Beyaz Kelebek-1

       Doktor gerekli müdahalesini yaptıktan sonra sordu: “Ne oldu size?”

         Hasta: ” Kız arkadaşımla yan yan oturuyorduk, sonrasını hatırlamıyorum!” dedi, doktorun yüzüne saf saf bakıyordu.

         Doktor: ”Benim teşhisim bu; ne sorduysam karşılığını alamadım, isminizi bile hatırlamıyorsunuz. Hafızanızı yitirdiniz.”  Devamla: ”Sizi buraya getiren kişide yok, siz şimdilik hastanede misafirimiz olun. Belediyeye anons yaptıralım, poliste araştırsın sizin kim olduğunuzu bulmaya çalışalım, hastanenin girişine resminizi asalım; resimdeki kişiyi tanıyan, danışmaya müracaat etsin, yazalım, belki tanıyan biri çıkar. ”Bir ay kadar beklediler, hiç kimse tanıyan çıkmadı. Kimsesizler yurduna yerleştirdiler. Poliste kendi çapında araştırma yaptı. Gazeteye resimli ilan verildi. İki ay sonra; Bir altmış boylarında, zeytin karası gözlü, siyah saçlı, sarışın tenli, şık giyinmiş bir bayan emniyet müdürlüğü binasından içeri girdi.

        Kendini tanıttı: ”İsmim Ayten.” Elindeki gazeteyi gösterdi: ”Bu şahsı tanıyorum. İsmi: Mutlu. Biz yan yana otururken ayağa kalkmak istedi, kalkarken ayağının biri kaydı, o yükseklikten düştü. Yüzüstü yatıyordu. Hiçbir kıpırdama olmadığı için öldü sandım bende korkudan oradan hızla uzaklaştım. Yaptığım çok yanlış bir hareket olduğunu biliyorum, oradan kaçtığım için vicdan azabı çektiğimden geri geldim.” Dedi. Polisle beraber kimsesizler yurdundan çıkardılar. Ayten Mutlu’nun elinden tuttu, tıpkı küçük çocuğun elinden tutar gibi. Beraberce evine gitmeye başladılar.

        Ayten: ”Burası benim evim, bir müddet beraber kalalım, belki bazı şeyleri hatırlatırım,” dedi.

        Mutlu:” Af edersin, siz kimsiniz? Benim kim olduğumu biliyor musun? Ben sizi tanımıyorum, lütfen bana kötülük yapmayın!” Dedi, bakışlarından kızdan ürkmeye başladı.

        Ayten kendi kendine nasıl bir yol izlemeliyim, ne gibi hareket ve konuşma yapmalıyım ki hafızasını geri getirebileyim, diye düşüncelere daldı. Uykudan uyanır gibi daldığı düşüncelerden uyandı. Mutlu’nun yanına oturdu, elindeki resim albümünü dizlerinin üzerinde sayfaları çevirmeye, beraberce çekildikleri fotoğrafları gösteriyor, ne kadar yakın olduklarını anlatıyor, onun düşünmesini, bir şeyler söylemesini bekliyordu. Günler bir bir ilerliyordu. Fakat elle tutulur bir ilerleme kaydedemedi. Acaba korkutsam, korku anında belleği yerine gelir mi? Ya da kafasına yumuşak bir cisimle vursam, diye fikir üretmeye başladı. Fakat bir yandan da daha beter olursa diye korkuyordu.

       Sabah uyandılar, beraberce devlet hastanesine gittiler. Mutlu’yu tedavi eden doktor Edis beye denk geldiler.

      Edis bey: ”Hoş geldiniz! Hanım efendi bu beyefendiyi tanıyor musunuz?”

     Ayten: ”Mutlu benim erkek arkadaşım oluyor. Biz yan yana otururken, bir ara bana bir şey gösterecekti, kalkarken sağ ayağı toprak zeminde kaydı, dengesini kaybetti tutamadım, yüksek yerden kafa üstü düştü, yüzüstü yerde öylece kaldı, hiç hareket yoktu, çok korktum, öldüyse sen öldürdün diye iftira atarlar diye oradan kaçtım. Ancak vicdan azabı çekmeye başladım. Gazetede arama ilanını görünce dayanamadım, emniyet müdürlüğüne gittim, kimsesizler yurdunda buldum. Bir taraftan sevinirken, bir taraftan durumundan dolayı çok üzülüyorum. Sizden ricam ne gibi yol izlemeliyim. Tavsiyelerinize ihtiyacım var.” Dedi.

         Edis bey: ”Yazacağım ilaçları zamanında aksatmadan vermenizi, geriye dönük birlikte sevinçli ve hüzünlendirici söz ve hareketlerde bulunmanızı tavsiye ederim,” dedi. Eczaneden ilaçları aldılar, evin yolunu tuttular. Ayten ona baktıkça üzülüyor, için için ağlıyordu. Çünkü onu çok seviyordu. Düşme anı gözlerinin önünden bir türlü gitmiyordu. Ona sarılmak kokusunu içine çekmek istiyordu, ancak Mutlu ona karşı soğuk davranıyor, bilmeden,” bana zarar vermeyeceksin,” diye sürekli tekrarlıyordu.

        O gün karar verdi. Ayten oturduğu yerden kalktı. Mutlu’nun oturduğu kanepe geldi oturdu, aniden Mutlu’ya sarıldı:” Beni affet sevgilim sana yardım edemedim, seni çok seviyorum Mutlu’m, ben sana aşığım, bu durumdan beraberce kurtulacağız, inan bana sevgilim,” dedi ve hıçkırıklarla ağladı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar ÖRKELİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.