiz gerektiğini uzmanların tavsiyelerinden öğrenebilir, çocuklarımıza da öğretebiliriz.

Kaynaklar : (1)

https://deprem.afad.gov.tr/tarihteBuAy?id=28

Eyidoğan, H., Güçlü, U., Utku Z., ve Değirmenci E., 1991. Türkiye Büyük Depremleri Makro-Sismik Rehberi(1900-1988),İstanbul Teknik Üniversitesi, Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü, İstanbul

Demirtaş, R., Türkiye Diri Fayları ve Deprem Etkinlikleri Paleosismolojik Çalışmalar ve Gelecek Deprem Potansiyelleri , Ankara (Yayımlanmamış)

#

17 Ağu 2022 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.