MUZAFFER İŞLEKEL - (ADINI SEN KOY….)

MUZAFFER İŞLEKEL - (ADINI SEN KOY….)

Dünyamızda insanlar yaratıldığı günden beri, üstünlük gösterme, hor görme, haksız mal, mülk edinme, hükmetme ve kendi egosunun esiri olmuştur.

Kendisine karşı çıkanlara, kuvvetli olduğu müddetçe bile bile yaptığı haraketin yanlışlığı, baskısı altında şeytani duygularını hep ön planda tutmuştur.

İşte bu düşünce, tarihin her sayfasında haraketli olup kötü izler bırakmıştır.

***

Yaşamlarını adaletli, huzurlu geçirmek isteyen insanları, hile, güç, şeytani duygularla bu insanları yönetmek ve kullanmak isteyen gözü dönmüşler. Bu hakkı bir mal gibi alıp satmış, esir pazarı kurmuş vatanlarından zorla alınarak başka yerlere götürülmüş yaşam haklarını ellerinden alıp günleri zehir etmişlerdir. bu hırs ve kötü kalpli insanlar yaptıkları haraketin normalmiş gibi davranıp ar damarlarının çatladığının farkında bile olmamışlardır.

***

İstisnalar hariç.

Şeytani duygular deyince aklıma geldi.

Yüce Allah, Şeytan’a diyor ki; “Adem’e biat et…”

Şeytan; “Ben ateşten yaratıldım, Adem balçıktan. Ben ondan üstünüm, biat etmem…” diyor.

…Ve Şeytan cennetten kovuluyor.

Yüce Allah diyor ki;

“Ey Adem oğulları Şeytan’a kanmayın. O size düşmandır…” diye öğüt vermedi mi?

Hazreti Peygamberimiz, Müslümanlığı yayma ve öğretme gayreti içerisindeyken kureyş kabilesinene içerisinde sözü geçen, kendini güçlü hisseden Ebu Süfyan, Müslüman olanlara yaptığı eziyet ve cefayı az görerek silahlı adamlarıyla Hz. Peygambere savaş açıyor. Ebu Süfyan’ın hanımı özel görev verdiği bir zenci vatandaşa o savaşta bulunan Hz. Peygamber’in Amcası Hz. Hamzayı bir mızrakla şehit ettiriyor ve bu kadın Hz. Hamza’nın ciğerini yiyor….

İşte lider olmak isteyen Ebu Süfyan ve Hanımı?

Sonradan bu Ebu Süfyan, Müslüman oluyor… Kan çeker, derler ya oğlu olan Muaviye de Müslüman oluyor.

Şeytanla arkadaşlık var ya, Muaviye Müslümanların başı olmak için Hz. Ali ile Sıffin’de karşı karşı savaşıyorlar. Savaş Hz. Ali’nin lehine dönmek üzerineyken Muaviye ön saflarındaki askerlerinin mızraklarını ucuna kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim asıyor.

Kimin aklına gelir?

Şeytan yine Muaviye’ye yol gösterir.

Hz. Ali bu durumu görünce askerlerine durun, diyor.

Bir heyet belirliyorlar;

Heyet, Muaviye’yi halife seçiyor.

Bitmedi… “Sizleri sabıra davet ediyorum..?”

Küfe’liler;

Peygamberimizin torunu, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’e “Halifelik senin hakkın” diyerek elçiler gönderip yalvarıyorlar. Bizi bu zalimden kurtar… Küfe”deki halk sizi bekliyor, demeleri üzerine hiç bir ard niyet beklemeden; Hz. Hüseyin aile efratını ve yakınlarını alıp, Küfe yolculuğuna çıkıyor.

Kerbela denen bölgede mola veriyorlar. Bir de bakıyorlar ki küfe Valisi olan Muaviye’nin oğlu Yezit kafilenin etrafını askerleriyle sarmış. Su kuyuları tutulmuş, korkunç bir katliam bütün kafileyi ve Hz. Hüseyin’i şehit ediyorlar.

Saltanat için kim bunu yapar?

Ebu Süfyan’ın torunu, Muaviye’nin oğlu, Şeytan’ın arkadaşı Yezit…

***

Yıl 1402…

Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt güçlü, kuvvetli, ülkesinin varlığı için yapamayacağı hiç bir engel yok. Sarayda oturan padişahlardan değil.

Timur’un Asya’dan çılgın ordularıyla gelip Anadolu’yu istila etmesine asla kabul etmesi mümkün değil 1402 yılında Ankara’da karşılaşıyorlar. Durum Beyazıt’ın lehine dönerken nankörlüğün en iyi örneklerini Anadolu Beylikleri saltanatları için Timur’un tarafına geçiyorlar ve neticede Beyazıt, yeniliyor.

***

Yıl 1453…

Fatih Sultan mehmet, Bizanzs İmparatorluğuna Almayı kafasına koymuş planlarıyla zafere ulaşmak istiyor. Kuşatma biraz uzun sürünce, Papa’dan bile teklifler yapılıyor. Hatta bazı Paşalar bile gelen teklifleri değerlendirelim, deyince

Fatih Sultan Mehmet;

Paşa Paşa, sen Osmanlısın… Yoksa kefereden yanasın, diye bağırıyor, onları da sonra cezalandırıyor.

Osmanlı’nın varlığına en büyük hizmeti yapanlar Akıncılar, sonra da Yeniçerilerdir.

Gel zaman, git zaman Yeniçeri Ocağı dejenere olmuş “İstemeyzuk” sloganlarıyla ağalarının kararları düzeyinde haraket edip huzursuzluk yaratmaya başlamış, bu hareketliliğin verdiği rahatsızlıklar dolayısıyla II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, fakat Yeniçerilerin isyanı kolay önlenememiş, bir çok masum insanın ölümüne sebep olmuştur.

Padişah Abdülhamit, ülkede demiryolu ağının çoğalmasını çok arzu etmektedir. Tabi yaranmak için çok karşı gelenler, padişahım demiryolu sarayın yakınından geçiyor, deyince. Bakın Abdülhamit ne diyor;

“Paşa Paşa… Demiryolu isterse haremimden geçsin. Yapmamız lazım…” diyor.

***

Çanakkale savaşları, bütün hızıyla devam ediyor.Düşmanı perişan eden 57. Alay ve Mustafa Kemal’i Alman Komutan hayretler içerisinde tebrik ediyor. maalesef İstanbul gazetelerinin resimlerle bu haberi vermek istiyorlar. Müsaade edilmiyor. Olayın bir kişiyle atıflanması topyekün mücadeleyle olduğunu gerekçesiyle sansür konuluyor.

Dana ötesi;

Harbiye Nazırı Enver Paşa Çanakkale’ye birlikleri ziyarete geliyor. Paşam, kardeşim dediği, okul arkadaşı Mustafa Kemal’in ordusuna ziyaret etmiyor.

Padişah değil, yetkili Paşalar ülkeyi terk ettiler. Ama Mustafa Kemal ülkesinde kaldı. Arkadaşlarıyla Anadolu’ya geçti. Halktan aldığı sevgi ve güven onun en büyük gücüydü.

Kurtuluş Savaşı devam ediyor, Mustafa Kemal’in başkomutanlık yapma süresi doluyor, Meclisten uzatma kararı bir türlü şeytani duygular taşıyan bazı kesimler tarafından verilmemesi için çalışma yapıyorlar.

Mecliste kürsüye çıkan Mustafa Kemal Başkomutanlık iki gündür belirsizlikte, Başkomutanlığımın sona erdiğini hükümete bildirdim. Fakat telafisi olmayan bir felakete meydan vermemek için.

Düşman karşısındaki ordumuzu başsız bırakılmazdı. bunun için bırakmadım, bırakmam ve bırakmayacağım.

Mecliste korkunç bir alkış, sanki Atatürk Mecliste yokken kararı onlar almamış gibi bir coşku gösterisi. (Kaynak: NUTUK)

Cumhuriyetimizin ilanından evvel yine aynı çatlak sesler, fakat muaffak olamıyorlar. Yalnız Şeytani duygularının tohumları hep içlerinde saklı kalmıştır.

Mecliste seçim kanunu çalışmaları başlıyor. Komisyonlar kuruluyor. konuları madde madde hazırlıyorlar. Maddenin bir tanesi şöyle ifade ediliyor; “Bugün Misak-ı Milli sınırları içerisinde doğmayanlar meclise giremez…”

Atatürk’e haber veriyorlar.

Komisyona gidiyor doğumunun Selanik olduğunu, bur şehirde değil 5 yıl bir yıl dahi oturmadığını nazikçe anlatıyor ve yanlış yoldasınız, deyince komisyondakiler hemen çark edip bizi öyle kötü düşünmedik yanlış anlama var, diyerek özürleriyle maddeyi değiştirdiler.

***

Sayın okuyucular biraz uzun bir yazı oldu. Bilge değilim, yorumcu değilim, bir vatandaş olarak bildiğimiz olayları sizlerle paylaşmak istedim.

(ADINI SEN KOY….)

Fakat yazının başlığını bulamadım eğer sizler bulursanız 3 kişiye birer adet duvar saati hediye edeceğim.

Saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer İşlekel - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.