Anadolu'm…

Muzaffer İşlekel -

Anadolu’m…

Anadolu’m, Yurdum, Vatanım seni nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Sehven yanlış bir kelimenin bile, seni ve bize emanet eden Atalarımızı üzecek diye korkuyorum.

Asırlarca baktığımız, beslediğimiz içimizdeki ve düşmanlar seni elimizden alıp sahiplenmeye kalktılar.

Çanakkale’de bütün güçleri ile üzerimize çullandılar.

Onlar teknolojinin verdiği güç ile üzerimize saldırırken biz ise canımızla etten duvar örüp 250 bin şehit vererek seni teslim etmediğimiz gibi hayallerini perişan ettik.

Fakat taraf olduğumuz için savaşta değil masa başında mağlup sayıldık.

Anadolu’m küçük bir parçanı güya bize bıraktılar diğer yerlerimizi aç köpekler gibi kendi aralarında anlaşarak işgal ettiler. Düşünemediler et tırnaktan ayrılır mı?

Düne kadar efendisi olduğumuz şımarık çocuk Yunanistan ağzını sulandıra sulandıra Ege’yi işgal etme çabasına düştü.

Fakat nasıl bir bataklığa ve hayal alemine düştüğünü hesap edemedi. Kesilen sakalın daha gür çıkacağını unuttu.

Bütün dünya devletlerinin örnek adam diye değerlendirdikleri Atatürk, arkadaşları ve Türk halkı ‘Vatan namustur’ sloganıyla geldikleri gibi hepsini Ege Denizi’ne döktüler. Hafızalarında iz bıraktılar.

İmkansızlıklar içerisinde tarımda, sanayide büyük hamleler yaptık.

Vatanım,

Sende bereketli topraklarınca bizleri besledin, gürül gürül akan nehirlerinle tarlalarımızı suladın, pırıl pırıl göllerinle hayallerimizi gerçekleştirdin.

Erzurum’dan Adana’ya kadar sincabın yere basmadan gittiği oksijen deposu ormanları verdin.

Anadolu’m senden bir karış isteyenin karşısına kükremiş bir aslan gibi çıktık ama Büyük Menderes, Küçük Menderes, Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak gibi balık hazinesi olan bu nehirlerimizi berbat ettik. Göllerimizin bilinçsiz sulama yüzünden eski güzelliklerini kaybettirdik. Kimisi küçüldü, kimisi tarla haline döndü.

Yaşamımızın ana teması olan ormanlarımızı yaktığımız gibi ne getirdi ne götürdü hesabı yapmadan kestik. Hala kesiyoruz ağaç yetiştirmek kolay mı?

Dikte görelim,

Lafla peynir gemisi yürümüyor. Yeraltı suları derinlere kaçtı. Eskiden 2-3 metreden su çıkan yerler şimdi 100-150 metreye indi hala israfa devam tedbirin ölçeği nedir bilmiyoruz.

Yollarda bazı mekanların önlerinde şarıl şarıl akan artezyen sularını görüyoruz. Bu umursamazlık nereden geliyor? Ülkemiz de dahil buzullarda eriyor. Bize emanet olarak bırakılan Anadolu’muzu torunlarımıza nasıl bırakacağız?

Lütfen vicdan muhasebesini, ülkemiz için daha ciddi metotları uygulayalım.

Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer İşlekel - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.