Komşularla Sıfır Problem

Bakınız, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk boşuna vasiyet etmemiştir; Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” diyerek savaş görmüş ve de ülkesinin mağlup olup parçlandığı bir savaşta bile hiç mağlup olmamış bir asker olarak savaşın ne kadar kötü olduğunu, ancak vatan savunması ve de milletin bekası için savaşa girilebileceğini bize bu sözüyle vasiyet ederken siyaset adamlarına da çok değerli bir deneyim aktarmıştır. Halkın refahı ve mutluluğu ancak içeride huzur, dışarıda ise komşularımızla iyi geçinerek sağlanır. Buna benzer bir hedefi  zamanında Ak Parti de koymuş, “bunu da “komşularımızla sıfır problem” diye ilan etmişti.

Demek ki, bilmek  ve niyet etmek de yetmiyor. İstemek ve isteği gerçekleştirmek için çaba göstermek gerekiyor.

***

Sayın Cumhurbaşkanımızın kullanırken zevk aldığını düşündüğüm bir sözü beni üzüyor ve endişe etmeme neden oluyor.

“Bir gece ansızın gelebiliriz…”

Allah aşkına, bu sözün  ülkemize, askerimize, milli güvenliğimize ne yararı var? Hangi yararları sağladık ve sağlamayı ümit ediyoruz?

Bu sözü  daha önce güney sınırlarımızın dışındaki  terör örgütleri için söyledik. Korkup silah  mı bıraktılar? Tam aksine, baskına hazırlıklı olup  şehitler vermemize neden olundu.

Elbette ki gideceksen gidersin, vuracaksan vurursun. Bunu evvelden yedi  cihana duyurmanın anlamı ve de yararı nedir ki?..

***

Türkiye ve Yunanistan arasında anlaşmazlıklar olduğu herkesin malumudur. Ancak, biz Kıbrıs barış Harekatını saymazsak  yüz yıldır bu anlaşmazlıklar sürüyor ve çok şükür bir çatışma olmadan diplomasinin diliyle bu barış süreci bugüne kadar sürdürüldü. Tehdit en zayıf rakibi  bile tehdit eder.

Ben iki ülke insanının bir çatışma istemediğini, bir savaş ihtimalinden endişe duyduklarını düşünüyorum. Yüz yıl önce yaşananların artık yüz yıl öncesinde kalması  gerektiği aklıselim sahibi Türk ve Yunan halkının ortak dileğidir diye düşünüyorum.

Bakınız, Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında gerilimin en üst düzeyde olduğu günlerdeydik. Yurt dışına giderken her zaman yaptığım gibi, Bulgaristan yerine Yunanistan güzergahını seçtim. İpsala Sınır Kapısından geçip de Yunanistan tarafında gümrük işlemlerimi  yaptırırken saat gecenin biri falan olmuştu. Orada görevli bir Yunan memur hanım aracımda  yer varsa kendisini  de Aleksandrapolis’e (Dedeağaç) bırakıp bırakamayacağımı sordu.Araçta beş kişi olduğumuz için kabul edemedim. Ama onun o güven ve rahatlığına hayran olmuştum. İki ülke siyasetçileri  sürekli tehditler savururken ve de basın yayın organları adeta ateşe  benzinle giderken bu genç hanım gecenin bir yarısında aracıma yolcu olmak istemişti.

Bu olayı Almanya’da iş yerimdeki arkadaşlara anlattığımda kulak misafiri olan bir Yunan bayan işçi hemen söze girdi.

“Biz zaten düşmanlık istemiyoruz. Her şeyi politikacılar yapıyor. Onlar bizi düşman ederek oy toplamak istiyorlar…”

***

Sevgili okuyucu, belki  de hem dünün, hem de bugünün özeti bu sözler diye düşünüyorum. Değer mi derseniz, bana göre değmez. Bu nedenle de diplomasiye daha fazla zaman ayırıp, her kafadan bir ses çıkmasına engel olmak ve de konuşurken sevgi diline özen göstermek doğru olur diye düşünüyorum. Bakınız, bizde Cumhurbaşkanımızın dışında İç İşleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, Dış İşleri Bakanımız başta olmak üzere herkes konuşuyor. Bazen susmak da diplomatik bir meziyettir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.