ATATÜRK'Ü SAYGIYLA ANIYORUZ…

ATATÜRK’Ü SAYGIYLA ANIYORUZ…

Ulu Önder Atatürk’ü ölümünün 83. yılında bir kere daha saygıyla anacağız… Çünkü Atatürk, ulusumuzun ölmezleri arasına girmiştir.

Ölümsüz olmak insanların içinnde çvar olan bir duygudur. Ancak Yüce Yaradan Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur;

“Her nefis ölümü tadacaktır.”

Yani insanlar ister zengin olsun, ister fakir ve alim olsun ölümden kaçması mümkün deildir. Ölümü tadan ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, bedren olarak ölmüş olsa bile ruhen Türk milletinin kalbinde yaşamaktadır. Bu yüzden ölümsüzleşmiştir.

Türk tarihinde dünya var olduğundan beri ölümsüzleşen bir çok Türk büyüğü vardır. Onların son temsilcisi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Büyük Önder, 10 Kasım 1938’de Hakkın rahmetine kavuştuğu günden günümüze kadar eğer minarelerimizde ezanlar okunuyorsa ve insanlar özgür şekilde yaşayabiliyorsa bunu bize sağlayan Büyük Önder’e şükran duymalıyız. bu nedenle Atatürk, milletin kalbinde ölümsüzleşmiştir.

Çünkü Mevlana Celaleddin Rumi’ye göre ruhlar ölmez sadece bedenler ölür.

Onun için son asrın Türk büyüğü olan Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumu için ölümsüzleşmiştir.

82 yıldır, her 10 Kasım’da inanç ve saygıyla onu anmamızın nedeni bu.

Atatürk’ü ölümsüz kılan duygudur. Çünkü onun için hissettiğimiz duygu, bu milletin içinde ilel ebet yansıyacaktır. Kurduğu ve Türk gençliğine emanet ettiği Cumhuriyet, ilelebet sonsuza dek yaşayacaktır.

Yaşadığımız dönemde Mustafa Kemal Atatürk’e karşı çıkanlar olsa bile ölümsüzleşen Atatürk. bu milletin kalbinde hep var olacaktır. Bize gösterdiği yolda, ilke ve devrimlerinin yılmaz ve yıkılmaz muhafızı olacağız. Bu yoldan çıkmayı düşünenler asla başarılı olamayacaklardır.

Mesleğimizin kuralları içinde gazeteciliği “Basın ahlak yasaları” çerçevesinde Atatürk’e layık olmaya çalışacağız. Günümüzde Mustafa Kemal Atatürk’ün 83. ölüm yıldönümünde kimin nasıl andığını, kimin içinin kardığını, nasıl dışa vurduğunu gördük. Mustafa Kemal’in 1923’de kaleme aldığı yazıyı soluklanıp okuyalım!

“3 buçuk sene evveline kadar berhayat olan Osmanlı hükümdarı aynı şeyi yapmışlar, hudhalardan (aldatmaca - düzen) istifade etmişlerdir. Osmanlı tarihinde bu hususta uzun misaller iradine lüzum yok. Son Osmanlı hükümdarı, Vahdettin harekatı gözümüzün önündedir. Onun emriyledir ki bile bile ölüme götürülen milleti kurtarmak isteyenler asi ilan edildi. Onun emriyle millet ve vatan kurtarmak için kan döken aziz ordumuzun bagiler (yoldan sapmışlar) sürüsü olduğuna dair fetvalar veren ulema kıyafetli kimseler çıktı. Onlar bu fetvaları Yunan teyyareleriyle ordumuz için atmışlardır. İşte bu noktada suali soran arkadaşlarımıza yerden göğe kadar hak veririm. Ulema içinde böyle hainleri himayesinin (kötü) hareketlerini şer tatbik din kisvesi ve şeriat sözleriyle milleti izlel ve iğgal eden (kandıran ve gaflete düşüren) alimlerin “Onlar için bu tabiri kullanmak istemem.” Böyle şerre alet vasıtayı siyaset, menfaat vasıtası istibdat yapıldı.

Bu hal Osmanlı tarihinde böyle idi. Abbasiler, Emeviler zamanında da böyleydi. Fakat Şura-ı enzar-ı tefekkürümüze arzederim ki böyle adi ve sefil hilelerle hükümdarlık yapan halifeler ve onlara dini alet yapmaya tenezzül eden sahte ve imansız alimler tarihte daima rezil olmuşlar terzil edilmişler ve daima cezalarını görmüşlerdir. Hülefayı Abbasiye’nin biliyorsunuz ki bir Türk tarafından parçalanmıştı. Dini kendi ihtiraslarına alet yapan hükümdarlar ve onlara dalalet eden hoca namlı hainler hep bu akibete dücar olmuşlardır. Böyle yapan hülefa ve ülemanın arzularını muvaffak olamadıklarını tarih bize layetenahi (sonsuz) misallerle izah ve ispat etmektedir. Artık bu milletin ne böyle hükümdarları ne öyle alimleri görmeye tahammülü ve imkanı yoktur.Artık kimse öyle hoca kıyafetli sahte alimlerin tezvirine (yalanına) ehemmiyet verecek değildir.

En cahil olanlar bile o gibi adamların mahiyetlerini pekala anlamaktadır. Fakat bu hususta bir ehemmiyet olmadığımız için bu intibahı, bu teyakkuzu, onlara karşı bu nefreti halası hakiki kurtuluş anına kadar bütün kuvvetiyle hatta mütezayid (artan,fazla) azimle muhafaza ve idame etmeliyiz. Eğer onlara karşı benim şahsımdan bir şey anlamak isterseniz, derim ki, ben şahsen onların düşmanıyım onların menfaati istikamette atacakları bir halve (adım) yalnız benim şahsi inancıma değil, yalnız benim gayeme değil, o adım, benim milletimin hayatıyla alakalıdır, o adım milletimin hayatına karşı bir kasıt, o adım milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir.Benim ve benimle hemfikir arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir…”

Kaynak; (Atatürkçülük - Atatürk’ün görmüş ve direktifleri, 1. kitab. Ankara 1983… Sayfa 278-280)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kerim Yalçınkaya - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.