YENİ BİR KİTAP ALDIM…

YENİ BİR KİTAP ALDIM…

“Kendine bir iyilik yap”

Kitap, dergi, gazete okumayı çok seviyorum…O kadar güzel fikirler ve yorumlar var ki, insanı rahatlatıyor. Ufkunu açıyor, bilgi sahibi yapıyor.

İlk gazete okumaya1949 yılında Milliyet ile başladım.Ondan başka ağabeyimin aldığı Şevket Rado’nun Hayatı Dergisi, Hafta Sonu Dergisi, Radyo Dergisi ve Yusuf Ziya Ortaç’ın çıkardığı Akbaba Dergisi’ni…

Hep can yoldaşım oldu, espirili fıkraların yanında Semih Balcıoğlu’nun karikatürleri ayrı bir ders konusuydu bizler için.

Branşı olan bir konuda yorumlar yapan şahıslar ve bilim insanlarının ciddi ve inandırıcı, belge niteliğinde bilgilerinden hep istifade ettim…

Topluma fayda sağlamayan, magazin kökenli asparagas haber ve yazıları okumaya vaktimi hiç harcamadım.

Mazimiz, dediğimiz olumlu ve olumsuz günlerimizi anarken hep iyi tarafını anlatır toplumumuza ve insanlara yapılan asla onay vermediğim haraketleri unutmaya ve üzerinde durmamaya gayret gösterdim.

Bu yapıdaki insanlardan uzak durmanın, topluma faydası olacağına inanıyorum.

Mazimiz dediğimiz olumsuz günleri unutmak gerek.

Unutmaktan ziyade kin havuzu içerisinde tutup, muhafaza etme cahilliğini gösterirsek, bir öfke, bir gaflet içine düştüğümüz an, fiziksel ve fevri bir davranışımızda bu kinin getireceği olumsuzluk hayatımızı zehir edebilir…

Sükut (söz söylememe, konuşmama, susma) ve sabır ölçüleri içerisinde kalırsak yaşamın güzelliğini kaybetmeyiz.

***

Kitap okumayı seviyorum, demiştim ya yeni bir kitap aldım.

Zekeriya Elifoğlu adlı yazarın “Kendine bir iyilik yap” adlı kitabı..

Kitap satıcısı değilim, iyi bir okuyucuyum.

Bu kitabı okuduktan sonra, yazarın anlattıklarını paragrafları kısıtlamadan sizlerle paylaşmak istedim…

LÜTFEN OKUYUNUZ;

“Her harika gülüş derin bir acının mirasıdır”

Güzellikleri, iyilikleri hep bir kenara bıraktık; acılarla, üzüntülerle dolduruyoruz yüreğimizdeki resimleri.

Hep siyah ve gri renkler kullanıyoruz.

Güzel düşünmek güzel yaşamak için kendimizi ve sınırlarımızı zorlamamız gerektiğini bir türlü anlayamıyoruz.

Güzellikleri ve iyilikleri hiçbir çaba ve gayret göstermeden ayağımıza kadar zahmetsiz gelecek sanıyoruz. Oysa kocaman bir yanılgı içindeyiz.

İyi yaşamak ve mutlu olmak sadece zenginlikle açıklanacak kavramlar değil.

İyi ve mutlu yaşamak hangi şartta ve durumda olunursa olunsun, o ânın tadına varmaktır.

Unutmayın ki tek hayatımız ve bomboş bir tuvalimiz var.

Kimse orayı karalayıp huzurunuzu bozmadan, alın elinize boyanızı ve fırçanızı en mutlu renkleri sürmeye başlayın.

Hep güzel düşün bu hayatta.

Hep iyi olan ne varsa onu yap ve onu iste Allah’tan da.

Çünkü niyetler dilek olur, dilekler sebep olur, sebepler dua olur ve dualar kabul olur; unutma.

En harika insan sen olursun, gerçekten seversen.

Gül bahçesine döner yüreğindeki her köşe, iyilik edersen.

Islanabildiğin kadar ıslan yağmurda, güneşe dokunmak için uzat kollarını.

****

Yıllardır mesleğim gereği bireysel hayatını kurmak için yolun başında olan gençlerden tutun da velilere, eğitimcilere uzanan çizgide pek çok kişiyle temasım oldu. Gördüğüm tablo şu ki küçük şeyleri beceremeden hep büyük işlere talip olduk.Büyük işlerin altında ezildik, büzüldük. Bizim dışımızda bizim için gelişen olaylara yabancı kaldık.

Çok çabuk unutup, geçmişin engin tecrübelerinden faydalanamadık. Ama birileri bizlerin bu zaafından çok güzel faydalandılar.

Kasıtlı, yanlı, yönlendirmeli ve ihanet kokan yayınları, dizileri, filmleri, kitapları, haberleri fesat süzgeçinden geçirerek değerlendirmedik. Hep şikayet ettik. Hiç çözüm üretmedik.

Yıllar ilerledikçe herkesi kendim gibi görüp ezdim yüreğimi, hep başkaları için fedakarlık yapıp ihmal ettim kendimi. Feda ettim ömrümü ama olmadı.

Sonra anladım ki insanlar zahmetsizce elde ittiklerine karşı tam nankör kedi sırlarımı ve duygularımı açtığım kim varsa gün geldi önce dostluk adına sakladım.Sonra da açık artırmaya çıkardı beni.

Şimdi herkese ederi kadar değer veriyorum. Geçirdiğim yıllara yanıyorum.

İnsanları çantada keklik görüp ihmal edenlere de acıyorum.

Hayat, yüreği güzel insana neşe ve mutluluk veren ve bizi yormayan dostlara daha güzel. Bunu artık daha iyi anlıyorum.

Kendimi öyle sorumluluğun altına ittim ki, etrafımdaki herkesin dertlerini sırtıma aldım. Peki eline ne geçti? Kocaman bir hiç.

Şimdi kendimi sevdiklerime ve beni sevenler için yaşamaya başladım. Çok mutluyum.

Beni hayatının dolgu malzemesi olarak kullananlara ve görenleri, bir daha hatırlatmak üzere defterimden sildim. Yoksa bunlara bir şans daha vermeye kalkarsanız; Gövdesindeki kurdun kendisini yemeye engel olamayan bir ağaç gibi bir zaman sonra devrilir gidersiniz.

Kalbimi kırdıktan sonra söylenen sözlerin ne anlamı var?

İçim yangın yerine döndükten sonra gülen yüzlerin ne anlamı var?

Hayatımı zindana çevirdikten sonra yaşanan gündüzlerin ne anlamı var.

Ruhum karakışta donduktan sonra gelecek yazların ne anlamı var.

Yazar

Zekeriye Elifoğlu

***

Sayın kardeşim çok teşekkür ederim. İnsan hayatının yaşamında gelişen olayları çok güzel kaleme almışsın. Tebrik ederim.

Sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer İşlekel - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.