Gerçekten de Pahalılık Yok mu?

Demek ki trol dedikleri kitle bunlar oluyormuş. Sosyal medyada siyahı  beyaz, haklıyı haksız, çirkini güzel olarak  göstermeyi  görev edinen bu yurttaşlarımız arasında yakından tanıdığımız dostlar da var. Hatta hiç ümit etmediğim, bu türlü çabalar ve yanıltmacalarla bir arada hiç düşünemeyeceğim dostlarım da var. İnanın ki onları bu türlü çabalar içinde görünce çok büyük bir  üzüntü duyuyorum. “Neden” diye sormaktan de kendimi alamıyorum. Sırf sempati duyduğu lideri, iktidarını sürdürsün, sempati duyduğu siyasi  parti seçim kazansın diye halkı aldatmaya yönelik paylaşımlar yapmak, üstelik her zaman İslamı referans alan ya da aldığını söyleyen kişiler için ayıp ve günah değil midir?

***

Sevgili okuyucu, eskiden futbol takımlarımızın fanatik izleyicileri siyasi parti  taraftarlarına örnek olarak gösterilirdi. Her pozisyonda kendi takımının haklı olduğunu iddia eden, hakemin her pozisyonda adaletli değil de kendi tuttuğu takım lehine karar vermesini bekleyen taraftarlar vardır.

Siyasi partilerin de böyle her konuda partisini ve parti yöneticilerini aklayıp yücelten taraftarlara “futbol takımı tutar gibi parti tutmayın kardeşim,  biraz objektif olun…” gibisinden eleştiriler yapılırdı. Şimdi iş tersine döndü. Fanatik futbol taraftarları bile takımlarını eleştirecek sağduyu ve olgunluğu gösteriyorlar da siyaset insanları buna cesaret edemiyorlar.

Onlara göre devlet büyüklerimiz asla hata yapmazlar ve  eleştirilemezler. Yoksa…

***

Çok kıymetli  Ak Partili bir dostum yine sazı eline almış, başlamış döktürmeye.

On sene önce asgari ücretle şu kadar litre benzin alınırmış da, şimdi şu kadar alınıyormuş. Yine elektrik fiyatlarından falan örnekler vermiş.

Yani artık devletimizi yönetenler, yani Ekonomiden Sorumlu Bakanımız ve hatta Sayın Cumhurbaşkanımız bile pahalılığı kabul edip bunun için zincir marketleri ve de stokçu bazı çevreleri suçlarken, bu ve bunun gibi dostlarımızın aksini iddia etmeleri kraldan çok kralcılık değil midir?

Halbuki kralın çıplak olduğu artık herkesin görebildiği bir gerçek.

Kardeş, sizin tuzunuz kuru olabilir. Birkaç yerden birden sabit gelirleriniz ve ticari gelirleriniz olabilir. Ama bu ülkede herkesin durumu sizin gibi değil. İnsanlar fırınlarda bayat ekmek kuyruklarına giriyorsa o benzin hesaplarının pek de kıymeti yok diye düşünüyorum.

Bana şu geçip gitmekte olan yaz mevsiminde kuru fasulyenin, etin, yağın ve turfanda olmayan fasulye, börülce, bamya gibi sebzelerin, lokantalarda bir tas çorbanın, bir tabak sebze yemeğinin fiyatından söz edin.

Hatta o kadar uzun etmeden, ev kiralarından söz edin. O dediğiniz yıllarda ev kirası asgari ücretin  ne kadarıyla karşılanıyordu, şimdi durum nedir?

Son söz; Vermiş olduğunuz benzin örneği ne kadar doğru bilmiyorum da, otomobiller de ateş pahası olmuş. Benzin almak için önce otomobil almak gerekir. Onların vergileri zaten çılgın rakamlar da, ben otuz yaşındaki aracımın zorunlu sigorta bedelini bile ödemekte güçlük çekiyorum. Geçen seneyle bile kıyasladığımızda inanılmaz bir fark var.  Duyduğuma göre araçlarını kasko yaptıranların sayısı giderek azalıyormuş. Çünkü çok pahalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.